Döndüm Dedi Döndüm İşte
TEMMUZ Sayı: 11 - Haziran 2017

ve yürüdük suyun gözüne, toprağın özüne, yaprağın gözesine. ummana akar gibi aktık. kuşlar gibi uçtuk. çoğaldı içimiz. çoğaldı ses. bileylendi ırmaklar. kurumuş ağaçlara su yürüdü. dilim çözüldü, avundu ruhum. renklendi siyah beyaz resimler. o helecanla dirildi ölü canlar. dirildi et, kemik ve tırnak. dağ, taş, ağaç, kar, karınca, rüya ve hayal.

üç beş kişiydik dağlarda o vakit biz. üç beş kişi koca bir ordu. patlamaya hazır, patlaması anlamlı. çoğala çoğala yazılan bir aydınlık. çağa tanık, güzele yanık. eksile eksile büyüdük biz.

döndüm dedi döndüm işte. leylekler göçerken gittiğim yerlerden guguklar öterken döndüm. papatyalar, kuzu tırnakları, at kestaneleri onlar da döndüler. değirmen arklarında biriken çocukluğumuz. eşiğinde erkeğini bekleyen kadınlar. sarı çiğdemler, bahçelerde leylaklar, pencere önlerinde sardunyalar onlar da döndü. ağaçlar, erikler, alı, moru, kırmızısı gelincikler, dere boyu ılgınlar ve çınarlar. tomur tomur iğdeler. ceylan sesi, kekik kokusu onlar da döndüler. ağıllarda kuzular, kümeslerde çil horozlar. pervazlarda güvercinler. bir tebessüm bir tebessüm.

üzerimize sinmiş bu çimen kokusu kaç yıllık bir geçmişin izi. sayısız yunduk yazda ve ayazda. ellerimiz soğukmuş ne gam, dokunanların şifa bulduğu yerdi kalbimiz. ve varlığımız fenalığa setr. dağlar şahittir, ay, gece ve yıldızlar şahittir. ebabiller şahittir. elleri tütün tetiri nazendeler şahittir. acının ve ıstırabın yumaklandığı kirmanlar şahittir. ırgat yüzlerde bir gül gibi açan temreler şahittir ki dağlarda ol vakit biz bir hikaye, bir hikaye.

döndüm dedi döndüm işte. geri dönülmez mesafeleri kat ederek, aşarak nice bayırları. dilimin ucunda aktı daima ismin. yumruk gibi dizildi mısralar günler, haftalar, aylar boyu. hasret bir lastik gibi uzadıkça uzadı. yorgun bir çocuk gibi uzandım akşamları yatağa. ve o mahmurluk ve perişanlıkla uyandım guguksuz sabahlara. uçmak için yuvadan bir serçenin kanatları nasıl çırpınırsa öyle çırpındı yüreğim de yıllarca.

mevsim geçişlerinde kurduğumuz hayalleri mevsimi gelmeden topladık.

döndüm dedi döndüm işte. felaket tellallarının esamesi silindi en evvel coğrafya defterinden. saçları birbirine karışmış, yüzlerine toprak değmiş çocuklar gülümsedi. gülümsedi yüzü toprağa dönük ihtiyarlar. bulutlar sağanak sağanak boşaldı. kuşlar havalandı. kara ak oldu, ak kara.

döndüm dedi döndüm işte. ne güzel şey döndüğünü görmek çarkların, sesini duymak senin, şarkılarını dinlemek kuşun, kurdun, börtü-böceğin. saf saf melekler kondu omza. ol melekler eşliğinde aşka revan oldu yola koyulanlar. sofralarımız bereketlendi. gönüllerimiz şenlendi. şen oldu cümle alem. yara merhemini buldu, hüzne neşve değdi. havalandı kırlangıçlar ve uful oldu eksik hesap limitleri, kim bilir kaçıncı defa tutturulamayan kuponlar. sabahları eteklerimize dolanan dünya telaşı. akşamların kekre haber bültenleri. neme lazım maç skorları, sosyal medya iletileri.

anlıyorsun değil mi insan dediğin bir gönülden tazeleniyor en çok.

bizi bilenler bilir. niyetimizin halisliği sözümüzden bellidir. sırtımızı verdiğimiz dağlardan. dağların nişanelerinden. ellerinde gül büyüten. gül gibi kokan, gül saçan rayihalardan. bir gül gibi fark ederken fark ettiren kendini. yüzü göğe benzeyen çocuklardan. hep bir seferilik üzre olan adamlardan. alınlarına kederin bütün hallerini resmeden kadınlardan. ıslık çalan dudaklarımızdan, taş tutan ellerimizden, terleyen alınlarımızdan. esmer tenlerimizden. yazdığımız mektuplardan. ellere değil kalbe işleyen yaraların iki damla yaş olarak düştüğü satırlardan. acının solgun bir yüz olarak dizildiği mısralardan. her şeyin üstüne. hasretin üstüne, ayrılığın, yoksulluğun ve yoksunluğun, hüznün üstüne bi- ilaç üzre bir ilaç gibi gelen ve iyi gelen her şeye.

döndüm dedi döndüm işte. eve dönmenin en zor vaktinde döndüm. kendi türkülerimizi söylemek üzre. uzun bir yolculuktan neler getirilebilirse onları getirdim. biraz umut, biraz neşve ve biraz özlem. ve vuslat. ağyara değil de bize nasip olan günler sonra ilk kez. haritalarda kendisine yer bulamayan o titrek ses. akşam alacasına sinen veçheler. gönle sığmayıp taşan o aşk iniltileri. alnında tutuşan alnımıza ilişen alınyazımız diye yazılan. onlar da döndüler. bir bahar günü kıyam edip yeniden dirildiler.

evet aşk. ne yana baksam ve ne yana dönsem sırıl sıklam ıslandığım gök sofrasında.

sebep ey gök sofrasındaki payım. atmaya kıyamadığımız içimizden.

döndüm dedi döndüm işte.

on üç yıl sonra yeniden.

on üç yıl sonra her şey kaldığı yerden.

on üç yıl sonra yeniden hoş geldin guguklu sabahlara.

İmdat Akkoyun Arşivi
11 Sayı: 11 - Haziran 2017 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler