Harflerin Uyuduğu Beşik
TEMMUZ Sayı: 2 - Eylül 2016

Mektubum, buradan yakacağım.

Yanık kokusudur heybemdeki,

Güneş yüzüme dayanınca parlar ekinler,

Ekinler üzre belirir sarışınlığım,

Kulağımdır yanık türkülerin ateşini söndüren.

Kırgın ve bakışan aynalara bastırdığım göğsüm

Çırpınır, bir hecenin oluğunu doldururken.

Terli, ürkek adımlardır

Hayat diye bize koşulan.

Elimde hep benim olan bir tehcir.

Kaldırım rengine çalgın adımlarım,

Terletir bir çocuğu düşlerinden düşerken.

Artık kırmalıyım kendi kalemimi,

Ucu yanık bir mektupta elbet söner harflerim.

Ucu yanık bir mektup olarak girdiğim şehirlerde

yüzümde bir yara olarak büyür gözlerim.

Kulağıma dolanan yanık türküleri bağladım,

Çıkamazlar artık şehrin ışıklarından.

Güneşten çatılmış kaburgalarımda

Harflerin uyuduğu bir beşik sallanır.

Gözümden gelir de

Elimden gelmez

Ilık uykusu.

Bir çocuğun.

Mehmet Doruk Kandemir Arşivi
2 Sayı: 2 - Eylül 2016 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler