bu çıkış kalabalık bir meydana götürür
dinlenmiş bir eve götürür gün bitimleri
her baktığımızda dipsiz bir boşluktur gözbebeğin
susmak, baş sağlığı, tanıdıklar, boş divanlar
taranmış saçların, bükümlü ırmakların yağmur duası
üzülmeden her türlü karanlığı göğüsleyen asası
karacaahmet’te yapılan nüfus sayımlarına
koskoca nehirlere, büyük hayallere, nevruz tepelerine götürür
yabancıyız, boğulmaya gideriz berrak sulara
ajandalara yazılan günlüklerin yalnızlığına, mor ataşlara
otomobil markalarından lansman fiyatlarına başladı intiharlar
insan kaynakları, sarf malzemeleri, kayıtlar eksik
ceninden kırmızı rujlara, salonlara, yönetici asistanlara götürür
bakın bir müzik gibi sızıyor içimize onların sancıları
Çin’den Arakan’a oradan en acı yerine Uygurların
ellerimizin ilk insana yakın buğusuna
sigara küllerinden karılmış ruhlara götürür
bir şehadet parmağım var ki yeryüzünü sallıyor
depremleri hatırlamadan nice yaşamlara çatılan
şimdi çekin kürekleri bir avuç toprak görmüşlüğümüz var
gözlerinden aşağı sarkan uykulardan, çalılıklardan
cinlerlerle dansa kalkan yorgunluğumuzdan korkmayın
içimizi dışımıza çıkaran keşişlere giderken
son nefesimizi vermeden pişmanlığımız var
göklerin elinden kopan silahlı hareketler, hazır kıtalar
çocuklarla yer ve gök arasında dalmışlığımız var
gök yalın Allahsızların bakamadığı kadar korkmayın
ateşlerde yanmışlığımız var
en büyük yangınlara, bahçelere götürür

