Müslüman Şark’ın Feryadı, Şiirimizin Muhkem Hisarı
TEMMUZ Sayı: 5 - Aralık 2016

Dili tutulmuş, evlatları tarafından ihanete uğramış ve bakıcısı vurulmuş bir külliye gibi şimdi müslüman Doğu. Bizim içimizde, zihnimizde ve yanı başımızda öyle yalnız, öyle çaresiz ve öyle yıkıma uğramış bir şekilde boylu boyunca uzanmış yatıyor. Mazlum ve mağdur. Mütevekkil ve her şeye karşın mağrur. Büyük acıların, utançların, gözyaşlarının eşliğinde; ölümlerle, yıkılışlarla, kurşunlarla, bombalarla, tuzaklarla, çırpınışlarla karşılıyor artık her günü.

Yüreğini sıkıp bunaltan ağır bir utancın eşliğinde, ağzına kadar dolu olan ve fakat bir türlü dilini kıpırdatamayan; belki sadece çırpınan, göğsünü siper etmeye çalışan bir insanlık yumağının, insani melekeleri dumura uğratılmış toplulukların içindeyiz işte yine. Sadece evimize, ekranlarımıza değil; sözümüze, şiirimize, öykümüze, yazıp çizdiklerimize, düşlerimize, umutlarımıza da tebelleş olan bu sinsi karanlığı, bu yabanıl ve öğrenilmiş duyarsızlığı, bu yalıtılmış sükûtu bozmak gerekiyor oysa!

*

Müslümanların yaşadığı coğrafyaların durumu yüz yıl önce bundan daha iyi bir durumda değildi elbette. O süreçte başını kuma gömenlerin, İsviçre Alplerine kaçanların, hiçbir şeyi umursamayanların yanında az sayıda da olsa koşuşturan, didinen, uyaran, çırpınan, savaşan edipler de vardı kuşkusuz. Mehmed Âkif, en önde geleniydi belki de bu ediplerin. Ateş deryasının bizzat içinde duran, hem yangının ne denli büyük ve şiddetli olduğunu göstermeye, anlatmaya çalışan hem de onu söndürmek için çırpınan bir adamdı o. Bir izzet-i nefis şiiriydi onunki, bir “can havli” şiiriydi. Temel kaynaklarımızla bağlantısı güçlüydü. Diriydi. Zengindi. Zaman zaman öfkeli ve eleştirel, zaman zaman merhametli ve hikmetliydi. Edebiyat içinde güçlü bir mevzi, müstahkem bir sur gibiydi. Ve üzerine atılan onca sahte örtüye ya da unutturma çabalarına rağmen o çehre ışıldamaya bir şekilde devam etti.

Vefatının 80. yılında büyük ustamız, kahramanımız, öncümüz Mehmed Akif’e ayırdık ağırlıklı olarak sayfalarımızı. Bu yalnız, hüzünlü ve yiğit simaya farklı yönlerden bakan epeyce yazı okuyacaksınız bu sayıda. Aralık, hem doğduğu hem de vefat ettiği ay Akif’in. Bir kez daha hürmet ve rahmetle anıyoruz onu.

Dosyanın umduğumuzdan daha kapsamlı olması nedeniyle şiir ve yazılarına yer veremediğimiz dostlarımızdan özür diliyor, yeni sayılarda buluşmayı diliyoruz. Allah’a emanet olunuz.

Temmuz Arşivi
5 Sayı: 5 - Aralık 2016 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler