gecenin ve gündüzün sınırında bir pencere açıldı
ve efsane kuşu o pencereden uçtu dışarıya.
uyku ve uyanıklık arasında
hızlanmıştı. parıldıyordu.
uzay boşluğunu dolandı,
bir tur attı
ve bir bataklığın kıyısında yeryüzüne indi.
kıpırtıları bataklığa karıştı.
bataklık yavaş yavaş güzellişti.
bir ot bitti oradan,
karanlık ve güzel bir ot.
efsane kuşu bağrını açtı:
boş içi bir ot gibiydi.
göğsündeki yarığı kanatlarla kapladı.
vücudu acılaştı:
şeffaf yalnızlığı kederleşmişti.
neden geldi?
yeryüzünden kanatlandı
bir boşluğu dolandı
ve bir pencereden girdi içeri.
adam, oradaydı.
damarlarında bir bekleyişin çığlığı
efsane kuşu pencereden aşağı indi,
göğsünü yardı onun
ve içine girdi.
o göğsünün yarılmasından ağlamadı:
içi kararmış ve güzelleşmişti.
göğsündeki yarığı gömleğiyle örttü,
boşluğa doğru uçuşa geçti
ve odayı ıstırabın aydınlığında yalnız bıraktı.
efsane kuşu kayıp bir dama konmuştu.
vücudunu okşadı bir rüzgâr:
içinin yalnızlığında bir ot göğerdi,
göğsündeki yarıktan dışarı çıkardı başını
ve gökyüzünde kayb etti yapraklarını.
ömrü bir otun damarlarında yükseliyordu.
sesine bir zirve dokunuyordu.
ot göğsündeki yarıktan süzüldü dışarıya.
efsane kuşu yarığı kanatlarıyla örttü.
kanatlarını açtı
ve kendisini uzay boşluğuna bıraktı.
bakışlarının altında bir künbed canlandı
bir tur attı
ve mabedin kapısından girdi içeri.
uzay renksiz bir aydınlıkla ışıldıyordu
mihrabın karşısında
sürekli sallanıyorken buldu.
ömrünün bütün anlarından bir mihrab geçmişti
ve bütün düşleri bir mihrabda sönmüştü.
kendisini bir düşün sınırında buldu.
yere düştü.
bir an unuttu herşeyi
başını kaldırdı:
mihrab güzelleşmişti.
mihrabın mermerinde kanat
karanlık ve güzel.
tanınmazlığına bulaşmış gördü.
neden geldi?
kanatlarını açtı
ve mihrabı mabedin suskunluğuna terk etti
kadın yolda yürüyordu.
yolunun üstünde bir haber vardı:
bir kuş kondu tepesine.
kadın iki düşün ortasında çıplak kaldı.
efsane kuşu onun göğsünü yardı
ve içine girdi.
kadın boşlukta uçmaya başladı.
adam odasındaydı.
damarlarında bir bekleyiş sesleniyordu
ve gözleri bir düş dehlizinden dışarıya doğru sürünüyordu
bir kadın pencereden girdi içeri
karanlık ve güzel.
hatanın ruhuna benziyordu.
adam gözlerine baktı:
bütün düşleri onların içinde kalmıştı.
efsane kuşu kadının göğsünün yarığından dışarı uçtu
bakışı onların gölgelerine takıldı.
ki kendi vücudunun üstüne yansımıştı.
neden geldi_
kanatlarını açtı
ve odayı bir düşün dehşetinde yitirdi.
adam yalnızdı.
odasının duvarına bir resim çiziyordu.
vücudu kapının aralığında sallanıyordu.
belli bellirsiz bir esinti esiyordu.
efsane kuşu gelmişti.
odayı boş gördü.
vücudunu başka bir yerde buldu.
yoksa resim miydi
bir tuzak yoktu
ki efsane kuşunun bütün ömrü orda düşmüş olsun?
kanatlarını açtı
ve odayı resmin kahkahasında unuttu.
adam yattığı yerde uyuyakalmıştı
vücudu bir bataklığa benziyordu.
gözlerinde bir ağaç göğermişti
dalları yaprakları boşluğu dolduruyordu.
ağacın damarları
kayıp bir ömürle dolmuştu.
ağacın dalına
efsane kuşu konmuştu.
göğsündeki yarıktan dışarıyı izliyordu:
içinin boşluğu bir ağaca benziyordu.
göğsündeki yarığı kanatlarla örttü,
kanatlarını açtı
ve dalı boşluğun bilinmezliğinde yalnız bıraktı.
bir ağaç soluyordu iki lahza arasında
bir oda kendi eşiğine varıyordu.
bir kuş boşlukta uçuyordu.
ve bir pencere gece ile gündüz sınırında kaybolmuştu.
Türkçesi: İsmail Söylemez
