Ben
Bir
Sır kâtibiyim Anna
Hem hafızı hem muhafızıyım
Sevdanın, hârın, bîharın
Bilirim
Bir demi için yârin
Gecenin kalbinde kaç deniz kaynar
Ve nerede can verir akşam
Nerede hıçkırır gök
Hangi gülün bülbülü nerede ağlar
Öğretemem onlara Anna
Ay dilini kuşdilini gök dilini
Bencileyin ötmeyen hiçbir kuşa
Anlatamam nasıl ezilir bir anne,
Ki yıldız elli,
Bir serçenin ağırlığı altında,
Hem ekmek hem tehditken elleri.
Söyleyemem neresinde uyur
Gökyüzünün bulutlar
Sonra bir menekşenin dallarını
Hangi ağıt yakar
Ayrılırken göğün siyah ipi
Beyaz ipinden
Ufukta şafak mı keder mi atar
Gösteremem
Güneşin her gün aynı yerde batmadığını
Ve doğmadığını her sabah
Hem hiç doğmadığını
Yâd ellerde
Hiç doğmadığını...
Söyleyemem kaç kez öptüğümü
Ellerini dağların
Şu enlemleri boylamları
Kilometre başına sılaya varan
Bütün yolları
Ben
Bir
Gündüz muhalifiyim Anna
Hem şahidi hem şehidiyim gecenin
Her aksam guruba takılır da saçlarım
Anlatamam onlara
Tenhalığını
Ve cümbüşünü odaların
Gerçeği ve yalanı
Sıyrılıp hakikate varanı.
Vahyedemem Sadi’nin ve Bahtiyar’ın
Yunus’un ve Yusuf’un
Yakub’un ve Kenan’ın vahalarının
Bir, Tek Allah’ını
Düşmüşken ellerime bir kuşkanadından
Veririm de rüzgâra
Onlara diyemem sırrımı
Sevdamı
Sevdamı
