Mektubum, buradan yakacağım.
Yanık kokusudur heybemdeki,
Güneş yüzüme dayanınca parlar ekinler,
Ekinler üzre belirir sarışınlığım,
Kulağımdır yanık türkülerin ateşini söndüren.
Kırgın ve bakışan aynalara bastırdığım göğsüm
Çırpınır, bir hecenin oluğunu doldururken.
Terli, ürkek adımlardır
Hayat diye bize koşulan.
Elimde hep benim olan bir tehcir.
Kaldırım rengine çalgın adımlarım,
Terletir bir çocuğu düşlerinden düşerken.
Artık kırmalıyım kendi kalemimi,
Ucu yanık bir mektupta elbet söner harflerim.
Ucu yanık bir mektup olarak girdiğim şehirlerde
yüzümde bir yara olarak büyür gözlerim.
Kulağıma dolanan yanık türküleri bağladım,
Çıkamazlar artık şehrin ışıklarından.
Güneşten çatılmış kaburgalarımda
Harflerin uyuduğu bir beşik sallanır.
Gözümden gelir de
Elimden gelmez
Ilık uykusu.
Bir çocuğun.
