İslam dünyası, bugüne nispetle daha bir bütünken çeviri olgusu bu kadar yaygın ve etkin değildi. Modern zamanlardaki Arapçadan Türkçeye çeviri hareketini, Mehmed Âkif’in Sırât-ı Müstakîm ve daha sonra Sebîlürreşâd’da Muhammed Abduh (1 Ocak 1849-11 Temmuz 1905), Abdülazîz Çâvîş (31 Ekim 1876-25 Ocak 1929), Muhammed Ferîd Vecdî (1878-1954) gibi ilim ve fikir adamlarından yaptığı tercümelerle başlatmak mümkündür. Bunların bir kısmı daha sonra kitaplaşmıştır. Ancak bu çeviriler büyük ölçüde fikrî, siyasî alanla sınırlı kalmıştır. Dünyanın birçok dilinden Türkçeye yapılan edebî çevirilere oranla Arapça edebî eser sayısı, az kelimesiyle bile nitelendirilemeyecek düzeydedir. Bunun arkasında ülkemizin içinde bulunduğu siyasî, kültürel sebepler zikredilebilir. Bu durumu, belki kültürel iktidar ile izah da edebiliriz. Ancak sadece kültürel iktidar’a bağlarsak, yanlış yapmış oluruz.
Arap dünyasının kültür, sanat ve edebiyatını, büyük ölçüde Mısır’ın, Mısırlıların belirlediği bilinen bir gerçektir. Taha Hüseyin (1889-1973), Tevfîk Hakîm (ö. 27 Temmuz 1987), Necîb Mahfûz (11 Aralık 1911- 30 Ağustos 2006), bu isimler arasındadır. Mısır dışından Nizâr Kabbânî (1923-1998), Adonis (Ali Ahmed Said Eşber) (d. 1 Ocak 1930) (Suriye), Bedr Şâkir Seyyâb (1926-1964) (Irak), Mahmûd Dervîş (13 Mart 1941-9 Ağustos 2008) (Filistin), Ali Ahmed Bâkesîr (1910-10 Kasım 1969) (Yemen) gibi isimleri sayabiliriz.
Yukarıda ismini zikretmediğimiz ancak önemli bir yazar daha vardır: Necîb Kîlânî. 1 Haziran 1931 doğumlu olan yazar, meslek olarak tıp doktorudur. Türkiye’deki kültürel iktidarın kendisini görmemesinin temel sebebi, İhvân-ı Müslimîn (Müslüman Kardeşler) mensubu olmasıdır.1 Daha ilk gençlik yıllarından beri İhvân’la olan ilişkisi, onu sosyal, kültürel, siyasal çalışmaların içine çekmiştir. Bu da Cemal Abdunnâsır rejiminin onu hedef tahtasına koymasına yol açmıştır.
26 Ekim 1954 tarihinde İskenderiye’de Abdunnâsır’a yapılan suikastın İhvân’a fatura edilmesi sonucunda birçok İhvân mensubu gibi o da mahkemede yargılandı, 1955’te on yıl hüküm giydi. İşin ilginç tarafı şu ki, bu hapishane onun yazarlık hayatının başlangıcı oldu. Burada, kendi ifadesine göre, sekizden fazla eser kaleme aldı.2 Eğitim Bakanlığı’nın düzenlediği yarışmada et-Tarîku’t-Tavîl adlı romanı, birinci geldi (1957). Kîlânî, verilen izinle hapishaneden çıkıp ödülünü aldı. Sağlık sorunları sebebiyle 1958’de serbest bırakıldı. Hapisten çıktıktan sonra eğitimini tamamladı. 1952 yılında başladığı Tıp Fakültesi’ni,1959’da bitirdi. Bu esnada muhtelif eserler yayınladı. 1965’te bir daha tutuklandı. İki yıl sonra, 1967’de salıverildi. Yazar, 1955 ile 1966 yılları arasında, yedi değişik hapishanede yattığını ifade etmektedir.3 1968’de Kuveyt’e gitti, orada çalıştı. Daha sonra mesleğini Birleşik Arap Emirlikleri’nde sürdürdü. Burada sağlık bakanının baş müşavirliğini yaptı. Çeşitli sağlık kurumlarının sorumluluğunu üstlendi. Tıpla ilgili eserlerini burada kaleme aldı.4 1992 yılında emekli oldu. Mısır’a döndü, pankreas kanserine yakalandı, tedavi gördü. Hastalığının tedavisi için Suudi Arabistan’a gitti. Riyâd’da ihtisas hastanesinde bir yıl tedavi gördü.5 6 Mart 1995 günü Tanta hastanesinde vefat etti.
Tashih:
Yazarın adıyla ilgili bir yanlışa işaret etmek istiyoruz. Türkçeye tercüme edilen eserlerinde adı, genelde Necip Kiylânî bazen de Necip Kıylânî şeklinde yazılmıştır. Arapça olan Necip ismi günümüzde, Latin harfleriyle yazıldığında p harfi ile yazılmaktadır. Ancak eskiden yaşamış veya Arap birinin adı söz konusu olduğunda bunun Necîb şeklinde yazılması, fonetik açıdan daha uygundur. Esas sorunlu olan, yazarın nisbesidir. Nisbesinin doğru yazılışı, Kîlânî’dir. Türkiye Diyânet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’nde de yazarın adı, bu şekilde yazılmıştır. Mısırlı diğer bir yazar Necîb Mahfûz’un adında da aynı karmaşa vardır. Kimi yayınevleri Necip, kimileri de Necib şeklinde yazmışlardır.
Türkiye ve Son Dönem Arap Edebiyatı
Ülkemizde günümüz Arap edebiyatına ait ürünler, yok denecek kadar azdır. Bu alandaki ilk önemli eser, Nuri Pakdil’in Fransızca’dan hazırladığı Çağdaş Arap Şiiri adlı güldestedir (Edebiyat Dergisi Yayınları, Ocak 1976). Şiir, güldeste demişken Nurettin Durman’ın Filistin Şiirleri Antolojisi’ni de analım (Anka Yayınları, 2001). Ortadoğu dendiğinde aklımıza nasıl hemen Filistin geliyorsa, Arap edebiyatı dendiğinde de aklımıza genelde Mahmud Derviş gelir. Bunun arkasında merhum şairin, direniş eksenli şiirler yazması yatmaktadır. 1988 yılında Necîb Mahfûz’a Nobel Edebiyat Ödülü verilmesi, özelde Mısır’daki edebî faaliyetlere, genelde ise bütün Arap edebiyatına yönelişe yol açtı. Ancak bu yöneliş, maalesef dinî ve İslamî hassasiyete sahip olan yazarlara ulaşamadı. Necîb Kîlânî, bunlardan biridir.
***
Necîb Kîlânî, romandan tiyatroya, şiirden hikâyeye, anıya kadar edebiyatın birçok alanında ürün veren velûd bir yazardır. Edebî ürünlerinin yanı sıra edebiyat teorisi, özellikle de İslamî Edebiyat teorisi konusunda da eserler kaleme almıştır. Mesleğiyle de ilgili kitaplar yazan Kîlânî’nin bu çalışmalarından Türkçeye tercüme edilenini göremedik.
Eserleri
Ülkemiz okuyucusu, doksan civarında eseri olan Kîlânî’yi ilk önce Cakartalı Kız ile tanıdı (Kitabın kapağında yazarın adı, Necip Elkîylânî şeklinde yazılmıştır) (Çev.: Ali Nar, Çığır Yayınları İstanbul 1977). Türkçedeki ikinci eseri, Kuzey Kahramanları’dır (Hikmet Yayınları, İstanbul 1980, çev.: Ali Nar). Ancak iki yıl sonra Necat Çavuş’un çevirdiği Türkistan Geceleri kitabı (Bürde Yayınları, İstanbul 1982), onun daha çok tanınmasını sağladı. Kitabın ikinci baskısını Petek Yayınları gerçekleştirdi (1984). Seksenli yılların ortalarında Türkiye’de esen bant tiyatrosu rüzgârında adı geçen eserin de buna dâhil edilmesi, Türkistan Geceleri’nin daha bilinir olmasını sağladı. Eser, sonraki yıllarda Özgün Yayıncılık etiketiyle okuyucuya sunuldu.
Necîb Kîlânî deyince, Türkiye’de aklımıza gelen isim, merhum Ali Nar’dır (1942-16 Temmuz 2015). Kendisi yazarın çeşitli kitaplarını dilimize kazandırmıştır. Ondan başka Necat Çavuş, Hasan Akay, Selahattin Hacıoğlu, Sezai Özel, Muhammet Tasa, Hüseyin Murat Arısal, Ahmet İyibildiren gibi isimler de onun kitaplarını Türkçeye tercüme etmişlerdir.
Doksan civarında kitabı olan Kîlânî’nin dilimize kazandırılan eserleri, görebildiğimiz kadarıyla şunlardır:
Cakartalı Kız (Çığır Yayınları, İstanbul 1977. Cakartalı Mücahide isimli çeviri de muhtemelen aynı eserdir: Beka Yayınları, İstanbul 1993), Kuzey Kahramanları (Hikmet Yayınları, İstanbul 1980), Türkistan Geceleri (Bürde Yayınları, İstanbul 1982), İlahi Nur (Hikmet Yayınları, İstanbul 1982), Uzun Yol (Petek Yayınları, İstanbul 1984), İslami Edebiyata Giriş (Risale Yayınları, İstanbul 1988), Yahudinin Kanlı Böreği (Vahdet Yayınları, İstanbul 1990. Yahudinin Kanlı Çöreği adıyla basılan tercüme de büyük ihtimalle aynı kitaptır: Elif Yayınları, İstanbul 2003), Hürriyet Uğruna, (Beka Yayınları, İstanbul 1991. Hürriyet Çığlığı da muhtemelen aynı kitabın çevirisidir. Uysal Kitabevi, Konya 1996), Ömer Kudüs’te, (Beka Yayınları, İstanbul 1992), Acıyı Kalbime Gömdüm, (Beka Yayınları, İstanbul1993), Sevginin Bedeli, (Beka Yayınları, İstanbul1993), Şafak Akıncıları, (Esra Yayınları, Konya 1996), Kara Gölge (Gonca, İstanbul 1998), Uykusuz Geceler, (Elif Yayınları, İstanbul2003), Gece ve Demir Parmaklık, (Uysal Kitabevi, Konya), Hiradan Doğan Güneş, (Beka Yayınları, İstanbul).
Yazarın et-Tarîku’l-Tavîl, Ellezîne Yahterikûn, el-Yevmü’l-Mev’ûd, Leylü’l-Abîd gibi eserleri televizyon ve sinemaya uyarlanmıştır.
Bir edebiyat teorisyeni olarak Necîb Kîlânî
Yukarıda yazarın İslam dünyasında yirminci yüzyılın en önemli hareketi olan İhvân-ı Müslimîn ile olan irtibatından bahsetmiştik. Adı geçen teşkilatın varlık sebebi, İslam’ın hayatın bütün alanlarında egemen kılınması idi. Üyeleri ve bağlıları arasında bu bağlamda teori ve düşünce geliştiren birçok şahsiyet vardır. Kîlânî, Müslümanca edebî eser üretmenin alt yapısıyla, nazariyatıyla uğraşan ilk edebiyat adamıdır, desek yanlış söylemiş olmayız. O, sadece edebî eser yazmakla yetinmemiş, aynı zamanda işin teorisiyle de uğraşmıştır. Adaşı Necîb Mahfûz’un kendisi hakkında söylediği şu söz, bu konuda oldukça önemlidir: “Şüphe yok ki, Necîb Kîlânî şu an İslamî Edebiyat’ın teorisyenidir.”6 Bir edebiyat adamının, edebiyatın çeşitli alanlarının yanı sıra işin teorisi üzerine de yazması, yaptığı işe verdiği önemi gösterir.
Onun bu konuya eğilmesinin arka planı şöyledir: İslamî Edebiyat konusuna ilk dikkat çeken kişi, Hindistanlı âlim, mütefekkir ve edebiyat adamı Ebü’l-Hasen Nedvî (24 Kasım 1914-31 Aralık 1999), Şam’da gerçekleştirilen Arap Bilim Kongresi’ne üye seçildiğinde burada bir konuşma yapmış, İslamî edebiyat ve sanatın kurulması çağrısında bulunmuştur. Bu çağrıya karşılık olarak Seyyid Kutub, et-Târîh: Fikra ve Minhâc adlı bir makale kaleme almıştır. Onun ardından kardeşi Muhammed Kutub, Türkçeye İslamda Sanat Düşüncesi adıyla çevrilen eserini yazmıştır. Bir sonraki kitap, yazarımız Dr. Necîb Kîlânî’nin elinden çıkmıştır: el-İslâmiyye ve’l-Mezâhibü’l-Edebiyye (1963). Kîlânî bu eserinde, İslamî bir bakış açısını takip etmiştir.7
O, kendisiyle yapılan bir konuşmada İslamî Edebiyatı şöyle tanımlamıştır: “Güzel ve sanatsal bir ifade çerçevesinde İslâmî bakış açısıyla insan, evren, hayat ve ilişkilerini konu edinir.”8 Aynı konuşmada 1959’da İslâmî Edebiyat konusunu ciddiyetle ele almayı düşündüğünü, el-İslâm ve’l-Mezâhibü’l-Edebiyye kitabının yanı sıra birkaç makale de yazdığını ifade etmekte, aynı yıl kaleme aldığı et-Tarîk ilâ İttihâdİslâmî adlı eserinde İslâmî Edebiyat birliğinin kurulmasının öneminden bahsettiğini söylemektedir.9
Kîlânî’nin bu konuda yazdıklarını şöyle sıralayabiliriz: el-İslâmiyye ve’l-Mezâhibü’l-Edebiyye (Beyrut 1401, 1985, 1987), Havle’l-Mesrahi’l-İslâmî (Beyrut 1406, 1985, 1987), Rıhletî mea’l-Edebi’l-İslâmî (Beyrut 1985), Âfâku’l-Edebi’l-İslâmî (Beyrut 1406, 1407), Medhal ile’l-Edebi’l-İslâmî (Kahire 1407; İslâmî Edebiyata Giriş, çev.: Ali Nar, İstanbul 1988), et-Tecribetü’z-Zâtiyye fi’l-Kıssati’l-İslâmiyye (Beyrut 1412, 1991), Havle’l-Kıssati’l-İslâmiyye (Fi’l-Kıssati’l-İslâmiyye) (Beyrut 1992), Edebü’l-Etfâl fî Dav’i’l-İslâm (Beyrut 1996).
Kîlânî ve İslamî Duyarlılık
Necîb Kîlânî’nin eserleri, Türkçe hâricinde İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Rusça, Çince, Farsça, Urduca, Endonezyaca, Bengalce, İsveççe gibi dillere çevrilmiştir. Yazarın romanlarında tarihten ve günümüzden seçtiği konularda İslamî duygu, düşünce ve duyarlılığı öne çıkardığı görülür. Ümmet bilinci ve İslam kardeşliği, Müslümanların karşı karşıya kaldığı siyasal, toplumsal, kültürel sorunlar, Kîlânî’nin daima önemsediği, dolayısıyla işlediği konular arasındadır. Onun dünyası, Mısır ve Arap âleminin sınırlarını aşmış, bir yandan Doğu Türkistanlı kardeşlerini (Türkistan Geceleri), öte yandan Endonezyalı dindaşlarını (Cakartalı Kız) kuşatmıştır. Nijeryalı Müslümanlara duyarsız kalmazken (Kuzey Kahramanları), Sırpların ve Avrupalıların Bosna’daki cinayet ve katliamlarına (Habîbetî Sarayefo) tepki göstermiştir. Etiyopya’daki Müslüman halkın durumunu ise, Kara Gölge romanında dile getirmiştir. Onun için genelde edebiyat, özelde roman, İslam’ın, Müslümanların sesi soluğudur. Filistin ve Kudüs, onda derin bir yere sahiptir. 1954 yılında Tıp Fakültesi’nde okurken izcilik kulübüyle Kıbrıs, Lübnan, Suriye, Ürdün ve Filistin’i gezmiş, Kudüs’ü, Beytüllahim’i, Halil’i görmüştür.10 Ta o günlerden içine Kudüs sevdası, Mescid-i Aksâ sevdası düşmüştür. Bu sevda ona, Ardu’l-Enbiyâ, Ömer Kudüs’te gibi romanları yazdırmıştır.
***
Yukarıda Necîb Kîlânî’nin velûd bir yazar olduğundan söz etmiştik. Onun bu üretkenliği Mısır içinden ve dışından çeşitli ödüllerle tescillenmiştir. İlk ödülünü hapisteyken Eğitim Bakanlığı’ndan aldığını biraz önce ifade etmiştik. Şimdi yazara verilen bu ödülleri zikredelim.
-Pakistan’ın milli şairi Muhammed İkbal hakkında yazdığı İkbâl: eş-Şâir es-Sâir (İkbâl: Devrimci Şair) eseriyle
-Eğitim Bakanlığı’ndan psikolojik ve toplumsal araştırmalar alanında el-Muctema’ el-Marîd (Hasta Toplum) kitabıyla
-Eğitim Bakanlığı’ndan biyografi alanındaki Şevkî fî Rakbi’l-Hâlidîn kitabıyla
-Eğitim Bakanlığı’ndan roman alanında fi’z-Zalâm romanıyla
-eş-Şübbânü’l-Müslimîn dergisinin kısa öykü yarışmasında aldığı ödül (1959)
-Dr. Tâhâ Hüseyin adına verilen altın madalya ödülü (1959)
-el-Yevmü’l-Mev’ûd romanına verilen sanat ve edebiyat ödülü
-Mecmau’l-Luğati’l-Arabiyye’nin (Arap Dil Kurumu) Kâtilü Hamza (Hamza’nın Katili) romanına verdiği ödül (1972)
-Pakistan devlet başkanı merhum şehid Ziyaülhak tarafından verilen Filozof Şair Muhammed İkbâl Altın Madalyası (1978)
***
Her yazarın beğendiği, etkilendiği edebiyatçılar, fikir adamları vardır. Necîb Kîlânî, kendisiyle yapılan bir mülakatta11, hangi edebiyatçılardan etkilendiği sorusuna verdiği cevapta şu isimleri zikretmektedir: Pakistanlı Muhammed İkbal, Ahmed Şevki, Dostoyevski. Tevfîk Hakîm ile Ahmed Bâkesîr’i okumaktan mutluluk duyduğunu belirtmektedir. Tesirinde kaldığı kişilerden bahsederken Muhammed İkbâl’i ilk sırada sayan Kîlânî, onu daha önce tanımadığına hayıflandığını, hakkında yazılan her şeyi araştırdığını, onun Darb-i Kelîm’ini (Arapçası: Darbü’l-Kelîm, Arapçaya çev.: Abdülvehhâb Azzâm) okuduğunda, onun aklını ve vicdanını ele geçirdiğini söylemektedir. İkbâl hakkında yazdıkları, onun bu ilgi ve alakasının sonucu olsa gerektir. İkbal’in şiirlerini 1956-1957 yıllarında okuduğunu söyleyen Dr. Necîb, onun İslamiyet’i konu edinen bir edebî türe işaret ettiğini belirtmektedir.12 Yazar, Şevki’nin şiirinden yola çıktığını ve hakkında bir kitap yazdığını söylerken Dostoyevski’yi en büyük romancı olarak görmektedir.
Türkçede Kîlânî üzerine yapılan çalışmalar
İslami edebiyatın bu mühim ismi ve eserleri üzerinde maalesef bir iki örnek dışında ne genel, ne de akademik düzeyde çalışma vardır. Eserleri 70’lerin sonundan beri Türkçeye tercüme edilen Necîb Kîlânî, hak ettiği ilgi ve alakayı maalesef görmemiştir. Bu yazının kaleme alınmasının temel sebebi de budur.
Tespit edebildiğimiz kadarıyla yazar ve eserleri hakkında iki yüksek lisans tezi yapılmış, iki de akademik makale kaleme alınmıştır.
Tezler: Fatma Betül Beyca, Necip el-Kilani Hayatı-Eserleri ve 20. Yüzyıl Arap Edebiyatı’ndaki Yeri, YL., Marmara Üniversitesi SBE, Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı, Arap Dili Ve Belagatı Bilim Dalı, İstanbul 2008; Ercan Baran, Üç Mısır Romanında Cemâl Abdunnâsır Dönemi (el-Kernek, Tilke’r-Râiha, el-Leyâli’t-Tavîle) YL., Ankara Üniversitesi, SBE, Doğu Dilleri Ve Edebiyatları Anabilim Dalı, (Arap Dili Ve Edebiyatı), Ankara-2015, (Tezi oluşturan üçüncü kitap el-Leyâli’t-Tavîle, Necîb Kîlânî’nin romanıdır).
Makaleler: Muhammet Tasa, Necîb el-Kîlânî‟nin Talâ’i‘u’l-Fecr Adlı Romanı, NüshaŞarkiyat Araştırmaları Dergisi, sayı: 22, 2006, syf. 81-94; Halil İbrahim Şanverdi, Necib el-Kîlânî'nin “Kâtilu Hamza” Adlı Romanı Üzerine Bir Tahlil Denemesi, Uluslararası Kültürel ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, C. 2,Özel Sayı: 1, 2016, syf. 43-55.
Bunların dışında İLEM İslamcı Dergiler Projesi’nde (http://idp.org.tr/) yaptığımız araştırmada karşımıza sadece yazarın Türkistan Geceleri romanı hakkında yazılan bir yazı çıkmıştır (Büşra Toprak, Türkistan Geceleri, Genç Birikim, yıl 5, sayı 47, syf. 41-42).
Yazarla yapılan iki konuşmanın da Türkçeye aktarıldığını belirtmekte fayda vardır. Bunların ilki, el-Harasul-Vatanî’den tercüme edilip İslâmî Edebiyat dergisinde,“İslâmî Edebiyat Evrensel Bir Edebiyattır” başlığıyla yayınlanmıştır (Çev.: Kazım Ürün, yıl: 1993 İstanbul, sayı: 19, syf. 8-10). Diğeri ise, Muhammed Hayr Ramadân Yûsuf’un hazırladığı kitaptan Hikmet Akpur’un yaptığı çeviridir: “Necîb el-Kiylânî (Müslümân Romancıların Reisi)”.13
***
Bu yazıda vefatının seneyi devriyesi münasebetiyle ele almaya çalıştığımız Dr. Necîb Kîlânî, İslam dünyasında edebiyat ve düşünce alanında önemli bir yer tutmaktadır. Müslümanca duyuşun, düşünüşün, yazışın nasıl olması gerektiği konusunda bize ufuk açmıştır. Geniş coğrafyamızda onun gibi başkaları da vardır. Ancak içinde bulunduğumuz duyarsızlık, ilgisizlik, sınırlılık gönül ve zihin dünyamızın genişlemesini engellemektedir. Bu kısırlığın, bu kabızlığın yok olmasının hepimizin gayretine bağlı olduğunu hatırlatarak kendisini rahmetle anar, tercüme edilmeyen diğer eserlerinin de Türkçeye çevrilmesini dilerim.
Kaynakça:
Abdurrahman Rafet Başa, “Edebiyat ve Eleştiride İslami Bir Ekole Doğru”, (çev.: Emrah Zayi), Hilal, sayı: 239-240, Aralık-Ocak 1982-1983.
Hâlid Fehmî Ebü’l-Hasen Cemâl, Meâzin min Beşer, Dâru’l-Beşîr Mısır 2016.
İsmail Durmuş, Necîb el-Kîlânî, https://islamansiklopedisi.org.tr/kilani-necib
Muhammet Tasa, Necîb el-Kîlânî‟nin Talâ’i‘u’l-Fecr Adlı Romanı, NüshaŞarkiyat Araştırmaları Dergisi, sayı: 22, 2006.
Necîb Kîlânî, Müzekkirâtü’d-Duktûr Necîb el-Kîlânî, ys., ts.
Necib el-Keylânî, “İslâmî Edebiyat Evrensel Bir Edebiyattır”, (İslâmî Edebiyat, çev.: A. Kazım Ürün, yıl: 1993 İstanbul, sayı: 19).
https://www.academia.edu/9807944/Necib_el_Kiylani_%C4%B0le_Yap%C4%B1lan_Son_R%C3%B6portaj
http://www.academypublication.com/ojs/index.php/tpls/article/view/tpls060613151322/780
https://www.academia.edu/9807944/Necib_el_Kiylani_%C4%B0le_Yap%C4%B1lan_Son_R%C3%B6portaj
http://adabislami.org/p/najeebkelani.pdf
http://www.gaberkomeha.com/%D9%85%D8%B9-%D9%84%D9%85%D8%AD%D8%A7%D8%AA-%D9%86%D8%AC%D9%8A%D8%A8-%D8%A7%D9%84%D9%83%D9%8A%D9%84%D8%A7%D9%86%D9%8A/
Dipnotlar:
1- Dr. Câbir Kumeyha, onun İhvân’a yönelişinin temelinde üç unsur olduğunu ileri sürmektedir: İhvân’ın Filistin’deki işgal karşıtı savaşa, cihada olan yoğun ilgi ve katılımı, yazarın ilk şiiri en-Nûr beyne Eyâdînâ’nın İhvân’ın dergisinde yayınlanması ve İmam Hasan Bennâ’nın 1949 Şubat’ında şehid edilmesi.
http://www.gaberkomeha.com/%D9%85%D8%B9-%D9%84%D9%85%D8%AD%D8%A7%D8%AA-%D9%86%D8%AC%D9%8A%D8%A8-%D8%A7%D9%84%D9%83%D9%8A%D9%84%D8%A7%D9%86%D9%8A/
2- https://www.academia.edu/9807944/Necib_el_Kiylani_%C4%B0le_Yap%C4%B1lan_Son_R%C3%B6portaj
3- Necîb Kîlânî, Müzekkirâtü’d-Duktûr Necîb el-Kîlânî, ys., ts., syf. 436.
4- İsmail Durmuş, Necîb el-Kîlânî, https://islamansiklopedisi.org.tr/kilani-necib
5- Muhammet Tasa, Necîb el-Kîlânî‟nin Talâ’i‘u’l-Fecr Adlı Romanı, NüshaŞarkiyat Araştırmaları Dergisi, sayı: 22, 2006, syf. 82.
6- Hâlid Fehmî Ebü’l-Hasen Cemâl, Meâzin min Beşer, Dâru’l-Beşîr Mısır 2016, s. 160.
7- Abdurrahman Rafet Başa, “Edebiyat ve Eleştiride İslami Bir Ekole Doğru”, (çev.: Emrah Zayi), Hilal, sayı: 239-240, Aralık-Ocak 1982-1983, syf. 62.
8- Necib el-Keylânî, “İslâmî Edebiyat Evrensel Bir Edebiyattır”, (İslâmî Edebiyat, çev.: A. Kazım Ürün, yıl: 1993 İstanbul, sayı: 19, syf. 10).
10- Necîb Kîlânî, Müzekkirâtü’d-Duktûr Necîb el-Kîlânî, syf. 150 ve devamı.
11- https://www.academia.edu/9807944/Necib_el_Kiylani_%C4%B0le_Yap%C4%B1lan_Son_R%C3%B6portaj
12- Necib el-Keylânî, “İslâmî Edebiyat Evrensel Bir Edebiyattır”, (İslâmî Edebiyat, çev.: A. Kazım Ürün, yıl: 1993 İstanbul, sayı: 19, syf. 8).
13- https://www.academia.edu/9807944/Necib_el_Kiylani_%C4%B0le_Yap%C4%B1lan_Son_R%C3%B6portaj




