Varlığın İçli Şarkısına Kulak Vermek
TEMMUZ Sayı: 19 - Şubat 2018

İnsan bilmek ister, inanmak, düşünmek ve estetize etmek! Bilmek isteyişle, bilgi ve bilimler doğar. İnanmak istemekle dine yönelir, düşünmek ister ve felsefeye yönelir, son olarak insan estetize etmek ister ve sanata yönelir. Bu dört duyuş biçimi, insani çabayı inşa eden yönelişlerdir. Yine herhangi bir düşünsel ve pratik çabayı anlamak, anlamlandırmak istersek bu dört duyuşu dikkate alarak anlamaya ve anlamlandırmaya çalışırız. Bunları dikkate almadan tanıyamayız ve tanımlayamayız.

Yine bizler bilgi olmadan inanç, inanç olmadan düşüncenin de olmayacağını biliyoruz. Tüm bu duyuş süreçlerinin en tepesine de bir güzellik ağacı dikmek ve estetize etmek istiyoruz.

Bu dört duyuş biçiminin sonuncusu olarak sanat, dünya zindanındaki insan için bir penceredir. Edebiyat, öykü, şiir, deneme, hikâye hep bunun için vardır. Ancak sanat bütün şubeleriyle varoluşun en sevimli şarkısıdır.

Yaratılmış olanların güzelliği, insani ve fıtri olarak güzelliğe, güzelliğin keşfine yönelmek hususunda insanı celbeder. Onun için güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen lezzet alır denmiştir. Fakat sanat bir gözü kapalı neşve hali de değildir. İnsani olan her şeye dönük bir estetik bakış, duyuş, anlatış ve kaleme alış biçimidir.

Varoluş o kadar güzeldir ki, O bani-i ezel ve sani-i lemyezelin yarattığı güzelliklerden ilham alarak düşünceyi, eylemi, hayatı, toplumu, dünyayı güzelleştirmek insani bir duyumsayış içerisinde olan her bir ferdin kendisini zorunlu hissedeceği bir uğraş oluyor.

Bizim işimiz de mevkutelerimizde buna yer açmak. Sanatın hakikati göstermek için girişilen en büyük yalan olduğu söylenmiştir. Bir yönüyle doğrudur. Ancak onun yalanlığı istiare olarak doğrudur.

Bilme, inanma, düşünme ve estetize etme eylemleri ile bir düşünce evrenini, bir idrak mevzusunu anlayabiliriz. Bilgi bunun temelidir. Çünkü bilenlerle bilmeyenler asla bir değillerdir. Bilgiye dayalı olarak bir inanca ulaşmak ise inanmaların en üstünüdür. İnanmak başlı başına bir değer iken, bilgiye dayalı inanç bu değere derinlik katan bir muhkemliğe ulaştırır insanı. Diğer yandan bilgilerimiz ve inancımızı düşünceyle kemale erdirmeye çalışırız. Bu süreçlerde ne, niçin ve nasıl sorularını sorarız ve bunlara cevap ararız. Sonra bunlardan aldığımız cevaplarla ne olmalı sorusuna yapısal ve estetik düzeyde cevaplar üretiriz.

Bugün modern dünyada hamburger ile bilgi aynı şey demek ise herhangi bir anlamı muhafaza edecek bir evren kalmamış demektir. Tuvalet kağıdı reklamı katledilen insanların haberlerinden daha fazla ilgi uyandırıyorsa bu dünyadan öç almak vakti gelmiş demektir. Bilgi pınarımızı bulandıran, inanç atlasımızı kirleten, düşünce evrenimizi boğmaya çalışan ve güzelliklerimizi yağmalamaya çalışan modern putçu medeniyete karşı ahlak, erdem, adalet ve hürriyet ilkelerini yaşamlaştırarak ayakta kalabiliriz.

Varlığın içli sesine kulak verenlerin duyacağı nice içli şarkı vardır. Bir ağacı dalına kokan bülbülün dertli sesini dinlediği enginlikle zamanı dinlemeye koyulacağız. Ya olacağız ya öleceğiz. Başka seçenek yok.

Vesselam.

temmuz-019

Temmuz Arşivi