14 Mart 2025’te gösterime girmeye hazırlanan “Kudüs Macerası” animasyon filminin hazırlık sürecini ve filmle ilgili detayları filmin yönetmenliğini üstlenen Fatih Kandemir ve yapımcı Süleyman Kurt ile konuştuk.
Fatih bey, Kudüs konulu bir animasyon filmi hazırlama fikri nasıl gelişti?
Türkiye’de herkes sürekli olarak İslam coğrafyasının kaderine üzülüyor, buradaki acıları hissediyor, yaşıyor ama hiç kimse kültür-sanat alanında bu hususa yoğunlaşmıyor. Burada anlatılması gereken o kadar çok hikâye var ki dört bir koldan anlatsak gene yetişemeyiz. Dört yıl kadar önceydi aramızda bu konuşmayı yaparken ve dedik ki: “Peki, biz neden yapmıyoruz?” İşte bu soruyla başladı her şey.
Peki, nasıl bir süreçti, ne kadar sürdü?
Bizim aslında öncelikli hedefimiz 28 dakika civarında, Kudüs’ü tanıtan gezi rehberi tadında bir iş yapmaktı. Şerafettin Kalay hocamızın Kudüs Rehberi çocuk kitapçığını baz alarak, hatta direkt o kitapçığı görselleştirerek bir animasyon kısa film yaptık. Tabiî bu bir yıl kadar sürdü. 2021 yılının başında kısa filmi izlerken dedik ki biz bunu yaptıysak sinema filmini de yaparız. Böylece yaptığımız 28 dakikalık çalışmayı rafa kaldırıp hiç vakit kaybetmeden “Sırr Kudüs Macerası” projesine başladık. Yine Şerafettin Kalay hocamızın yazdığı hikâye üzerinde öncelikle senaryo kurgusunu yaptık. Burada Şerafettin hocanın çizdiği güzergâh üzerinden gitmenin bize şöyle bir faydası oldu: Ben kendim daha önce Kudüs’e gitmiş olsam da ekipteki hemen hiç kimse o kutsal topraklara gitme şerefine nail olamamıştı. Bizim de Kudüs’ü anlatırken oranın tarihî dokusunu, o manevi havasını bozmamamız gerekiyordu ancak sinema filminin de kendi doğruları vardı. Bizim bu filmi yaparken en çok zorlandığımız nokta işte bu iki kutbu birleştirmekti. Hem bunu bir animasyon sinema filmi olarak anlatacaktık hem de Kudüs’ü ve oranın havasını tahrip etmeyecektik. Hocamızın çizdiği sınırlar içinde kalarak, sinemanın da doğrularını yapmaya gayret ederek filmi tamamladık. Zor oldu elbette, üç sene sürdü. Allah’a hamdolsun bitirdik. Allah bize en başta sorduğumuz sorunun cevabı olmayı, Kudüs filmi yapmayı nasip etti. Zaten biz de en başında yola çıkarken biz seferden sorumluyuz, gerisi Allah’ta demiştik. Çok şükür Kudüs filmini tamamlayabilmeyi bize nasip etti.
İzleyiciyi tam olarak ne bekliyor?
Genelde animasyon filmleri çocuklara hitap eder. Örneğin ben çocuklarımla sinemaya, animasyon filmlerini izlemeye gidiyorum ancak genelinde sıkılıyorum çünkü 5-7 yaşlarına hitap ediyor filmler. Bizde ise bu durum daha genel. Biz insanların aileleriyle birlikte sinemaya gelmelerini ve hem çocukların hem de anne babaların sıkılmadan birlikte bu filmi izlemelerini hedefledik. Hem gerçek manada bir aile içi etkinlik yapabilme fırsatı var burada hem de eğlenerek öğrenme kısmında macera aralarına serpiştirdiğimiz önemli bilgilerle birçok konuyu anlatmaya çalıştık. Örneğin Mescid-i Aksa neresi? Biz hep ya Kubbetu’s-Sahra’yı ya da Kıble Mescidini biliriz. Ancak Mescid-i Aksa, içinde başka mescidlerin de bulunduğu bir külliye aslında ki bunlar önemli yapılar, tarihî anlamı olan, Peygamberimizle (s) bağları olan yerler; bunu doğru bir şekilde izah etmeye çalıştık. Davud ve Calut kısassını, Neml suresinde anlatılan Belkıs kıssasını anlatmaya gayret ettik.
Animasyon teknolojisinin oldukça meşakkatli olduğunu biliyoruz. Siz bu film için nasıl bir teknik çalışma yaptınız?
Çok fazla teknik ayrıntıya girerek sizi sıkmak istemem ancak burada altını çizmek istediğim bir nokta var: kare hızı. Kare hızı şu demek; insan gözü 12 kareden itibaren hareketli olarak görür. Bu animasyonun temelini oluşturan mühim bir noktadır. Türkiye’de mesela televizyonlar, sinemalar vesaire 25 kare oynatan cihazlarla çalışır. Biz bu filmi 60 kare yaptık. Nitekim kare sayısı arttıkça görüntüdeki akışkanlık da artar. Oyun teknolojisinde bu çok sık karşılaşılan bir durumdur. 60 kareyi şöyle izah edersem daha anlaşılır olur: Bir saniye içinde 60 adet fotoğraf karesi var bizim filmimizde ve her bir kare yaklaşık 30 MB boyutunda. Bunu filmin tamamı ile çarptığınızda toplamda 361binden daha fazla fotoğraf yapıyor; megabayta vurduğunuzda da 10 terabayttan fazla bir depolama alanı tutuyor. Böyle bakınca sadece depolamak ve saklamak bile başlı başına bir zorluk ve yüksek maliyet istiyor. Bir başka husus -demin belirttiğim gibi- Kudüs’ü doğru anlatmak adına yaptığımız çizimleri mümkün mertebe aslına uygun bir şekilde tasarlama gerekliliği. Çizgi filmi kolay yapan şey hayali mekânlar ve hayali karakterler tasarlamaktır. Ama elbette konu Kudüs olunca, bunu perspektif bir çarpıtma bile olsa yapamıyorsunuz. Kudüs’ü mimariye uygun çizdiğinizde filmin geri kalanı da aynı seviyede olmak zorunda. Filmi izleyenler görecektir biz konuya İstanbul’dan başlıyoruz; Salacak sahilinden Ayasofya’ya ve oradan Kudüs’e. Dolayısıyla buralar hep gerçeğe yakın ölçülerde çizildi.
Süleyman bey, filmin yapımında sizin imzanız var. Öncelikle filmde bizi nasıl bir içerik bekliyor? Siz neler söylemek istersiniz?
Öncelikle Haksöz dergisine bizleri misafir ettiği için teşekkür ederim. Kudüs Macerası animasyon filminde hem yetişkin hem çocuk izleyici için oldukça heyecan verici bir macera bekliyor diyebilirim. İstanbul’dan başlayan ve Kudüs’te bir yetimhanede son bulan bir macerayı soluksuz izleyeceğiz.
Filmin hazırlık sürecindeki detayları bizimle paylaşabilir misiniz?
Kudüs Macerasında usta oyuncu Ozan Akbaba başrolümüzün seslendirmesini gerçekleştirdi. Ayrıca çocukların Şirin Baba karakteriyle yakından tanıdığı sevgili Engin Alkan da yine diğer başrolümüzün seslendirmesinde bizlere eşlik ettiler. Tüm karakterlerimiz uzman seslendirme sanatçılarımız eşliğinde büyük bir titizlikle seslendirildi. Gerek eser bağlamında gerek teknik içerik gerekse bu tür sanatsal alanlarda hassasiyetle üzerinde çalıştığımız çok iyi bir iş çıkarmaya gayret ettik.
Peki, filmin müziklerinde kimin imzası var?
Sevgili Sedat Anar tarafından film için 28 özgün ve yeni beste hazırlandı. Filmin her bir sahnesi her bir sekansı için ayrı ayrı özgün besteler çalışıldı ve çok iyi bir orkestra tarafından da icra edildi. Filmin finalini ise yine Sedat Anar’ın hem bestesi hem söz yazarlığını yaptığı bir Filistin Şarkısı ile tamamlıyoruz. Eserin icrasını da yine kendisinden dinleyeceğiz.
Filmin gişesi 14 Mart 2025, bunun özel bir anlamı var mı? Yoksa sadece denk gelmiş bir tarih mi?
Yıllar önce İHH’dayken benim ve danışmanımız Ümit Sönmez’in de içerisinde bulunduğu bir komisyonla İslam İşbirliği Teşkilatına “Dünya Yetimler Günü” ilan edilmesine ilişkin bir dosya sunmuştuk. Uzunca süren bir çabanın ardından İHH’nın teklifiyle İslam İşbirliği Teşkilatı 15 Ramazan’ı “Dünya Yetimler Günü” ilan etti. İşte merkezinde Kudüs’te bir yetimhanenin bulunduğu Kudüs Macerası filmimiz tam da o tarihte vizyona giriyor. Yani “Dünya Yetimler Günü”nde İstanbul’dan Kudüs’teki bir yetimhaneye doğru yola çıkan bir maceraya başlıyoruz inşallah.
Son olarak filme dair beklentilerinizi paylaşır mısınız?
Biz yaklaşık dört yıllık bir serüvenin sonunda metin yazımından senaryosuna, psikolog ve pedagog denetimlerinden müziklerine kadar titizlikle üzerinde çalıştığımız bir iş ortaya çıkardık hamdolsun. Bu sürecin tamamını bizzat kendimiz finanse ettik, ticari bir sponsor almadık ve elhamdülillah filmimizi tamamladık.
Kâbe ve Mescid-i Aksa Allah’ın himayesinde ve Allah’a ait mekânlardır. Mescid-i Aksa elbette işgalden kurtulacaktır. Bizler bu tarih yazılırken doğru tarafta durmak istedik sadece. Bizden sonraki nesillere, çocuklarımıza, gençlerimize, ailelerimize tertemiz bir içerik, doğru bir tarihî bilgi, İslami referanslarla örülmüş bir hikâye hazırladık.
Kısacası biz elimizden geleni yaptık ve filmi tamamladık; bundan sonrası Filistin ve Kudüs dostlarına emanettir. 14 Mart itibarıyla tüm Türkiye’de sinemalarda olacağız. Filistin ve Kudüs dostlarını aileleriyle birlikte gişelerde filmimize sahip çıkmaya davet ediyoruz.


