Sırası mı Şimdi?
TEMMUZ Sayı: 17 - Aralık 2017

Sırası mı şimdi Zeynep?

Nereden bilecek? Hiçbir şeyin sırası yoktu hayatta! Nasıl da boş veriyordu her şeyi. Gözündeki yaşları bile tembihlemiş sanki bir kere ağladığını bilmem. Ketum mu derler ne bileyim, ruhu bile kemikten… Hayretle bakıyor bana bu kadar sevdalı, içli olmama alayla karışık:

“Sen epey erken öleceksin Zeynep bak benden demesi. Giderken görsen ne olacak?”

“Gidip boynuna atlamayacağım ki abla uzaktan görse beni yeter. Veda etmeden beni görmeden giderse duramaz oralarda, gelince de bakmaz yüzüme vallahi. Gönül Abla, gözünü seveyim bir şey deyiver anneme de gidelim. Bak söz Gülsüm Yengelerin bahçesinden bir adım öteye geçmeyiz. Ömer de bakınır etrafa görür beni uzaktan, hadi be abla!”

“İyi haydi dediğin gibi olsun ama duramaz oralarda deme Zeynep herkes durur kız. Kimsesizler bile yaşar gider çok sarma gönlünü aman ha!”

“Asker yolu bekleyecek olana da denecek söz sanki seninki abla! Gönlü sarmadan beklenir mi hiç?

“O sarı yazmayı mı takacaksın, ayrılık getirir, aha şuradaki moru bağla.”

“Yok abla, Ömer sarı sever ondan bunu bağladım. Hem sevenin aklına ayrılık gelmez.”

“Divane olacaksın bu Ömer sebebinden Zeynep, vallahi Şirin’i Leyla’yı geçtin.”

Yol boyu hiç konuşmadık Gönül Ablayla bir laf eder de hevesi mi kırar diye tek söz açmadım ben de. Hızlı hızlı yürüdük. O duvar gibi dimdik, benim omuzlarım düşük; onun gözleri olandan bitenden haberdar bir aslan gözü, benim gözlerim yerin dibinde bir köstebek…

“Tamam Zeynep, işte görünüyor buradan daha öteye geçmeyelim anlar biri bak söz olur kızım!”

“Tamam abla.”

Gönül Ablanın sesi sokağın öbür ucundan duyulan ıslık, benim sesim kelimelerin incecik akıp gittiği paslı bir boru…

Ömer’i görmemle sızladı burnum, nefesim dar geldi içime sırası mı demedim, diyemedim aktı yaşlar çenemden boynuma kadar. Yazmam, bilir gibi tuttu damlaları düğümünde. Ömer beni bu koca yapraklı asmanın altında gördü, çekemedi gözlerini. Uzaktan sarıldık. Hiç söylemeden söyleştik, sözleştik…

“E hadi Zeynep bak herkes bu tarafa bakacak şimdi, Ömer’in gözü burada, fark edecekler hadi artık kız haydi diyorum sana!”

Ömer’e gülümsedim elimi kalbime koydum o da aynı…

“Kız Zeynep kime diyorum ben!”

“Tamam Gönül Abla!”

Benim yüreğim kıpkırmızı harlı bir köz, Gönül Ablanın yüreği kar üstüne dökülmüş griden kül yığını sanki!

“Gazel düştü yollar kapandı kardan

Bir haber gelmiyor sevdiğim yardan

Sen olasan şahlar şahıyla merdan

Aşan yollar yar yanına gider mi?

Hangi dağdır birbirine daldadır

Bu gönüller hangi cahil yoldadır

Sevdiceğim gözü yaşlı yoldadır

Aşan yollar yar yanına gider mi?”

“Ah be Gönül Abla! Sesin ne de güzelmiş, bu zamana kadar niye söylemedin, nasıl bir rüzgâr estirdin içimde böyle.”

“Ee sevdiğinden uzak düşen bir türkü arar durur. İçin serinlesin diye söyleyivereyim dedim, zaten pek söylemem kıymetini bil ha Zeynep.”

Gönül Ablanın buzları çatırdıyor, kayaları ufalanıyordu sanki. Sesi… Kaynar su dökülmüş gibi eriyip gidiyordu. Cesaret bulup da soramadım belli mi olur Gönül Ablanın hali birden tersleniverir.

Ertesi sabah bahçede çapa yaparken anneme sordum:

“Bu Gönül Abla niye evlenmedi ki anne çok da güzel isteyeni olmadı mı hiç? Yapayalnız o evde üzülüyorum bazen.”

“Olmaz mı onun bir sevdiği vardı Erdal. Ooo… Öyle böyle bir sevda değildi ama tez bitti. Erdal Almanya’ya göçtü, Gönül’ü de götürecekti evlenip ama Münevver Teyzen çok hastaydı o zaman, Gönül de annesini burada koyup gidemedi. Aman ne ağıtlar ne ağıtlar… Öyle taş gibi durduğuna bakma çok çekti Gönül. Erdal oradan biriyle evlendi, e ne yapsaydı evlenecek tabi. Bebe belik köye geldiler bir yaz tatilinde. Gönül gördü hep bunları, sonraları annesi de ölünce soldu gitti gül gibi kız işte. Allah yolu taşlı çiziyor bazen, düşe kalka kanaya ağlaya geçilecek mecbur.”

“Ee sonradan isteyen olmadı mı Gönül Ablayı?”

“Bir iki gelen oldu ama Erdal’ı sevdiğini biliyordu herkes. Bir de hiç gülmez, neşelenmezdi Gönül, suratsızdı biraz, soluktu. O yüzden kimse yanaşmadı o da istemedi zaten.

Annem bir yandan anlatıyor bir yandan kuru toprağa çapayı vurup kaldırıyordu. Aynı benim Gönül Ablanın kurumuş gönlünü eşelediğim gibi…

Sırası mı şimdi Zeynep?

Değildi Gönül Abla! Sen nasıl vedalaşmıştın sevdiğinle, benim gibi uzaktan belki de. Aynı benim gibi ayrılık düşünmeden, sarı yazmayla bir asmanın altından gizlice...

“Hangi dağdır birbirine daldadır·

Bu gönüller hangi cahil yoldadır·

Sevdiceğim gözü yaşlı yoldadır·

Aşan yollar yar yanına gider mi?”

Ayşe Sena Er Arşivi
17 Sayı: 17 - Aralık 2017 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler