İsimlere ve Hiç Anılmayan İsimsizlere Risale
TEMMUZ Sayı: 2 - Eylül 2016

Ölen her evladın arkasından kanlı bir gömlek kalmaz

Annem iyi ütüler kadifeleri ve diğer gömleklerimi

Anne ellerimizi bırakmışlar

İnsan ve uyku ayrılabilir bir bütün

Üç kez fısıldanmalı bu bebeklerin kulağına

Mehmet dememeliyiz çünkü

Ayşe demeyecekler

Hasan dememeliyiz inanıyorlar

Burası bizim dünyamız Ali, bizi doyuruyor

Ağaçları meyve verir

Kadınları çocuk

Okulları diploma

Aşı kontrolü getirmişler müfredatlarına

Mor kapılmalardan çekilmemeliydi ruhum

Fakat ben bunları yemiyorum!

Demişliğim de vardı benim biliyor musun

Ayçiçeğinin güneşi seyri yasasına şaşırıyoruz

Herkes çığlığın bir köşesini çekerek götürüyor müziği

"Sen bak" bu içimizde açan bir çiçeğin adı

Sen bak açıp yutkunup kalbimde neler var

Orada sadece heyecandan bir fotoğraf gibi duruyorum

Yusuf ben ruhun kaderinin beden olduğu bir ülkeden geliyorum

Zarın bir kenarına yüzümü almışlar

Yerin en çok çekmek istediği yüzümü

Bu biraz haksızlık değil mi biraz

Kâğıt bardağı bulaşık makinesine atmak gibi

Ben bu oyundan biraz daha öç alınarak çıkarım

Yüzünü aynada unutmuş olmalısın Yusuf, kanıyor

Jilete alışmayı görsün bir dudak sürtünmeyince nasıl da kaşınıyor

Sen artık her kimsen kımıldama, düşersin

Benim bu dünyayı sahiplenmeyeceğim ortada

Bir genç ölümü nereden yansırsa oradan ibretlik kılar

Uzatmaya gerek yok, dönemlerin birinden geçiyoruz

Yunus kalınca bir ormansın yanmanın kanunda affı yok

Anlamıyorum şairlerin içindeki çatışmadan

Bir kurşun da alıp başını kaçmaz sokağa

İçinden dışına doğru dolanan

Bir mağaraya

Bizim düştü gönlümüz

Seyir kelimesini omzumuza almış gezdiriyoruz

Ben hiçbir şey bulamadım

Ellerimizin unutulmuşluğunda

Zamanın göreceliğini çıkardım

İsim de vermedim

Bu kadar durunca bu kadar geçer diye

Beni affet Hişar

Beni affet Burak

Affet Kabe’de dua etmek için ayırdığım listem

Yalan tanık olmayacağım yerin kurduğuna

Emre Söylemez Arşivi
2 Sayı: 2 - Eylül 2016 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler