Karasineğin Fethi
TEMMUZ Sayı: 19 - Şubat 2018

Koca bir karasinek! Haberli midir adından, namından? Ne bileyim cevval bir sineğe benziyor. “Öldürürsen öldür!” diyor sanki “Neyle vurursan vur, korkum mu var sanıyorsun?” Kafa tutuyor bana. Evet, ayaklarını dikleştirip vücudunu büyütüyor. Yazıya, kitaba meydan okuyor! Kendi çevresinde çok saygı gördüğünden mi dersiniz? Mümkün tabi.

Yaşlı muhterem bir sinek olsa gerek. Ne yalan söyleyeyim inandırdı beni gücüne. Şeffaf iri kanatları bir yana, hafif yankılı bir sesi de var. Gitmedi masamdan, gitmiyor, belli ki gitmeyecek. Tüm dikkatimi de dağıttı üstelik. Göstergebilim’i anlatan makalenin üzerinde donup kaldı. Hangi kelimeyle bunca ilgilendi acaba?

Yok, fazla da derinleştirmeyeyim şu sineği diyorum ama… Kafası, alnından geniş çenesine doğru küçülen yaşlı bir teyzenin yüzünü andırmaya başladı. Elbet tanıdıkları da vardır. Zzz dilinde bir selamlaşmaları oluyordur herhalde. Hadi canım “zzz dili” de neymiş! Benim kendimi bilmezliğime bir bakın, bir dil uydurdum sineklere olur mu? Olmaz! Sineğin milli bir anlayışı olabilir. Buluştukları yerlerde bizlerden bahsediyorlardır kim bilir? (Sahi kim bilir bahsetmediklerini?) Dışarıda, gizlice girdikleri evlerde nasıl bir direniş gösterdiklerini, heybetli sinek vücutlarıyla nasıl duyurduklarını seslerini gürültülü şehirlerde…

Masamın bir kısmını savaşsız, direnişsiz ona teslim edip kenara çekildim. Neyse, herkes kendi işine. Nerede kalmıştım:

“Göstereni gösterilenle birleştiren bağ nedensizdir. Göstergeyi, bir gösterenin bir gösterilenle birleşmesinden doğan…”

Üzerimdeki tedirginliği anlayamıyorum. Yanı başımda donmuş gibi duran şu koca sinek tüm dengemi alt üst etti. Şöyle biraz iteklesem kitapları sinirlenir mi? Yok, onu şimdiki yerinden etmek demek; titreşimli sesiyle kulağımın dibinden süratle geçip başka yerlerin işgali demek. Alışmaya çalışayım, öylece duruyor zaten orada.

“…doğan bütün olarak gördüğümüzden daha yalın olarak şöyle de diyebiliriz: Dil göstergesi…”

Baksana iyice yapıştı masaya, yandan beni izleyip bir anımı kolluyor sanki. O uzaylı gibi gözleriyle ne kadar görüyor ki acaba? Biraz daha kenara kayıp şu sineği düşünmeden odaklanmaya çalıştım. Yok, olacak gibi değil!

Kalemi defteri bıraktım. Göstergebilim de onun olsun. Şu sinek yüzünden göçe zorlandım. Sahiden bir soğuk savaştı bu ve o kazandı. Kabul o kazandı. Beyaz bayrak!

Pencereyi, perdeyi açıp çıktım odadan. Ne zaman isterse kalkıp gidebilir, isterse hep orada kalır ne yapayım. Ben de ne korkak, kuvvetsizmişim! Kalemimi bıraktım hemen, bilimi bile teslim ettim sineğe!

Ayşe Sena Er Arşivi
19 Sayı: 19 - Şubat 2018 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler