İşte bildin, bilmek istediğin her ne varsa
Döküldü içi sol yanımdaki kristal fânusun
Saçıldı gönül evim, darmadağın, ulu orta
Yıllardır sessizce gün sayan o sır dolu yosun
Vâkıfsın şimdi mutlu musun, hoş musun
Güneş söndüren yokluklarıma, yalnızlığıma
Geceyi kanatan sağalmaz, onmaz yaralarıma
Hayatın dışındaki suskun ve statik konukluğuma
Silindi sırlar, çözüldü dağlar, döküldü yaldızlar
Açıldı ardına kadar, çelikten sandığım perdeler
Yıkıldı mahremin o bâkir al yanaklarını saklayan
Mahcubiyet zırhının kıpkırmızı yalçın duvarları
Delindi söz orucum, darmadağın oldu dilsiz peykeler


