Hiç Eskimeyen Sevgi...
TEMMUZ Sayı: 16 - Kasım 2017

Her şeyimize karışırdı. Mütemadiyen her şeyimize ama. Evimize girene çıkana, annemle babamın ve diğer çocuklarının ilişkilerine. Bir sürü torununun birbirleriyle ilişkilerine dahi… Şimdi, ardından onca iyi ve kötü anıya rağmen özlemle anıyoruz onu. Mediha’yı… Anneannemi…

Eğer evde bir anneanne varsa, bu aslında sizin geçmişle olan bağınızdır. Diliniz daha renkli, dağarcığınızdaki sözcükler daha fazladır. Unutulup gidecek birçok deyim, sizin de dilinizdedir. Herkesten daha renkli bir konuşma yeteneğine sahipsinizdir. Akrabalarınızla iç içesinizdir. O olmasa tanımayacağınız, bir dolu insanı biriktirirsiniz çevrenizde. O yüzden anneanne zenginliktir, sizi çoğaltır.

Kız çocuklarının gözünde yeri farklıdır anneannenin. Her zaman. Anne babalarıyla kavga ettiğinde gider ona sığınırlar, ergenlik dönemlerinde gider anneanneden destek alırlar, arkadaşlarıyla buluşmaya giderken dahi anneanneden para isterler. Çünkü o bulurdu, çünkü o korurdu, çünkü o kurtarırdı. Kurtarıcıydı…

Hiç unutmuyorum, ilkokul üçüncü sınıftaydım. Okulda yıl sonu eğlencemiz var ve ben bir grup arkadaşla çingene kızlar grubundaki kızlardan birini oynayacağım. Çok güzel ve süslü püslü olmalıyım. Bilirsiniz, çingene kıyafetleri rengarenktir. Süslü püslü, tüllü falandır. Etekleri kat kat ve çok güzeldir. Ve bu sergileyeceğimiz oyun için hepimizin ailesinden böyle bir kostüm hazırlamasını istemişti öğretmenimiz. Diğer çocukların aileleri daha 3 gün geçmeden çocuklarının kostümlerini hazır etmişti bile. Oysa oyunu sergilememize daha 2 hafta vardı. Ben ise daha o zamandan her şeyin farkındaydım.

Bizim durumumuz diğer çocukların ailelerinden farklıydı. Biz onlar kadar rahat yaşamıyor, yaşayamıyorduk. Annem yaşı ilerlemesine rağmen çalışmaya başlamıştı, babam emekliydi vs. Ablamın maaşı ise hepimize birden yetmiyordu. Zor zamanlardı… Ve bu iş, cidden zordu! En azından benim açımdan. İlkokul üç kafasıyla ''Keşke hiç bulaşmasaydım bu işe’’ diye düşünürkeeeeen, sürpriz…

İşte burada gene devreye anneannem girdi. Benim bir anneannem vardı, evet ya!.. Can kurtarıcımız. Her zaman yapacak bir şeyleri, bir çözümü olan o şahane beyin… Hemen ona anlattım, Böyle böyle anaaaanee ya!” diye. Önce umursamaz göründü, pek takmadı bile denilebilir. Üzülmüştüm bir kez daha tabii ki. Olmayacaktı… O bile halledemeyecekti bu işi. Sonra ne mi oldu? Ben gündüzleri ağlak suratla dolaşıp, geceleri ise kıpkırmızı gözlerle uykuya dalmaya devam ettim. Yapacak başka bir şey yoktu çünkü.

Oysa, nereden bilebilirdim ki, onun sabahlara kadar, gözlüklerini takıp, o yaşlı haliyle, iki büklüm beliyle, ince ince o kostümü hazırladığını. Bana rengarenk, kat kat bir etek diktiğini. Tam bir hafta uğraşmış. Ve bir sabah okula gitmek için gözlerimi açtığımda karşımda duruyordu. Eteğim ve dünyanın en güzel stilisti, dünyanın en güzel anneannesi… Gene yapmıştı yapacağını işte, gene kurtarmıştı beni. Her zamanki gibi…

Canımın en içi, yaptığın o kadar çok iyilik var ki, tabii ki hiçbiri unutulmaz. Ama bu yaptığın, o çocukluk sevincim, heyecanım yıllar sonra bile geliyor aklıma işte. Hiçbir zaman çıkmamacasına. Şimdi söyleyin bana; anneanneler nasıl unutulur ki? Gitmiş olsalar da. Hâlâ anneannesi yaşayan şanslı kişilerdenseniz gidin ve kocaman sarılın ona. O pamuk eller bir daha hiç avucunuzun içinde olmuyor çünkü… Benden söylemesi!

Ha bu arada unutmadan diyeyim: O gün orada en güzel ve süslü çingene bendim. Ve tüllü müllü olmasa da en güzel, en renkli etekliğe sahiptim… Esra’nınkinden bile...

Seçil Korun Arşivi
16 Sayı: 16 - Kasım 2017 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler