Gazze’de Ateşkes ve Siyonist Çetenin Kırılan Kibri
Haksöz Dergisi Sayı: 408/409

Gazze’de tam 15 ay boyunca kesintisiz devam eden soykırımın ardından 15 Ocak’ta varılan ateşkes anlaşması zaman zaman bozulup duran ama sonra tamir edilip ağır aksak da olsa yola devam eden bir trene benziyor. Trenin güzergâhı az çok belli olsa da hangi durakta ne tür engellerle karşılaşacağı, yola devam edip etmeyeceği belirsizliğini koruyor. Bu zorluk ve belirsizlik hali ise en temelde Siyonist çetenin anlaşmayı kerhen kabul etmek zorunda kalmasından kaynaklanıyor.

Zorlu, Sancılı Ateşkes Süreci

Arabulucular vasıtasıyla yürütülen görüşmeler, diplomatik girişimler ve gergin müzakerelerle devam eden süreç nihayet 15 Ocak 2025 tarihinde anlaşmayla sonuçlanmış ve Gazze’de ateşkes kararı alınmıştı. Bu kararla birlikte Gazze’de 15 ayı aşkın bir süredir devam eden Siyonist saldırganlığın son bulması, daha doğrusu Siyonist işgal ve saldırı siyasetine ara verilmesi bekleniyordu. Her biri 42 gün sürecek üç aşamalı ve çeşitli etaplardan oluşan anlaşma planının ilk turu birtakım duraklamalarla da olsa Şubat sonunda tamamlanabildi. Sürecin devam edip etmeyeceği şimdilik belirsizliğini korumakla birlikte birtakım gecikmelerle ve zorluklarla da olsa ateşkes anlaşmasının devam ettirileceği tahmin ediliyor.

Aslında 15 Ocak’ta üzerinde mutabakata varılan anlaşma metnine bakıldığında bu metnin Mayıs 2024’te üzerinde anlaşılan taslak metinden bir farkının olmadığı görülmekteydi. Bu durum son kertede Siyonist çetenin hem vahşiliğini hem de acziyetini yansıtmaktaydı. O dönemde ABD Başkanı Biden yine arabulucular vasıtasıyla anlaşmaya varıldığını duyurmuş ama bilahare Netanyahu ayak diretmiş ve ateşkes gerçekleşmemişti. Netanyahu ilan ettiği hedeflere ulaşamadığını ikrar anlamına gelen bu anlaşmayı hazmetmekte zorluk çekiyordu. Kabinesinin dağılma riski de bunda belirleyici rol oynamaktaydı. Asıl üzerinde durulması gereken husus ise o günden bu yana, ateşkesin kabulüne kadar geçen yedi aylık sürede ne olduğuydu?

Netanyahu çetesi tüm bu zaman zarfında Hamas’ın direnişini zayıflatamamış, Gazze halkına boyun eğdirememiş ama katliam ve yıkım politikasını vahşice sürdürmüştü. UCM kararına da yansıdığı şekliyle savaş suçlusu olduğunu tescil ettirmişti. Bu arada güya kendilerini kurtarmak için savaştığı Yahudi esirlerin bazılarını da yağdırdığı bombalarla katletmişti. Özetle hiçbir şey kazanamamış, sadece kan ve yıkım siyasetini derinleştirmiş, her gün daha yoğun bir şekilde insanlık suçlarına imza atmıştı. Bu şekilde soykırım suçunun üzerinden geçen ilk yedi aya bir yedi ay daha ekledikten sonra nihayet Mayıs ayında belirlenmiş eski taslağı esas alan ‘yeni’ bir anlaşmayı kabinesindeki itirazlara ve Ben Gvir adlı fanatik İç Güvenlik Bakanı’nın istifasına rağmen 15 Ocak 2025’te kabul etmek zorunda kalmıştı.

Ateşkesin Mahiyeti

Süreci topyekûn değerlendirdiğimizde ateşkes kararının Siyonistler için bir geri adım ve yenilgi, Hamas ve Filistin halkı açısından ise bir kazanım ve galibiyet olduğu açıktır. Nitekim bu yüzden Netanyahu kabinesinde tartışmalar, hükümeti bozma tehditleri kesintisiz biçimde sürüyor. Açıkçası Siyonist çete şefleri acı ilacı yutma zorluğu içinde adeta kıvranmakta, ateşkesle birlikte aldıkları darbeyi hafifletme çabasıyla sürekli biçimde ayak sürtmektedirler.

Hiç kuşkusuz Siyonist yapı sürecin başında ilan ettiği amaçlarının hiçbirine ulaşamamış ve sonuçta zelil bir şekilde anlaşmayı kabul etmek zorunda kalmıştır. Başta ABD olmak üzere arkasına aldığı onca güce rağmen başardığı tek şey Gazze’de büyük bir yıkım gerçekleştirmek ve soykırım icra etmek olmuştur. Ne var ki bu yıkım ve katliam Siyonist çeteyi daha güçlü ve güvenli kılmamış, bilakis dün olduğundan daha güçsüz ve güvenliksiz bir duruma getirmiştir.

Siyonist devlet uluslararası zeminde dünden daha itibarsızdır. Uluslararası mahkemelerde yargılama süreçleri devam etmektedir. Netanyahu, her ne kadar ABD’de Trump tarafından büyük muhabbetle karşılansa dahi, bugün itibariyle hakkında UCM tarafından tutuklanma kararı bulunan bir kişidir. 7 Ekim ve ardından yaşanan savaşla birlikte Yahudilerin İsrail’de güven içinde olacakları iddiası ciddi yara almış, on binlerce Yahudi kendilerini emniyette hissetmedikleri için yaşadıkları bölgelerden uzaklaşırken, bir o kadarı da başka ülkelere göç etmişlerdir.

Direnişin Kararlılığı Siyonistlerin Hesabını Boşa Çıkardı

Hatırlanacağı üzere, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın gerçekleştirdiği Aksa Tufanı operasyonu Siyonist çete için ağır bir darbe olmuş ve İsrail bu darbeye karşılık olarak kendisi için çok büyük hedefler belirlemişti. Gazze’yi boşaltacaktı, Hamas’ı bu topraklardan söküp atacaktı ve Hamas’ın elindeki tüm esirleri kurtaracaktı. Bu hedeflerinin hiçbirini gerçekleştiremedi elhamdulillah.

Gazze’yi boşaltma, Gazze halkını bölgeden sürme senaryosu akim kalmış, Mısır bu plana onay vermemiş, halk da zaten Gazze içinde defalarca oradan oraya sürülmesine rağmen Gazze’yi terk etme eğilimi içinde olmamıştır. Vahşice bombalanmalarına rağmen İsrail’in hastaneleri boşaltma planlarına direnen Gazzelilerin kararlılığı bu tutumun somut tezahürlerinden biri olmuştur. ABD’de Kasım ayında yapılan seçimler neticesinde başkanlık koltuğuna oturmasından sonra tutarsız ve ölçüsüz açıklamalarıyla bir sirk soytarısı gibi ilgi çeken Trump’ın Gazze’ye yönelik şeytani çıkışları belki bir nebze Netanyahu çetesi için moral olsa da bunun pratikte bir karşılığının olamayacağı ortadadır.

Yine hatırlayalım, Siyonistler 7 Ekim operasyonundan hemen sonra Gazze’ye saldırıya geçtiklerinde Netanyahu esirlerin hepsinin kurtarılacağına dair ateşli konuşmalar yapıyordu. 15 ay boyunca sayısız operasyon yaptılar, Gazze’de taş üstünde taş bırakmadılar ama Nuseyrat’ta yüzlerce kişiyi katledip ulaştıkları 4 esir haricinde hiçbir Yahudi esiri canlı ele geçiremediler.

Siyonistlerin en büyük hedefi ise şüphesiz Hamas’ı bitirmekti. Askeri operasyonlarla Hamas’ı yok edeceklerini iddia ediyorlar; “Bundan sonra bölgede Hamas’ın varlığından söz edilemeyecek!” vb. ifadelerle öfkelerini ve güya kararlılıklarını ilan ediyorlardı. Sadece Siyonist şefler değil, müttefiki Batılı devletlerin yöneticileri de aynı iddiaları tekrarlıyorlar, İsrail’e Hamas’ı bitirme seferberliğinde her türlü desteği vereceklerini açıklıyorlardı.

Yapabildiklerini yaptılar, ellerinden geleni artlarına koymadılar. Hamas’ı bitirme adına Gazze’yi baştanbaşa harap ettiler, yıktılar. Küçücük Gazze’ye on binlerce ton bomba attılar, neredeyse her santimetrekaresini yaktılar. Halk denizinde bir balık gibi gördükleri Hamas’ı avlayabilmek için adeta denizi kurutmaya kalktılar. Neticede Gazze’de on binlerce insan katlettiler, yüz binden fazla insanı yaralı ve sakat hale getirdiler. Tamamen yakıp yıktıkları, enkaza çevirdikleri Gazze’yi sayısız masum için mezara çevirdiler.

Ama Allah Teâlâ’nın yardımıyla hesapları boşa çıktı. Hamas maruz kaldığı büyük saldırılara, ağır darbelere rağmen yenilmedi, teslim olmadı, geri adım atmadı. Bilakis Siyonist çetenin en vahşi saldırılarına sahne olan bölgelerde dahi direnişini sürdürdü, düşmana ağır kayıplar verdirmeyi başardı. Bir yandan ateşkes görüşmelerinin hızlandığı bir süreçte Kuzey Gazze’de, Beyt Lahiya’da, Cebaliye’de ve Beyt Hanun’da yoğunlaşan operasyonlarda Siyonistlerin kayıplarının artış göstermesi İsrail ordusu için ağır bir darbe oldu. Aylardır yoğun saldırılarla insansızlaştırdıkları, yakıp dümdüz ettikleri bölgelerde dahi direnişi bir türlü bitirememeleri İsrail medyasına da yansıdığı şekilde moral bozukluğuna yol açtı. Bu savaşı neden sürdürdükleri ve nasıl bitirilebileceği sorularının daha yüksek sesle sorulmasını beraberinde getirdi.

Hamas Esir Takasıyla da Siyonistleri Rezil Etti

Hamas ve Filistin halkı ağır bedel ödedi ama taleplerinden vazgeçmedi. Evet, belki katledilen kardeşler, şehit düşen mücahidler için yapılabilecek bir şey yoktu ama Siyonistlerin zindanlarında esir tutulan Müslümanlar mücahidlerin ellerinin kendilerine uzanmasını bekliyorlardı. Sürecin başından itibaren Hamas: “Oturalım anlaşalım; esirlerimizi verin, esirlerinizi alın!” diyordu.

Bunu ilk andan itibaren Siyonist çete reddetti, pazarlık yapmayacağını, şartsız bir şekilde Hamas’ın teslim olmaktan başka şansı olmadığını iddia etti. Yaktı, yıktı, her türlü cürmü, zulmü işledi ve sonuçta masaya oturmak ve pazarlık yapmak zorunda kaldı. Direniş ağır, çok ağır bedeller pahasına da olsa sonuçta işgalcinin burnunu sürtmüş, kibrini kırmıştı. Nitekim esir takasları esnasında sergilediği görüntüler vasıtasıyla verdiği mesajlarla Hamas tüm dünyaya bir yandan işgalcilerin tutarsızlığını, çirkinliğini, öte yandan Filistin davasının haklılığını ve onurunu yansıtmıştır.

Bir yanda vahşice bombardımana tâbi tutulan, açlığa mahkûm edilen bir bölgede esirleri koruyabilmek için mücadele veren bir Hamas, serbest kaldıkları esnada mücahidlere yönelik şükran duygularını yansıtan Yahudi esirler var. Diğer yanda ise çocuk, kadın, yaşlı, hasta demeden tüm Filistinli esirlere vahşice işkence eden, serbest bırakılacakları ana kadar onları her türlü eziyete, kötü muameleye maruz bırakan Siyonistler var. Sadece şu iki manzara dahi kimin haklı olduğunu ispata yetmez mi?

Esir takasları esnasında Gazze halkının mücahidlere yönelik sevgi gösterileri ise asıl çarpıcı manzarayı teşkil ediyordu. Siyonistlerin planları boşa çıkmış, hedeflediklerinin tam tersi gerçekleşmişti. Filistin halkı İzzeddin el-Kassam mücahidlerine sevgi gösterilerinde bulunuyordu. Bu Allah Teâlâ’nın bir lütfü, cihadın bereketiydi. 15 ay boyunca maruz kaldıkları büyük acılardan ötürü Gazze halkı az ya da çok Hamas’ı suçlayabilir, en azından çektikleri acılardan dolayı Hamas’a mesafeli durabilirdi. Böyle davranılmış olsaydı bu üzücü olmakla birlikte garipsenmez, bir ölçüde anlaşılabilirdi de ama tam tersi oldu. Sokakları dolduran genç yaşlı, kadın erkek tüm Gazzeliler Kassam mücahidlerine güvendiklerini, onlarla iftihar ettiklerini, direnişle onur duyduklarını dünyaya ilan ettiler.

Gazze Halkı Yüksek Direniş Bilinciyle İşgalciyi Hezimete Uğrattı!

7 Ekim’den sonra direnişi kırma hedefine yoğunlaşan Siyonist çete aynı anda ikili bir strateji izledi. Bir yandan mücahidlere yönelik yoğun askerî operasyonlar icra ederken aynı anda halkı da cezalandırmaya girişti. Gazzeliler çok büyük katliam ve yıkımlara maruz kaldılar. 15 ay boyunca işkence, tehcir, katliam, açlık, ilaçsızlıkla boğuştular, en sevdiklerini kaybettiler. Hayatları tam manasıyla işkenceye döndü.

Siyonist çete bu saldırılarıyla bir yandan Hamas’a verdikleri destekten ötürü Gazze halkını cezalandırıyor, aynı zamanda da maruz kaldıkları acılardan, sıkıntılardan ötürü insanların Hamas’a karşı tavır almasını, yaşadıkları acıların faturasını Hamas’a kesmelerini sağlamayı amaçlıyordu. Süreç içinde Gazze halkının Hamas’a sırt döneceğini umuyordu. Ne var ki Gazze halkı sabır ehli, direniş ehli bir halk olduğunu ispatladı. Ateşkesle birlikte sokaklara çıkarak mücahidleri bağrına bastı. Bu tavrıyla Siyonistlerin hesaplarını çöpe atmış oldu. Gazze halkı bu izzetli tutumuyla İslam’ın Müslümanlara kazandırdığı bilinç ve ahlakı layıkıyla yansıtmış, Allah Teâlâ’nın hükmüne sabretmenin en güzel örneğini sergilemiş oldu.

Ateşkes Kazanımı ve İşgale Karşı Uzun Soluklu Mücadele

Şüphesiz ateşkes işgalin bitmesi, Siyonist varlığın son bulması anlamına gelmiyor. Filistin’in kurtuluşu için önümüzde daha uzun, çok uzun bir mücadele süreci var. Mamafih Gazze’de 15 ay boyunca süren soykırıma rağmen Siyonist çetenin direnişin gücünü kabul etmek ve masaya oturmak zorunda kalması ileri doğru atılmış önemli bir kazanımdır, gelecek açısından umut vericidir. Bundan sonrasında ateşkes devam etse de etmese de Siyonist çetenin kibri kırılmış, güç ve kudret iddiası boşa çıkartılmıştır.

Hamas ve Filistin halkı bu kazanımı sadece İsrail’e karşı mücadeleyle elde etmemiştir. Bilakis başta ABD olmak üzere Batılı güçlü devletlere, küresel sermayeye, medyaya ve bölgesel düzlemde de işbirlikçi devletlere karşı mücadele etmiş; bu mücadeleyi galibiyetle sonuçlandırmıştır. Bunca kuşatılmışlığa ve bunca yardımsız, desteksiz bırakılmışlığa rağmen elde edilen bu sonuç açık bir zaferdir. Sabretmenin, direnmenin, Allah’tan başkası karşısında boyun eğmeme kararlılığının bir mükâfatıdır. Rabbu’l-Âlemin hayırlı, bereketli eylesin!

Bu son derece vahşi ve zalimane süreçte herkes bir imtihan verdi. Küresel düzenin sahipleri ve onların propaganda mekanizmasına boyun eğenler vahşetin bu kadar ayyuka çıktığı manzaralar karşısında dahi adaleti, vicdanı hatırlamadılar, insanlığı utandıracak söylem ve eylemler icra ettiler.

Bu zalimler nazarında kimisi ölü toplam 100 civarında Yahudi her şeyden daha kıymetliydi. Düşünsenize, tüm Gazze halkı esir edilmiş, vahşice katlediliyor, ateşkes ile bu insanlar belki nefes alacak ama Batılı siyasiler, Batı medyası ve adına ‘uluslararası kamuoyu’ denilen küresel egemenler için bunun hiçbir önemi yoktu. Onlar ancak Yahudi esirlerin evlerine dönmesini sağlayacağı için ateşkese seviniyorlardı. Hiç kuşku yok ki eğer 7 Ekim’de Hamas Aksa Tufanı operasyonunu sadece Siyonist işgalcilere darbe olarak gerçekleştirmiş olsaydı, Yahudilerden esirler almamış olsaydı, Gazze’nin baştanbaşa yıkılmasına itiraz etmez, Gazze halkının tamamının katledilmesini umursamazlardı. Bunların medeniyeti bu, insanlıktan anladıkları bu kadar!

Bizler için, İslam ümmeti için de süreç devam ediyor. Bu adı üstünde sadece bir ateşkes, kimileri bunun barışa evrilmesini talep ediyor. Şu aşamada bu gerçekçi ve adil bir yaklaşım değil. Bu şartlar altında barış bizim talebimiz olamaz. Biz ancak mücadeleye güç, zemin ve zaman kazandıracak adımları, buna hizmet edecek, katkı sağlayacak bir anlaşmayı olumlu bulabiliriz ama işgali meşrulaştıracak hiçbir adımı kabul edemeyiz.

Gazze’nin Öğreticiliği

Gazze bize çok şey öğretmiş olmalıdır. Öncelikle Allah için mücadele etmenin bedel ödemeyi göze almayı gerektirdiği; izzetli bir hayatın bedel ödemeden mümkün olmadığı açık bir şekilde görülmüştür. Ve hassaten Gazze, hayatın daha fazla konfor, servet biriktirmek vb. dünyevi endişelerle değil, sâlih tutum ve yönelimlerle değer kazandığını göstermiş; inandık demekle bırakılmayacağımızı, mutlaka sınanacağımız hakikatini olanca netliğiyle hatırlamamıza vesile olmuştur.

Rabbu’l-Âlemin ibret almayı, öğrendiğimiz hakikatleri hayatımıza aktarmayı hepimize nasip etsin. Gazze’nin ve bir bütün olarak Filistin’in kurtuluşunu yakın eylesin. Bu mücadelede şehit düşen kardeşlerimize rahmet eylesin, Gazze halkına sabırlar ihsan eylesin!

Rıdvan Kaya Arşivi