zeytine yemin eden bir rüyadan uyandım
ege'den daha büyük destanlar yazılmış kirpikleri incecik
birden yoldan çıkan tekerleğin izinde çivisinde kader
merhametten tutkudan uzak asfaltlarda uyandım
zeytin gözlü kuşlar uçacak gagaları çelikten pencereler
bunlar rahat bırakmayacak bizi
bunlar etekleriyle dağları eğecek şimdi
sonsuz pazarlardan uykusuz gecelerden uyandım
istiflemeyi şiir sanan İngilizler, özgürlük isteyen vatansızlar
ege’de denizi köpürten bir konuşmadan uyandım
bak yüzüme tanıdık geleceğim Allah mühürlemiş beni
buraya döneceğim annem başucumda çizerek pişmanlıklarını
beklerken eğirdiği saçları göremeden
okuyup yunusu, kalbimizi açacak iyice babam
bu gece mezarından çıkacak yırtık gömleğiyle
mübarek Türkçeyle konuşan topraklarda uyandım
bunlar kuş resimleri kaslı bacaklarıyla şahinler
bir sepet masal bir ipte dizili incir taneleri
kanat çırparak geceye geç vakitler
bunlar cennette sisli bir gün gibi
bunlar kuzeyde kutup yıldızı okyanuslarda Barbaros
bunlar Allah’ın gördüğü en şanslı varlık
bunlar diz kapaklarında sızının sona ermesi
bunlar ıslak otlara gebe kalmış sahralar
bunlar yaşlanan bir nehir kabardıkça
yutacak bizi
sessizce gizlice kalabalık bir dünyadan uyandım

