insan bazen yeniden açılır işte
bir kalemtıraşın içinde çevrilen kalem gibi
vicdanın üzerinde serpilir sessizce bir gül
bakarsın bir gün çıkageliriz türkülerle
gün çiçek açmış bir gün olur
öpülmüş alınlar görürüz beş vakit
çıyanları yuvalarından çıkarır solukları bütün âleme yeter
bir gün bir kapıdan bin kişilik bir ordu olarak gireriz
gecenin göğsünde yaslanmış bir gül büyür
ve gece bir nar gibi yayılır şehre
gece bir süt anne gibi emzirir de büyürüz biz
çağa sunulan ve ülkeye yayılan hür düşünceler
şehre aşka tutulmuş kalpler dağılır fethin mübini
kasım kasımpatı ve yayılan buğular
iğde dallarına bir çiğ düşer nar kırmızısı
suyu bilmezdim ya denizde bulurum kendimi
içimdeki vampirler ölür bin kırlangıç uçar pervazlarımdan
dağ başlarında okuyacak dizelerimiz olur
dereler dinleyecek balıklar dinleyecek sümbüller eğilecek
Yağmurlar da yıkanmış adamlarla yürürüz biz su da
Yağmurlar da yıkanmış adamlarla biliriz biz güneşi
iyi şeyler sadece ajanslara düşenlerden ibaret değildir
gitmediğimiz yerlerden vuruluruz biz
inceldiğimiz yerlerden kopmayız inan bana
ne solmak ne de solgunluk değildir kaygımız
güz günü kederler üzerine bir fecir muştusu yayılır
kurak topraklar içre akan ırmaklar vardır
uzak ve yoksul bir köyde dingin düşler düşer payımıza
mesafeler kısalır yakın olur uzaklar
sedef bir çiçek olarak işlenir sabahlar içimize
içimizi açan bir dağ düşer içimize içini açan
ne gümüş bir cümle olur o: anne ben geldim
