Hayatın merkezine namazı yerleştirmek

Hayatın merkezine namazı yerleştirmek

Esma Akbalık, namazı gençliğin manevi korunması, ahlaki gelişimi ve hayatına istikamet kazandırılması açısından merkeze yerleştiriyor; secdeyi ruhun yeniden dirilişi olarak değerlendiriyor.

Ne Mutlu Hayatını Namazla Güzelleştirenlere!

Esma Akbalık / Doğru Haber

Bir toplumun geleceğini anlamak istiyorsanız, gençlerinin neye baktığına değil, neyin önünde eğildiğine bakın.

Meydanlarda yükselen çağrı aslında sadece namaza davet değildi.

Unutulan bir hakikatin yeniden hatırlatılmasıydı.

Çünkü namaz, insanın Rabbine açılan kapısıdır. Dünyanın gürültüsünden sıyrılıp kalbin sükûna erdiği, insanın kendi hakikatini yeniden bulduğu yerdir.

Kur’an buyuruyor:

“Şüphesiz namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.”

(Ankebût: 45)

Bugün gençlerimizin etrafını uyuşturucu, kumar, dijital bağımlılık, ahlaki yozlaşma ve anlamsızlık kuşatmışken, namazın insanı kötülükten koruyan bir manevî kale olduğunu yeniden hatırlamak zorundayız.

Çünkü bir çocuğun elinden telefonu almak yetmez; kalbine bir istikamet vermek gerekir.

Onu kötülükten uzaklaştırmak yetmez; iyiliğe sevdalandırmak gerekir.

İşte namaz, insana her gün beş defa aynı hakikati fısıldar: “Sen başıboş değilsin. Seni gören, seni bilen ve sana senden yakın olan bir Rabbin var.”

Peygamber Efendimiz , “Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secdede bulunduğu andır.” buyuruyor.

Ne büyük bir sırdır secde...

Alnın toprağa değdiği, fakat ruhun göklere yükseldiği an.

İnsan dünyaya karşı küçülmez secdede; aksine dünyanın geçici saltanatlarından kurtulup hakikatin huzurunda özgürleşir.

Bugün çocuklarımıza en iyi okulları, en güzel meslekleri, en parlak gelecekleri hazırlamaya çalışıyoruz.

Peki ya kalplerini kim yetiştirecek?

Çünkü eğitilmiş bir zihin, fakat terbiye edilmemiş bir kalp; insanlığı kurtarmaya yetmez.

Bizim ihtiyacımız yalnızca başarılı bir gençlik değil; vicdan sahibi, merhametli, adaletli, emanete sadık ve Rabbine karşı sorumluluğunu bilen bir gençliktir.

İşte “Hayat Namazla Güzeldir” çağrısı, tam da böyle bir neslin özlemini taşıyor.

Belki de bugün yapılabilecek en büyük gençlik yatırımı, bir çocuğun eline sadece kitap vermek değil; eline seccade, gönlüne iman, hayatına istikamet vermektir.

Çünkü bir çocuk secdeyi öğrenirse, yalnızca namazı öğrenmiş olmaz.

Rabbine yönelmeyi, haddini bilmeyi, şükretmeyi, sabretmeyi ve insan olmayı öğrenir.

Ve unutmayalım: Bir neslin alnı secdeyle buluşursa, o neslin ruhu yeniden ayağa kalkar.

Hayat gerçekten namazla güzeldir.

Çünkü secde, bedenin yere eğilmesi değil; ruhun yeniden dirilmesidir.

Zira “Namaz müminin miracıdır.”

Düşünün günde beş defa Miraç tadında bir Namaz kıldığınızı...

Kalır mı yüreğinizde dert, keder ve hüzün...

Rabbim bizleri namazla Miraç tadına varanlardan eylesin inşallah!

Zira namaz kul ile Rab arasında ki en güçlü bağdır. Öyleyse bu bağı her daim sıkı tutmamız gerekir ki, tufanlarda boğulmayalım.

Ne mutlu hayatını namazla güzelleştiren Müminlere!

Gerçekten Hayat İslam’la Namazla, Kur’an’la güzeldir.

Selam ve dua ile.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir