Yoksullaşan Hayata Karşı Ses Vermek
TEMMUZ Sayı: 17 - Aralık 2017

Hüzünlü toplumlar kendilerinden kuşku duymaya başlayınca tarih artık onlar için uykuya yatmıştır. Trajik bir durumda bulunuyor olmamız bizim ciddiyetimizi, bilincimizi, umutlarımızı kaybedeceğimiz anlamına gelmez. Tarih bu yüzden bir ağırbaşlılığı mecbur ederken diğer taraftan benzersiz değerde bilgilere sahip olmanın ve bunlara hükmeden yasaların ayrımına varmanın lezzetini de tattırır insana.

Tarih katıksız bir gerçeklik değildir. Biz tarihi onun bilgisinde yeniden üreterek dersler çıkarabiliriz. On dokuzuncu yüzyıl Aguste Comte pozitivizminin felsefi etkisi, tarihçiliği/tarihseli yoksullaştırarak katıksız bir gerçeklik şablonuna indirger ve tarihi sadece olgulara hasreder. Oysa biz biliriz ki, olgular kendilerini var eden şartlardan, rol alan öznelerden ve tüm bunların üzerindeki büyük kudret sahibinden habersiz olamayız. Aksi halde determinizm kapıyı çalmak için beklemektedir.

Her ne hakkında olursa olsun gerçek düşünce mümkün olana boyun eğmeyi reddetmekle var olur. Ve her hakikat de yetim doğar. Tarihin eceli nedir? Tarihin eceli insanlığın ecelidir. Hatta öyle ki insanlığın eceli tarihin tarihleşmesine imkan vermeden gerçekleşecektir.

Bir tarihin yazıcısı ve yapıcısıdır insan. Günler günleri, aylar ayları kovalar. İnsan yürüyüşüne devam eder. İnsanlık bir ırmak gibi akar durur. Hayatın akışı durup düşünmeyi, tefekkür etmeyi, etik, estetik ve epistemik bir bakışı zorlaştırıyor. Güncel siyasal karmaşa düşünceye zaman bırakmıyor. Ama aksi şekilde davrananlar da yok değil.

Düşünceyi, bilgiyi, kültürü her ne pahasına olursa olsun ayakta tutmaya, sorgulamaya, yeniden üretmeye, ihya etme dair çabalar da yok değil. Bizlere emniyet telkin eden de aslında bu çabalar. Gelecek adına umutla dolmamıza imkan veren çabalar!

Bir sonbahardan geçerek kışa doğru gidiyoruz. Mevsimler yer değiştiriyor. Zaman ırmağı alıp gidiyor bizleri. Her bir dergi sayısında bir mevsime uyanmak coşkusunu yaşıyoruz bizler de. Derdimiz dert ortaklığını çoğaltmaktır. Bilgiyle ve çabayla büyük bir otağ kurmak! Gölgesi büyük, yemişi bol bir ağaç olsun istiyoruz çabamız.

Her yeni sayıda yeni kalemlere yer vererek bir mektebe dönüşmesini bekliyoruz derginin. Herhangi bir kilise olmak derdinde değiliz. Edebiyat, sanat, fikriyat alanımızın bir çeteleşme alanı olmadığına olan inançla yürüyüşümüzü devam ettireceğiz.

Siyasal tartışmaların, ticari kaygıların, ikbal ve rütbe çırpınışlarının hayatı yoksullaştırdığı günümüz dünyasında gönlümüzü yayla yapmak, selamı yaygınlaştırmak, sözü güçlendirmek ve ancak bunu kimlikli, duruşlu ve omurgalı yapmak üzerimize düşen vecibedir.

‘Hepimiz sahtekar olduğumuz için birbirimize tahammül ederiz’ diyor Cioran. Tahammülümüzün gizlenmiş bir sahtekarlıktan kaynaklanmadığı, dirençli, göveren bir çaba olsun hayatımız.

Vesselam.

Temmuz Arşivi