Efsane Kuşu
TEMMUZ Sayı: 2 - Eylül 2016

gecenin ve gündüzün sınırında bir pencere açıldı

ve efsane kuşu o pencereden uçtu dışarıya.

uyku ve uyanıklık arasında

hızlanmıştı. parıldıyordu.

uzay boşluğunu dolandı,

bir tur attı

ve bir bataklığın kıyısında yeryüzüne indi.

kıpırtıları bataklığa karıştı.

bataklık yavaş yavaş güzellişti.

bir ot bitti oradan,

karanlık ve güzel bir ot.

efsane kuşu bağrını açtı:

boş içi bir ot gibiydi.

göğsündeki yarığı kanatlarla kapladı.

vücudu acılaştı:

şeffaf yalnızlığı kederleşmişti.

neden geldi?

yeryüzünden kanatlandı

bir boşluğu dolandı

ve bir pencereden girdi içeri.

adam, oradaydı.

damarlarında bir bekleyişin çığlığı

efsane kuşu pencereden aşağı indi,

göğsünü yardı onun

ve içine girdi.

o göğsünün yarılmasından ağlamadı:

içi kararmış ve güzelleşmişti.

göğsündeki yarığı gömleğiyle örttü,

boşluğa doğru uçuşa geçti

ve odayı ıstırabın aydınlığında yalnız bıraktı.

efsane kuşu kayıp bir dama konmuştu.

vücudunu okşadı bir rüzgâr:

içinin yalnızlığında bir ot göğerdi,

göğsündeki yarıktan dışarı çıkardı başını

ve gökyüzünde kayb etti yapraklarını.

ömrü bir otun damarlarında yükseliyordu.

sesine bir zirve dokunuyordu.

ot göğsündeki yarıktan süzüldü dışarıya.

efsane kuşu yarığı kanatlarıyla örttü.

kanatlarını açtı

ve kendisini uzay boşluğuna bıraktı.

bakışlarının altında bir künbed canlandı

bir tur attı

ve mabedin kapısından girdi içeri.

uzay renksiz bir aydınlıkla ışıldıyordu

mihrabın karşısında

sürekli sallanıyorken buldu.

ömrünün bütün anlarından bir mihrab geçmişti

ve bütün düşleri bir mihrabda sönmüştü.

kendisini bir düşün sınırında buldu.

yere düştü.

bir an unuttu herşeyi

başını kaldırdı:

mihrab güzelleşmişti.

mihrabın mermerinde kanat

karanlık ve güzel.

tanınmazlığına bulaşmış gördü.

neden geldi?

kanatlarını açtı

ve mihrabı mabedin suskunluğuna terk etti

kadın yolda yürüyordu.

yolunun üstünde bir haber vardı:

bir kuş kondu tepesine.

kadın iki düşün ortasında çıplak kaldı.

efsane kuşu onun göğsünü yardı

ve içine girdi.

kadın boşlukta uçmaya başladı.

adam odasındaydı.

damarlarında bir bekleyiş sesleniyordu

ve gözleri bir düş dehlizinden dışarıya doğru sürünüyordu

bir kadın pencereden girdi içeri

karanlık ve güzel.

hatanın ruhuna benziyordu.

adam gözlerine baktı:

bütün düşleri onların içinde kalmıştı.

efsane kuşu kadının göğsünün yarığından dışarı uçtu

bakışı onların gölgelerine takıldı.

ki kendi vücudunun üstüne yansımıştı.

neden geldi_

kanatlarını açtı

ve odayı bir düşün dehşetinde yitirdi.

adam yalnızdı.

odasının duvarına bir resim çiziyordu.

vücudu kapının aralığında sallanıyordu.

belli bellirsiz bir esinti esiyordu.

efsane kuşu gelmişti.

odayı boş gördü.

vücudunu başka bir yerde buldu.

yoksa resim miydi

bir tuzak yoktu

ki efsane kuşunun bütün ömrü orda düşmüş olsun?

kanatlarını açtı

ve odayı resmin kahkahasında unuttu.

adam yattığı yerde uyuyakalmıştı

vücudu bir bataklığa benziyordu.

gözlerinde bir ağaç göğermişti

dalları yaprakları boşluğu dolduruyordu.

ağacın damarları

kayıp bir ömürle dolmuştu.

ağacın dalına

efsane kuşu konmuştu.

göğsündeki yarıktan dışarıyı izliyordu:

içinin boşluğu bir ağaca benziyordu.

göğsündeki yarığı kanatlarla örttü,

kanatlarını açtı

ve dalı boşluğun bilinmezliğinde yalnız bıraktı.

bir ağaç soluyordu iki lahza arasında

bir oda kendi eşiğine varıyordu.

bir kuş boşlukta uçuyordu.

ve bir pencere gece ile gündüz sınırında kaybolmuştu.

Türkçesi: İsmail Söylemez

Sohrab-i Sipihri Arşivi
2 Sayı: 2 - Eylül 2016 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler