Tahiyyât Selamı Kur’an’da Yok mu?
Haksöz Dergisi Sayı: 408/409

“Onların oradaki duası şudur: Ey Allah’ım! Sen yücesin! Orada birbirlerine tahiyyâtları (dirilik ve esenlik dilekleri) ‘selam’dır. Dualarının sonu da ‘[Hamd], âlemlerin rabbi olan Allah içindir.’ şeklindedir.” (Yunus, 10)

Yukarıdaki ayette, hem namazlarımızın ilk rekâtında okuduğumuz Sübhâneke duasının hem de her namazda oturduğumuzda okuduğumuz Tahiyyât duasının ana unsurları yer almaktadır. Ayetin muhtevasından, Tahiyyât duasının, cennete girişte Allah’ın sâlih kulları arasında gerçekleşecek olan selamlaşma şekli olduğu anlaşılmaktadır.

İslam dininin ana ilkeleri Kur’an’da, örnek uygulamaları da Resulullah’ın ilahi kontrol altında oluşan sünnetinde yer almaktadır. Bu hakikat Tahiyyât duası için de geçerlidir. Tahiyyât hem sözlü rivayetlerde ye almaktadır1 hem de İslam ümmetinin ilk Kur’an neslinden beri devam eden mütevatir uygulamasında kuşaktan kuşağa aktarılarak bugüne ulaşmıştır. Bu gerçekliğe rağmen Sübhâneke ve Tahiyyât dualarına karşı düşmanlık yapan, bu zikirleri itibarsızlaştırmak isteyen gafillere rastlamaktayız. Gafletin sebebi, sanki din tamamlanmamış, Resulullah ilahi kontrol altında sahih bir şahitlik ortaya koymamış gibi hareket edenlerin sorunlu yaklaşımından ileri gelmektedir. Oysa ed-Din’in sahih şahitliği olan Resulullah’ın sünneti, Rabbimizin denetimi altında, ilk Kur’an neslinin tanıklığıyla inşa edilmiştir. Ve nesilden nesle uygulanarak mütevatir bir şekilde bugüne kadar gelmiştir.

Medyada ve sosyal hayatta, “Kur’an’da geçmiyor!” argümanı üzerinden, Sübhâneke ve Tahiyyât gibi zikirleri yok sayanlarla karşılaşıyoruz. Bu zikirlere karşı güven zedelemek isteyenler, daha çok Kur’an’ı diledikleri gibi anlama yetkisine sahip olan resuller olarak kendilerini takdim eden ‘mealciler’ arasından çıkıyor. Dini tahrif ettiklerini gizlemek için de kendilerini “hurafelere karşı mücadele eden mücahidler” gibi takdim ediyorlar. Dini saflaştırma kılıfının arkasına saklanan bu türden reformistlerin yaptıkları şeyi, “Allah ve O’nun seçtiği elçisi Muhammed’den (s) rol çalmak” şeklinde izah edebiliriz.

***

Bu çalışmamızda yukarıdaki ayette geçen, cennetteki selamlaşma şekli olan Tahiyyât duasını ele almak istiyoruz. Amacımız, İslam dinine ayetleri bir ok gibi kullanarak ateş etmeye çalışan reformistlerin ve tahrifçilerin gönüllere ekmek istedikleri fitnenin önüne set çekmektir. Ayrıca İslam’ın vakitli olan; gusül, abdest ve teyemmüm gibi hazırlıklar gerektiren namaz ibadetini, sosyal yardımlaşmaya indirgemeye çalışan mealistlerin, “Kur’an’ı Kur’an’la vurma, ayetleri ayetlere kırdırma tuzaklarını” boşa çıkarmaktır.

Cevabını aradığımız sorular şunlardır:

- Tahiyyât duası lafız olarak Kur’an’da geçiyor mu?

- Bir selamlaşma şekli olarak Tahiyyât’ın anlamı nedir?

- Tahiyyât sadece cennete özgü bir selamlaşma mıdır?

1) Hayatın Kaynağı Olan Yüce Allah ve Tahiyyât

H-y-y kökünden kelimeler Kur’an’da 184 defa geçmektedir. Araştırmamızın konusu olan Tahiyyât ile Yüce Allah’ın el-Hayy esması2 aynı kelimeden türetilmiştir. Dolayısıyla et-Tahiyyât duası ve selamı, Rabbimizin el-Hayy esmasından izler taşımaktadır.

Hayatı ve ölümü yaratan Rabbimiz, mutlak diridir,3 uyuma ve dinlenme ihtiyacı duymaz. O, kendi kendine yeterli olan tek varlık, ezelî ve ebedî diri olandır. Bu nedenle hareket eden veya durağan olan tüm varlık âlemi var olma hakkını O’na borçludur.

2) Cennetteki Selamlaşmanın Provası

Selam teriminin açıklaması esenlik, iç huzura erme, yetkinlik ve kötü olan her şeye karşı güvenlik içinde olmaktır. Et-Tahiyyâtü bir selamlama şeklidir. Tekil ve çoğul olarak “selamlaşma, dua ve temennide bulunma” anlamında Tahiyyât yedi ayette4 geçmektedir.

Kur’an’ın açık beyanlarından öğrendiğimize göre, cennetin giriş kapısında meleklerin de rol alacağı muhteşem karşılama töreni, Yüce Allah’ın müminlere gönderdiği selam ile başlayacaktır:

“Kendisine kavuşacakları gün, tahiyyeleri (Allah’ın) onlara dirilik temennisi ‘selam’dır. (Allah) onlara çok değerli bir ödül hazırlamış (olacak)tır.” (Ahzab, 33/44)

“İşte bunlar, güçlüklere göğüs germelerinden ötürü [cennette] üstün bir makamla mükâfatlandırılıp orada dirlik ve esenlik nidâlarıyla karşılanacak olan kimselerdir!” (Furkan, 25/75)

3) Tahiyyât ve Selam Düşmanları

Tahiyyât, Yüce Allah’ın nebilerini selamlama şekildir.5 Müminler de aynı şekilde Allah’ın elçilerini selamlamalıdırlar. Allah’ın elçilerine tahiyyâtı çok görenler, selam vermekten imtina edenler, nebilere düşman olanlardır.6 Aşağıdaki ayet bu hususta kıyamete kadar sürecek uyarılar içermektedir:

“Gizli konuşmaktan engellendikten sonra yine o yasaklananı yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Elçi’ye isyan konusunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah’ın selamlamadığı şekilde selamlıyorlar. Kendi içlerinden de ‘Bu söylediklerimiz yüzünden Allah’ın bize azap etmesi gerekmez miydi?’ diyorlar. Onlara cehennem yeter. Oraya gireceklerdir. Ne kötü varış yeridir (orası)!” (Mücadele, 58/8)

4) Tahiyyât Selamıyla Kuracağımız Kardeşlik Köprüsü

“Size bir tahiyyât selamı verildiğinde ondan daha güzeliyle tahiyyâtta bulunun yahut aynısı ile karşılık verin! Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.” (Nisa, 4/86)

Ölüden diri çıkaran Yüce Allah, cahiliyenin öldürdüğü fıtrî yeteneklerimizi yeniden diriltmeyi bize vahiyle öğretmektedir. Rabbimizle ve müminlerle selamlaşma yöntemimiz olan et-Tahiyyât, küfürle, şirkle, nifakla ölen hasletlerimizi hakikatle yeniden buluşturmanın bir ifadesidir. Rabbimizin öğrettiği ve emrettiği selamlaşmanın amacı, barışı korumaktır. Selamlaşmaya yeni bir boyut kazandıran Tahiyyât, vahyin dirilten soluğuna ilişkin mesajlar taşıyor. Çünkü Yüce Allah hayat veren şeye (tahiyyâta) çağırır:

“Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’a ve Resul’üne cevap verin…” (Enfal, 8/24)

Öte yandan şeytani güçler ise helâke, ateşte yok oluşa çağırırlar. Çünkü İblis ve dostları, ebedî hakikat ve sonsuz saadetin reçetesi olan ilahi vahiyden bizi koparmak isterler.

5) Selam Yurdu Evlerimize Girerken Tahiyyât

“Allah kullarını barış yurduna (cennete) davet ediyor ve dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırıyor.” (Yunus, 10/25)

Yukarıdaki ayette geçen “daru’s-selam” cennetin sıfatıdır. Müminlerin evleri de müminler için selam yurdudur. Çünkü evlerimiz birer iman yurdu olsun diye, ölen veya örselenen fıtrî yeteneklerimizi yeniden diriltmek için inşa ettiğimiz mekânlardır.

Aslında bizi dünyada cennete hazırlayan her mekân, Zikrullah’ın egemen olduğu yerler birer barış yurdudur. Mekke gibi emin belde haline getirmekle yükümlü olduğumuz şehirlerimiz de birer selam yurdudur.

Daru’s-selam; yani barış yurdu hem müminlerin dünyadaki evlerinin hem de sonsuz cennetlerin ortak sıfatıdır. Aşağıdaki ayetin açık beyanında da görüleceği gibi, Tahiyyât selamı hem bu dünyada hem de ebedî hayatın sonsuz yurdu olan cennette müminlerin selamlaşmasıdır:

İman edip iyi işler yapanlar Rablerinin izniyle içinde ebedî kalacakları ve altlarından ırmaklar akan cennetlere konulmuş (olacak)lardır. Oradaki tahiyyeleri ‘selam’dır.” (İbrahim, 14/23)

Evlerimiz, şirk bulaşan, günahla kirlenen fıtratımızı tezkiye etmek için kullandığımız birer terbiye mektebidir. Çünkü şeytâni güçlerin etkili olduğu dış dünyaya çıkmadan önce, kendimizi şirk virüslerine karşı mücadeleye hazırladığımız mekânlardır.

Bizi hayat veren şeye çağıran Rabbimizin selamını, karşılıklı mescitler olarak tanzim ettiğimiz evlere de taşımalıyız. Çünkü Tahiyyat selamı; el-Hayy olan Yüce Allah’tan gelen vahyin diriltici soluğunu gittiğimiz evlere dille, gönülle taşımaktır. Allah’ın adının çokça anıldığı mescitlerin birer alt şubesi olan evlerimize müminlerden oluşan ev halkını selamlayarak girmek Rabbimizin emridir:

… Evlere girdiğiniz zaman Allah tarafından bir tahiyye (esenlik, bereket, hoş bir sağlık dileği) olarak birbirinize selam verin! Allah akıl edesiniz diye ayetleri size işte böyle açıklıyor.” (Nur, 24/61)

Ayetlerde görüldüğü gibi Tahiyyât selamı, evlerimize ve cennete girerken unutulmaması gereken bir dua formudur.

6) Hadiste Tahiyyât Duası

Tahiyyât; hayatın kaynağı, inşa ve ihya eden Allah’a mahsustur. Ey Peygamber! Sana selam olsun, Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerine olsun. Selam bize ve Allah’ın sâlih kullarına olsun. Kesin olarak bilir ve beyan ederim ki Allah’tan başka tanrı yoktur ve şehadet ederim ki Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir.7

Yüceler yücesi olan Rabbimize ithaf ettiğimiz, et-Tahiyyâtü davete icabettir. Müminlerin önce Âlemlerin Rabbini, sonra da O’nun seçilmiş elçisini, daha sonra da birbirlerini Rabbimizin öğrettiği şekilde selamlamasıdır.

Bize hem sahih bir söz olarak hem de mütevatir bir uygulama olarak gelen Tahiyyât duası, Yüce Allah’ın nebilere ve müminlere, müminlerin müminlere duasını dile getiren özlü ifadeler içermektedir. Aynı lafızlarla Kur’an’da geçmese de ayetlerde beyan edilen cennet selamıdır. Tahiyyât duası, Rabbimizin muhatap alarak gönderdiği selama müminlerin cevap vermesi, müminlerin de bu selama karşılık vermeleridir.

Sözün Özü

Tahiyyât, bize sonsuz cennetleri yaratıp hazırlayan, el-Hayy / hayatın kaynağı olan, ihya ve inşa eden Allah içindir. Vakitli ve rükunlu olarak ikame ettiğimiz namazlarımızda mütevatir bir sünnete dayanarak uyguladığımız Tahiyyât duası, ayetteki lafızlarla birebir aynı değildir. Ancak ayetteki lafızların da yer aldığı bir selamlaşma duasıdır. Bu uygulamanın ana ilkeleri Kur’an’da, gözle görülür örnek şahitliği de Resulullah’ın (s) sünnetinde yer almaktadır.

Tahiyyat duası her şeyden önce, el-Hayy olan Yüce Allah’ın selamıdır. Allah, Resul’ü ve müminler arasındaki selamlaşma ifadeleri içeren bu dua, barış ve esenlik çağrısıdır. Lafızları birebir Kur’an’da yok diye bu çağrıya icabet etmeyen, tahiyyâta tenezzül etmeyenler, bu dua üzerinden Allah Resulü ve ilk Kur’an neslinin uygulamalarını itibarsızlaştırmak için gayret eden kötü niyetli reformistlerdir. Resulullah’ı ve onun şahitliğini yok sayarak din doğru bir şekilde anlaşılamaz. “Dini saflaştırmak istiyoruz!” diyerek kendilerini savunmaları da reformistlerin kötü niyetlerini örtmez.

Tahiyyât/dirilik temennileri, el Hayy olan Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi dünyada ve cennette tüm müminlerin üzerine olsun.


1- Sahih-i Buhârî, ‘Ezân’, 148, 150; Sahih-i Müslim, ‘Salât’, 55.

2- Üç ayette el-Hayy, el-Kayyûm birlikte geçmektedir: El-Hayyu’l-Kayyum için bkz. Bakara, 2/255; Âl-i İmran, 3/2; Taha, 20/111. Bir ayette el-Hayy, tevekkül, tespih ve hamd emriyle birlikte yer almıştır: “Öyleyse, ebediyen ölmeyecek olan o mutlak diri varlığa güven ve O’nun sınırsız kudret ve yüceliğini övgülerle an ki kimse kullarının günahlarından O’nun kadar haberdar değildir.” (Furkan, 25/58)

Bir ayette de Rabbimizin el-Hayy esması, tevhid kelimesi ve hamd ile birlikte geçmiştir: “El-Hayy olan O, hep diridir; O’ndan başka ilah yoktur. Öyleyse, içten bir inançla yalnız O’na bağlanarak O’na yalvarın. Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur!” (Mü’min, 40/65)

3- Tüm varlık âleminin ve hayatın kaynağı Yüce Allah’tır. Rabbimizin dirilerden önce diri, ölülerden sonra da diri olduğu hakikatini beyan eden ayetler için bkz. A’raf, 7/158; Enfal, 8/24, 42; Tevbe, 9/116; Yunus, 10/56; Nahl, 16/97; Hacc,22/6, 66; Mü’minun, 23/80; Furkan, 25/49; Şuara, 26/81; Ankebut, 29/63; Rum, 30/19, 24,40, 50; Fatır, 35/9; Yasin, 36/12, 33, 78-79; Mü’min, 40/11, 68; Fussilet, 41/39; Şura, 42/9; Duhan, 44/8; Casiye, 45/5, 26; Kaf, 50/11, 43; Necm, 53/44; Hadid, 57/2, 17; Kıyamet, 75/40.

4- Tahiyyât’ın tekil ve çoğul olarak geçtiği ayetler şunlardır: Nisa, 86; Yunus, 10; İbrahim, 14/23; Nur, 24/61; Furkan, 25/75; Ahzab, 33/44; Mücadele, 58/8.

5- Yahya Nebi’yi Yüce Allah şöyle selamlamıştır: “Doğduğu gün, öleceği gün ve sağ olarak diriltileceği gün selam onun üzerine olsun.” (Meryem, 19/15)

Rabbimiz İsa Nebi’yi de şöyle selamlamıştır: “Doğduğum gün, öleceğim gün ve sağ olarak diriltileceğim gün selam banadır.” (Meryem, 19/33).

Allah-u Teâlâ peygamberlerini “… Selam olsun seçkin kıldığı kullarına…” (Neml, 27/59), “Bütün peygamberlere selam olsun…” (Saffat, 181) diyerek selamlamıştır. Allah’ın selam ettiğine, vahye iman edenlerin de selam etmesi gerekir.

6- Aişe validemizden rivayet olunduğuna göre; Yahudilerden bir grup, Resulullah’ın huzuruna geldiler ve “Es-Sâmü (ölüm) senin üzerine olsun ey Kasım’ın babası!” dediler. Peygamberimiz de “ve aleyküm” (sizin de) diye cevap verdi. (Buhârî, Müslim)

7- Sahih-i Buhârî, ‘Ezân’, 148, 150; Sahih-i Müslim, ‘Salât’, 55.

Fevzi Zülaloğlu Arşivi