Kısır Bir Döngü
TEMMUZ Sayı: 30 - Mart 2019

gri adamlara…

Gözlerinizin içine bakan bu adamın gözlerindeki parıltıdan size değer verdiğini düşünüyorsunuz. Konuşurken heyecanla konuşuyor, siz daha sormadan merak ettiklerinizi açıklayan, söyleyeceklerinizi ağzınızdan alan bu adamın ne kadar cana yakın olduğunu düşünüp ona olan sevginiz artıkça artıyor. Görüyorsunuz ki, sizi merak ediyor, size sorular soruyor. Bu ilginin en bariz göstergesidir. Bir kere biliyorsunuz ki, o sadece sizin sorduklarınıza cevap verip, elini göbeğinin üstünde bağlayıp, dudaklarını kapatan sıkıcı tiplerden değil. Onunla ilişkinizi geliştirebileceğinizi haklı olarak düşünüyorsunuz. Daha yakın olmak, daha çok görüşüp, buluşmak artık bu ilişkinin, bu arkadaşlık ağının hakkı olduğunu biliyorsunuz.

Bir çay daha… Sonra daha uzun sohbetler için mekân ve zaman ayarlamalar. Sonra bir dönme dolaptaymışçasına kısır döngünün içinde dolanıp durmalar. Aynı sorular ve aynı cevapları tekrar tekrar işitmeye alışmak. Onun hayatına detaylı bir şekilde nüfuz etmek için biraz kendinizden söz ediyorsunuz. Neler yaptığınızdan ve nelerle meşgul olduğunuzu anlatıp, onun gözlerindeki dikkatten cesaret alarak ayrıntılarıyla hayatınızı deşifre etmeye devam ediyorsunuz. Bununla onun bir parçası, onun ise sizin bir parçanız olacağı düşüncesiyle bütünleşmeler başlıyor.

Biraz sıkıldı mı ne? Aklınızda şüpheler belirmeye başlıyor. Artık susmalar ve konuşmaların terazisi aynı değil. Biri daha fazla konuşup diğeri dinledikçe ortada bir dengesizliğin, bir uyuşmazlığın başladığını düşünmemek elde değil. Bu yüzden şüphelerinizle birlikte, ona karşı duygu ve düşüncelerinizin değişimi sizi korkutuyor. Artık çok da kasmamak gerektiğini anlamak ve kendinizi parçalamanın yaşamdan aldığınız tecrübeyle gereksiz olduğunu görüyorsunuz. Ortada suni, sanılan bir arkadaşlığın farkına varmak, çok uzun sürmüyor, fakat karşınızdaki bu türün farklı bir albenisi var. Dengesizlik artsa dahi ona karşı olan ilginiz azalmıyor.

Bir anda ayağa kalkıyor. Yarım bıraktığı çayına aldırış etmeksizin uçağa yetişmek zorunda olduğunu ve arayacağını söyleyip, hiçbir şeyini unutmadan gözlerden kaybolması artık sizi şaşırtmıyor. Zira bu anı defalarca onunla yaşadığınızı hatırlıyorsunuz birden. Kendini seven ve kendisiyle ilgili olan hiçbir detayı unutmayan bu adamın, hayatında hiçbir insanın masadaki vazodan farksız olduğunu biliyorsunuz. Buna karısının, çocuklarının ve hatta yıllardır bir kez olsun arayıp sormadığı anne ve babasının da dâhil olduğunu bildiğinizden, size karşı hızlıca gelişen ve hızlıca sönen merakın, ilginin, heyecanın, yakınlaşmanın bir anda sönmesi ve yeniden en sevdiğini, kendisini hatırlaması, belki de ona yapacağınız en büyük iyilik oluyor. Zira biliyorsunuz ki, o sürekli yanan bir lambayı sevmez.

O gittikten sonra arkasından sevgiyle “ne adam ama?” demeden edemiyorsunuz. Ruhunuzu okşayıp, mayıştıran, sonra aniden sizi ortada bırakan ama bunu hayat boyu sürekli tekrarlayacağını bildiğiniz bu adama kızamıyorsunuz. O her halükarda kendisini ilgilendiren ve önem sırasında sürekli size yer değiştiren evreninde eğer bir gün yine yolu düşerse, sizinle hayatta sanki sizden başka hiçbir dostu yokmuşçasına cana yakın kucaklaşmalar, sorular, meraklar vs. ile baştan çıkartıp aynı dönme dolaba bindireceğinden artık hiç kuşkunuz yok. Zira bunu onunla defalarca yaşadınız.

Serkan Akın Arşivi