Çıngırak
TEMMUZ Sayı: 17 - Aralık 2017

Esniyorken, birden kendimi Şadırvanın yanında buldum. Allah! Allah! Ben burada ne arıyorum? Sabahın köründe. Etrafta bir Allah’ın kulu da yok. Evet ya… Koskoca ilçe. Bomboş. Marketler, bakkallar, manifaturacılar, kahveciler, terzi dükkânları…

Bu ilçe, 882 yıl sonra derin bir uykuya mı dalmış?

Asırlar, bir yanılsama mı?

Ben bu şadırvanın yanında tarihin hangi rüzgârını savuracağım?

Belki de bütün ölüler, sabahın ilk saatlerinde bana eşlik edecek. Kader denen şeyin sırrına ereceğim.

Biraz şaşkınlıktan sonra, kendime geldim. Ben Şadırvanın yanındayım. Dükkânlara göz gezdirdim. 1949’da açılan karakol binasına iyice baktım. Burası bizim ilçe. Evet, burası bizim ilçe. Birden yürümeye başladım. İçimden bir his, olağanüstü bir takım şeylerin olacağını söylüyor. Hayri amcanın kahvesinin önüne geldiğimde, birden çığlıklar atmaya başladım.

“Aman yarabbi!”

“Aman yarabbi!”

Diye çığlıklar atmaya devam ettim. Bu kadın burada 40 yıldır bir heykel gibi donmuş kalmış. Ben bu kadını ilk ve son defa 1977 yılında; bu kahvenin önünde bir sandalyede oturuyor bir hâlde görmüştüm. Saçlarını sarıya boyamış ve bir etek giymişti.

“Ah! Emsal teyze. Siz 40 yıldır burada ne yapıyorsunuz? 40 yılda neler oldu neler. 40 yıl önce ben şaşkınlıkla sizi izlerken 13 yaşımdaydım. Beni hatırlamalısınız. 22 Ocak 1964 günü, hani o çok soğuk günde doğmuşum. O gün Hamit Şahin ölmüş. Kadınlar çeşmeden ölüyü yıkamak için kovalarla su almışlar. Sular yolda donmuş. Hamit Şahin de çok enteresan bir insanmış. Emsal teyze babam anlatırdı. Sen ve Hamit Şahin bucağın çok renkli ve neşeli insanlarıymışsınız. Eskiden insanlar arasında ne güzel bir bağ varmış. Şakalaşmalar…”

Kadın hiç konuşmuyor.

“Beni hatırlamadınız mı Emsal teyze?”

Baktım kadın konuşmuyor. Birden;

“Çıngırak!”

“Çıngırak!”

Diye bağırmaya başladım. Çıngırak sesleri duyulmaya başladı. Kadın gözlerini açtı. Mucize gerçekleşmişti. Sonra kadının çevresini kuşlar kuşattı. Kargalar, serçeler, saksağanlar, ağaçkakanlar, kumrular, ibibik kuşu. Kadın ayağa kalktı. Kuşlarla birlikte Lale sokağa doğru yürümeye başladı. Ben de peşlerine takıldım.

“Emsal teyze lütfen biraz konuşabilir miyiz? Siz de ne hatıralar, bir romana sığmayacak bir hayat var değil mi?” Kadın kuşlarla birlikte Lale sokakta kaybolup gitti. Ben kalakaldım. Bir düş mü acaba? Sonra o çıngırak seslerinin uğultusu, sonbahar yaprakları gibi sarardı soldu, dağların eteklerine savruldu.

Davut Güner Arşivi
17 Sayı: 17 - Aralık 2017 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler