Evimiz satılık değil! Şimdi bir ince sızıyla titrese de içimiz elbet bir gün geri döneceğiz. Sadece Halep’e, Suriye’ye değil; inancın ve inkılabın ekmeğini birlikte paylaştığımız, birlikte namaz kıldığımız, alın teri döktüğümüz, direndiğimiz, ocaklar kurduğumuz, mezarlar bıraktığımız, çocuklar büyüttüğümüz, türküler söylediğimiz, eserler verdiğimiz, yerin bağrını titreştirdiğimiz ve göğün göğsünü süslediğimiz bütün beldelerimize döneceğiz. Bunu aklımızda sımsıkı tutacağız, kendimize ve sevdiklerimize tembihleyeceğiz, zihnimize devasa bir pankart gibi gereceğiz. Dualarla döneceğiz, yeri göğü inleten marşlarla. Dişleri dökülmüş analarla döneceğiz, elleri nasırlaşmış babalarla. Gözyaşına belenmiş bakışlarla döneceğiz, bırakmaya kıyamadığımız kuşlarla. Sümeyra gibi ayaklarımızı yere vura vura döneceğiz, kucaklarımızı Hatice gibi kardeşlik meyveleriyle doldura doldura. Dönecek ve yine Allah’ın adını yücelteceğiz. Ocağı yakacak ve merhamet salıncakları kuracağız yine. Hainleri, dönekleri, murdarlaşanları, aramızdaki dikenleri ayıklayacak ve yeryüzünün hiçbir yere dökülmeyen ırmakları gibi içimizi yıkayan ezanları dinleyerek çatacağız tüfeklerimizi, kalemlerimizi, ellerimizi, saflarımızı. Avazımızla ve niyazımızla döneceğiz, kitaplarımızla, şiirlerimizle, öykülerimizle, anılarımızla, muştularımızla. Rasulullah ve güzide arkadaşlarının Mekke’ye dönüşü gibi akacağız yollardan. Hattab oğlu Ömer’in, bir ekmek parçasını yerden kaldırıp bir kenara koyar gibi, incitmeden girip seyrettiği Kudüs’e gelişine benzeyecek inşallah yürüyüşümüz. Cafer bin Tayyar gibi konuşacak dillerimiz, Tarık bin Ziyad gibi yol alacak düşlerimiz. Nureddin Zengi gibi gece gündüz koşturacak, Selahaddin Eyyubi gibi uyumayacağız. Âkif’in hicretten dönmesi, Âsım’ın neslinin 15 Temmuz’da meydanları doldurması gibi kahredecek İblis’in avanesini güzelliğimiz.
*
Necmettin Asma imzalı kapak kompozisyonundan; sınırda, muhacirlerin ve mazlum çocukların yanında geçirdiği günlerde, gözyaşları eşliğinde kaleme sarılan Mustafa Yılmaz’ın yazısından başlayarak birçok şiir ve öyküde, denemede ve çizgide Halep’in, Suriye direnişinin ve acısının öne çıktığı bir sayı ile karşınızdayız. Akif Hasan Kaya’nın Abdullah Harmancı ile gerçekleştirdiği söyleşi de aynı minvalde okunabilir. Bu kıymetli söyleşide bir insanın, müslüman bir sanatçının sahip olduğu değerler dizgesine ait epeyce ipucu yer alıyor. Biz bu hassasiyeti, bu duruşu seviyor ve önemsiyoruz. Dostlarımıza minnettarız. Ali Emre’nin, yakında yayımlanacak Nureddin Zengi romanından alınan bir parça da bu sayının sürprizlerinden. Elbette farklı konulara değinen metinler, farklı tematik ilmeklerle örülen ürünler de var. Dergide emeği geçen bütün kardeşlerimize, tüm yazar ve şairlerimize teşekkür ediyoruz.
Rabbimizden, insanlar arasında dolaştırdığı şu günleri İslam’ın izzeti ve zaferiyle kuşatmasını niyaz ediyoruz. Daha iyi sayılarda buluşmayı diliyoruz. Allah’a emanet olunuz.

