Yavaş Yavaş Ölmek
TEMMUZ Sayı: 15 - Ekim 2017

Büyük muharebe başladığından beri

Dünya ayaklarımın altından kayıyor

Çok eskimiş bir Alman kaputu

Bir lejyoner ilerliyor ağır ağır

Hep ters tarafa zorluyor beni

Hep kargaşanın içine doğru

Ağırladıktan sonra bir sepkeni

Biliyorum fırtına çok uzakta

Harbiyeden doğuya bakıyor yüzün tanıdım

Avcı erinin koyu kanlarını kurutan güneşe

Apoletlere sapsarı izler bırakan güneşe

Bizi birlik sandıkları güneşi tanıdım

Ablukaya alınmadan çok önce

Oyuncakları oyuna katıyor çocuk

Bir toprak temiz ve donuk

Bir gerçek oyuna katıyor bizi ve toprak

Ülke ülke, isim isim, saf saf ve mescit

Ekinler koşan tavşanlar gibi ve vatan

Rüzgârı içiyor tan vakitleri

Eve ekmek götürmek için ateş yaktım

Divan-ı harpte başladı yangın

Hep kapıları açtım savundum kendimi

Bayrak altında gece nöbetleri, hanımelleri

Rıhtım birden tutuştu gemilerle

Deniz kuvvetleriyle savundum kendimi

Kor ateşler içinde

Benim yazdan beklediğim yalnız

Yavaş yavaş ölmek büyük odalarda

Bırakın eski bakkalın sevinçten yanan gözlerini

Bırakın bir sepetle balkondan

İşporta tezgâhlarında yağlanan elleri

Kabilemin her günkü baskısı arttıkça sana

Anla sesim yıldızları kaydıran gökte var

Anla sesim şehrin üstlerinde siyah bulutlar

Adem Yazıcı Arşivi
15 Sayı: 15 - Ekim 2017 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler