Acının Ocağında, Hasretin Yamacında
TEMMUZ Sayı: 9 - Nisan 2017

Ey kuşatma altında kızıllaşan yara, ey ateş kesilmiş tarla

Bir işaret kızıştırıyor alnımızda köpüren öfke ırmaklarını

Nelerden konuşalım şimdi yakut işlemeli sözlerden uzakta

Revaklardan, menekşelerden ve santurlardan uzakta

Meryem’in elleri hurmalıktır kirpikleri rüzgârdan bir gül

Eteklerinde toplanır ceylanlar gamzeler dağıtmak için halka

Yüreği çoğaldıkça kanayan hasretlerden kurulu sümbül

Meryem bütün anasız çocuklara elleriyle süt veriyor

Sahipsiz bir şehre adını veriyor eskimiş kelimelerde

Çocuklar mevzilerden koşan bir aşk ordusu oluyor

Meryem’in mahşerler tutuşturan göz bebeklerinde

Meryem’in ocağı acının kıyısında kurulur hasretin yamacında

El değmemiş pencerelerden bakar Meryem ilahilerden

Göğsünde dolunaylar büyütür uzun bir hicret kıskacında

Ey kuşatma altında kızıllaşan yara, ey kendini tefsir eden rüya

Batan bir güneşin kızıllığıyla vuruyor süvarilerimiz geceye

Kanatları uzayan bir umut ağacı büyüyor Meryem’in evinde

Uzak alınlı çocuklarımızın avazıyla doğruluyor dünya

Mustafa Yılmaz Arşivi