önünde şiir okunmamış
çiçek bitmemiş
bir plaza penceresi gibi
bakar durur isli perdelerden
kalbine bakmazsan eğer
içine attıkların
bir deprem kumbarasına
dönüştürmesin onu
dinginlik en ideal lükstür
çünkü, bunu unutma
şiirin eğimine gitsin hayatın
tanrı’nın sonsuz zamanı ile
vernikle ömür takanı
dönüşsün diye ak bir küheylana
seni sürükleyen fırtına
üstünde üzgünlüğün mavi hırkası
düğmeleri gülkurusu akşamlar
balkonundan çocukluğa baktığın
o eve gün gelecek
akşam da veda edecek
bir bir kesiliyor bak
mezarlıklarla aramızdaki ağaçlar
insanı çekiyor unutkanlığın zinciri
lakin toprağa gömemezler şiiri
kaynayıp dursun yeter ki kalbindeki pınar
bir hokkaya dolduracağım
yakıp şiirli parşömenleri
bir avuç kül deyip geçme
içinde bir hayatın hasılası var
ve tek yüreğin karı değil bu
bilmeni isterim

