Wanga
TEMMUZ Sayı: 16 - Kasım 2017

Fazla iyimser olma kardeşim bir bak

Benden çok şey bekleme ayaklarım bir bak

Dünya atlasında Afrika olan bir yüz yılın

Bir tapınağın beyaz ve siyah kapıları

Durmadan açılıp kapanır bende bir bak

Beyazın çelik sesinden geçen

Sıkıntılı şefleri tüccarların sabahları

Şeytanın bir öfkesine tutulmuş da kopmayan

Yüzümde oynayan bir ben var

Beydeba’nın kuşları

Yollardan sulardan geçerek kendinde gezen

Bir siroko serinliğiyle hep uzak Akdeniz’e

Uzun, batık hayallere hazır seraplardan geçen

Bu pıtraklı bu eğri büğrü yerde

Bu kenarları bükük kıvrılan yeryüzünde zayıf örtünün

Bu dünyada kalacağımız gün sayısı

Sıcak kumdan güzel gözlerine kanıp

Sıradan bir ömre denk gelmese

Kötülerin pikelerde kalan ağrısı

Bir kan lekesine dönüşür yine de

Dağ başında kulağımı sağır eden

Hatıralar sessize alınır elbette

Bir testere sızar talaşlardan kaçıp Afrika saçlarına

Maun ağaçlarına, bütün damarlarına

Gabon’da bir şehir nasıl özgür olur

Nasıl bir isim yalan söyler kuyudaki sulara

O mahzun bakışlar o yanmış ruhlar

Beni buradan götürün, diyen çocuklara

Keskin bir baltayla konuşur çölde

Yemyeşil ormanlarda Geronimolar

Daha güneye indikçe hep Afrika

Hep kurban olmayan etlerimi

Dilim dilim etmek için aslanlar

Kendime düşen pay bu kadar bir asoto

Kulaklarımdan geçen büyük dağ azizalar

Ayasofya caddesinde açık alanda ben

Neden bir haritada ayaklarıma dolanıp

Kara büyüler yapıyor ölü ruhlar adına

Bilemedim elbette bir şey var

Demir ve savaş tanrılarının bilmediği

Bir çiçeğin ömrü kadar rüzgar

Her şey kafamdan o kadar hızlı geçiyor

Bir İstanbul metrosu, boğazın suları

Bataklık ve pınar cinleri diyor

Bütün yeraltıların kapısı açılacak ineceksin

İneceksin bütün yüzlere perde inmiş

Hazır sulardan, arsenik kokan yıllardan

Yazısız bırakılan pullardan çıkacak

İçimizi dışımıza çıkaran kızıl göklerden

Güneşten akacak gözlerimize Afrika

Adem Yazıcı Arşivi
16 Sayı: 16 - Kasım 2017 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler