Ölen her evladın arkasından kanlı bir gömlek kalmaz
Annem iyi ütüler kadifeleri ve diğer gömleklerimi
Anne ellerimizi bırakmışlar
İnsan ve uyku ayrılabilir bir bütün
Üç kez fısıldanmalı bu bebeklerin kulağına
Mehmet dememeliyiz çünkü
Ayşe demeyecekler
Hasan dememeliyiz inanıyorlar
Burası bizim dünyamız Ali, bizi doyuruyor
Ağaçları meyve verir
Kadınları çocuk
Okulları diploma
Aşı kontrolü getirmişler müfredatlarına
Mor kapılmalardan çekilmemeliydi ruhum
Fakat ben bunları yemiyorum!
Demişliğim de vardı benim biliyor musun
Ayçiçeğinin güneşi seyri yasasına şaşırıyoruz
Herkes çığlığın bir köşesini çekerek götürüyor müziği
"Sen bak" bu içimizde açan bir çiçeğin adı
Sen bak açıp yutkunup kalbimde neler var
Orada sadece heyecandan bir fotoğraf gibi duruyorum
Yusuf ben ruhun kaderinin beden olduğu bir ülkeden geliyorum
Zarın bir kenarına yüzümü almışlar
Yerin en çok çekmek istediği yüzümü
Bu biraz haksızlık değil mi biraz
Kâğıt bardağı bulaşık makinesine atmak gibi
Ben bu oyundan biraz daha öç alınarak çıkarım
Yüzünü aynada unutmuş olmalısın Yusuf, kanıyor
Jilete alışmayı görsün bir dudak sürtünmeyince nasıl da kaşınıyor
Sen artık her kimsen kımıldama, düşersin
Benim bu dünyayı sahiplenmeyeceğim ortada
Bir genç ölümü nereden yansırsa oradan ibretlik kılar
Uzatmaya gerek yok, dönemlerin birinden geçiyoruz
Yunus kalınca bir ormansın yanmanın kanunda affı yok
Anlamıyorum şairlerin içindeki çatışmadan
Bir kurşun da alıp başını kaçmaz sokağa
İçinden dışına doğru dolanan
Bir mağaraya
Bizim düştü gönlümüz
Seyir kelimesini omzumuza almış gezdiriyoruz
Ben hiçbir şey bulamadım
Ellerimizin unutulmuşluğunda
Zamanın göreceliğini çıkardım
İsim de vermedim
Bu kadar durunca bu kadar geçer diye
Beni affet Hişar
Beni affet Burak
Affet Kabe’de dua etmek için ayırdığım listem
Yalan tanık olmayacağım yerin kurduğuna
