Müslüman Şark’ın tamamını kuşatan ve bu arada Türkiye’ye özel bir husumet besleyen; küstah, buyurgan ve murdar bakışını artık gizleme ihtiyacı da duymayan örgütlü bir düşmanlıkla karşı karşıyayız. Kendini içten içe hem sürekli zehirleyen hem de her vesileyle tahkim eden küresel bir zorbalıkla çevriliyor etrafımız. Bu yönelişin ağzı kalabalık, mazereti çok, yandaşı fazla, arkası kabarık elbette. Öteki sesleri, aykırı duruşları, erdemli tavırları da buduyor bu kemikleşen kötücül perspektif; sesini kısıyor, görünmez hâle getiriyor. Suçu başkasına atmakta fazlasıyla mahir, faturayı uzatacağı adresler bulmakta da hiç zorlanmıyor. “Garb’ın âfakını saran bu çelik zırhlı duvar”ın ardında konuşanlar; kendi endişe ve korkularını, başkalarını korkutup incitme yoluyla gidermeyi, sağaltmayı tercih etmiş görünüyorlar. Bizi gördükçe yaka silkiyorlar ama yakamızı tutmayı da asla bırakmıyorlar.
Şiddeti, yaygınlığı, avanesi ileride daha da artacak gibi görünen bu mekanizmaya yüksek bir duyarlılıkla, sorumluluk bilinciyle, hayatın bütün ünitelerini kuşatan bir direngenlikle karşı durabiliriz ancak. İnsanî etkinlik alanlarını topluca ayağa kaldırmak, ulaştığımız birikim ve aydınlığı örgütlemek, ciddi ve süreğen bir bellek inşasına yönelmek gerekiyor bunun için. Umudumuzun köküne kibrit suyu dökmek için fırsat kollayanlara karşı teyakkuzda bulunmak, iyiliğin ve diriliğin ocağını onarmak, ışıltılarla dolu muhkem bir yol bilgisine ve azmine sahip olmak gerekiyor.
Bir saat gibi içinde yaşadığımız zamanı görüp göstermeli bilincin ve umudun atı eyerlenmiş süvarisi; bir pusula gibi gideceğimiz yeri, ulaşmak istediğimiz hedefi, varmak istediğimiz menzili işaret etmeli. Kardeşliği, dayanışmayı, güzel çabaları biriktirip pekiştirmeyi daima akılda tutmalı. Hilalin gölgesinde devinip duran müslüman coğrafyanın bütününde; dalga dalga yayılan bir kardeşlik baharını, bir iman izdihamını, bir bilinç intifadasını yeşertmenin derdiyle yaşamalı uyananların kafilesi. Aynı gök altında yankılanan avazımıza düşkünlüğün, hayınlığın, pes etmenin, yabancılaşmanın sesi, tınısı düşmemeli.
Bu dilekle, bu umutla, bu duayla çıkıyoruz karşınıza Nisan sayımızda. Mümin bahar bahçelerinin, dost ve müşfik omuzlarla süslenen safların, onurlu ve temiz bir gelecek için cehd eden öbeklerin, güzel haberlerler vermek için geceyi ayaklandırıp günü onaran kardeşlik yumaklarının içinde koşturanlara biz de selam ediyoruz. Allah’a emanet olunuz.


