Direnir delikanlı kimlik asi zamana
TEMMUZ Sayı: 9 - Nisan 2017

mektep sıralarına uzak çocuksu ve firari

kuralsız aşkları özleyen gençtim

gök yaklaşınca sığınırdı yalnızlığım bulvarların duldasına

mermerlere düşen gözyaşı uyanırdı mısralarımda hüzünlerime

bir düş gibi izi yoktu izbeliklerimin

bir kandil yakar karanlığa, beklerdim fırtınayı

dileklerin eşiğinde büyüyen direniş

bu muştuyla kalkardı her sabah

yalnız değildim

sözlerim vardı içime birikmiş hayallerim

yüzün koyun şehirlerin alacakaranlığında

gençliğe okunan şiirlerim

yıllar geçer titreyerek beklerdim güneşin ışığını

şafağın gözyaşıyla yıkardım elimi yüzümü

ıslak kalırdı ufuklara biriken bulutlar

yürürdüm telaşsız istasyonlara yorgundu sonbahar

direnirdim tezgahlarda nakışlarıyla yürürken acıyan şehre

aşinaydı gözlerim uzaklara mırıldanan şarkılarımla

tomurcuk güller kanat çırpan kelebekler

ürperirdi karanlık günün ışıklarıyla

yeşeren baharın yaprakları dallarda

baskın yerdi uyku öncesi el ele tutuşmuş gözyaşlarım

dökülürdü bulvarların elemli günlerine

tozlu günlerde şıkırdayan parmaklarım

tomurcuklanırdı terleyen yüzümün kıvrımlarında

eskiyen gün anılarıma beliren sızı

kanırtılan dal, kanatılan yüzümün cizgisi

ve yoksulluğun gurbetinde çaresiz

bir dalgınlık katardı saçlarıma

yumruklardı bağrımı var olmak için

yürürdü delikanlı kimlik üşüyen ayaklarıma

sokulurdum şehrin kalbine bir zemheri olarak

dadanmıştı sorulara kaybolan korkularım

günün yongasını süpüren mazinin ışığı

nafile bir zamana adamıştı geceyi

nerede kaldı düşlerime direnen çığlık

bazı günler kırıp dökerdi ruhumdaki çalkantıyı

bir direniş bırakır tutsak çiçeğe

bitkin düşen sızılarım dizimin dibinde

bilmezdi kimseler dilimin fırtınasını

ekmek arası aşk uyanırdı yeni anlamlarıyla

umursamazdım kalabalıklara karışan gürültüleri

adımlarken kaldırımları, sinema önlerinde

dudak bükerdim suskun yerli karıncalara

serin bir aydınlığın hünerlerine adanmış

koşardı günlerim rüzgarın ardına

kederli geçerdi ilmek atılmış asi zaman

M. Akif Şahin Arşivi