Teşrîk Tekbirlerinin Kur’an’daki Temelleri
Haksöz Dergisi Sayı: 399 - Haziran 2024

De ki: ‘En güzel övgüler yaptığını güzel yapan Allah’a mahsustur. Çocuk edinmemiştir. Yetki kullanmada ortağı yoktur. İhtiyaçtan dolayı edindiği bir velisi de yoktur.’ Ve O’nu tekbir ile yücelt.” (İsra, 17/111)

Teşrîk Tekbirleri

Şark kökünden bir kelime olan teşrîk, güneşin doğmasına denir. Lafzi anlamıyla teşrik, kesilen kurban etlerini güneşte kurutmaktır. Dolayısıyla teşrîk deyince güneş ve onun ışığı akla gelir.

Tekbir ise kebir kökünden gelir; hayran olmak, büyük görmek, saygı göstermek, saygıyla emirlerini yerine getirmek demektir.

Kök anlamını koruyacak şekilde ifade edersek teşrîk tekbirleri ümmet olarak yaşadığımız coşkunun gözlerimize yansıyan itminan ışığıdır.

Teşrîk Günleri bir hac ayı olan Zilhicce’nin dokuzu sabah namazıyla başlar on üçüncü gün ikindi namazına kadar sürer. Onundan on üçü ikindiye kadar olan kısma örfümüzde eyyamu’n-nahr, yani kurban günleri de denilmektedir.

Hac farizasını ifa edenler için Zilhicce’nin dokuzunda vakfe yapmak, yani “Allah için duran mümin olmak” farzdır. Her yıl Arafat’ta durup insanlık tarihini değerlendiren, sonra etrafına bereket taşıyan coşkun nehirler gibi Mina’ya doğru akan müminlerin, hep bir ağızdan getirdikleri teşrîk tekbirleri yeri göğü inletmektedir. Hacca gidemeyenlerin de bu coşkuyu yaşadıkları yerlerin İslam beldesi olduğunu haykırırcasına taşıması gerekir. İslam şehirlerindeki camilerden ve sokaklardan yükselen tekbirler dosta müjde taşımalı, düşmana korku salmalıdır.

Bayram Tekbirlerinin Kur’an’daki Temelleri

Teşrîk kelimesi ve “Allahu Ekber” ifadeleri ayetlerde geçmemektedir. Ancak belli günlerde Allah’ı tekbir etme (büyük ilan etme, yüceltme) emri Kur’an’da geçmektedir.1

Bayram tekbirlerinin Resulullah’ın sünnetindeki uygulaması, ramazanda ve kurbanda farklıdır.

Fıtır Bayramında Teşrîk Tekbirleri

Bayram namazlarını ayıran en önemli özellik tekbirlerdir. Ramazanın hükümleriyle ilgili Bakara ayetlerinin sonunda geçen ve tekbirden söz eden beyanlar açıktır:

… Allah sizin için kolaylık ister; zorluk istemez. (Bütün bunlar), sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık Allah’ı tekbir etmeniz ve şükretmeniz içindir.” (Bakara 2/185)

Bu ayette ramazanın fıkhına ilişkin açık beyanlar bulunmaktadır. Namazlarımızda ve bayram namazında Resulullah’ın uygulamasında gördüğümüz tekbire ilişkin beyanlar yer almaktadır.

Ayette tekbire işaret eden beyanları, Resulullah (s) fıtır bayram namazının hutbesinde uygulamıştır. Kesintisiz bir uygulama zinciriyle gelen bu örnek uygulama, kıyamete kadar biz müminlere ışık tutmaya devam edecektir.

Resulullah’ın uygulamaları da göstermektedir ki tekbir, bayramlarda müminlerin sevincini, coşkusunu dile getirme yöntemidir. Nasr suresindeki ilahi emirle, nasıl zaferin zikri estağfurullah ise bayramın zikri de Allahu Ekber’dir. Yani tekbir hem ayetlerde hem de ayetlerin uygulamalı şahitliği olan Resulullah’ın sünnetinde, sevincimizi dile getirme ve bir kutlama yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kurban Bayramında Teşrîk Tekbirleri

Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; ona ulaşacak olan sizin takvanızdır. Onları bu şekilde sizin hizmetinize verdik ki Allah’ın yol göstermesine karşılık tekbir getiresiniz. Sen güzel davrananlara müjde ver.” (Hacc, 22/37)

Kurban ibadetinin takva hedefine işaret eden yukarıdaki ayet tekbirin ilahi bir emir olduğunu da beyan etmektedir:

Bu ayetin bağlamında, siyak-sibakında (34-37) ele alınan konular kurbanın her ümmete gerekli kılındığının apaçık delilidir. 28. ayette kurban etlerini değerlendirme hakkında iki konuya değinilmektedir.2

Bu ayette sözü edilen kurbanlık hayvanın hac mevsiminde ve orada kesilen olduğu açık bir gerçektir. 36. ayette ise durumu müsait olanların kesmesi gereken hayvanlardan söz edilmekte ve kurban etlerinin değerlendirilmesinde üç konuya değinilmektedir.3

Mütevatir Sünnette Teşrîk Tekbirlerinin Uygulaması

Teşrîk tekbirlerinin uygulamasını Resulullah’tan öğreniyoruz. Onun sünneti bize kesintisiz bir zincirle, başta ilk Kur’an nesli olan sahabe olmak üzere, mümin kuşaklar tarafından aktarılmıştır.

Resulullah’ın uygulamalı öğretimi olan sünnetinde özellikle kurban bayramlarında tekbirin zirve noktasına çıktığını görmekteyiz. Her yıl kurban bayramı arifesinde başlayıp dördüncü gün ikindi namazıyla biten teşrîk tekbirleri 23 vakit olarak uygulanmalıdır. Çünkü ilahi emir olan tekbiri, Resulullah’ın kurban bayramındaki uygulaması böyledir. Ve bu mütevatir uygulama, yüzyıllardır aynı saflıkta, ekleme çıkarma olmaksızın, kesintisiz olarak bize ulaşmıştır.

Arife gününden başlayarak, bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar, farz namazlardan sonra, iman kardeşlerimizle birlikte 23 defa4 teşrîk tekbiri getirmek vaciptir. Nübüvvetin 23 yıllık sürecini hatırlatan rakam da ilginçtir.

Resulullah (s) bayram namazlarına önem vermiştir. O, tüm ümmetin, erkekleri, kadınları, çocukları ve hastalarıyla birlikte bayram yerine gelmesini emrederdi. Kendisi de eşlerini ve kızlarını namazgâha getirirdi.5

Fıkıhta Teşrîk Tekbirleri

Teşrîk tekbirleri Hanefilere göre vacip, Şafiilere göre sünnettir.

Hanefilerin tercih ettiği görüşe göre teşrîk tekbirleri arife günü sabah namazıyla başlar, dördüncü gün ikindi namazı ile biter.

Tekbirler abdestsiz olarak da getirilebileceğinden adetli kadınlar arkada durup herkesle birlikte tekbir alarak görevlerini yerine getirebilirler.

Sözün Özü

Vahyin şahitliğini de yapmakla yükümlü olan Resulullah, kitabı bırakıp giden bir postacı değildir. Mealciler, “Yalnız Kur’ancılar” Nebimiz Muhammed’i (s) basit bir kargo elemanına indirgemek için boşuna uğraşıyorlar. Çünkü Kur’an’ın hangi konusunu ele alırsak alalım, Allah Resulü’nün siretiyle, sünnetiyle etle tırnak gibi iç içe geçtiğini görürüz.

Resulullah’a tâbi olmayı emreden ayetler, dileyen herkesin istediği anlama hakkına sahip olacağı lafızlara indirgenemez. Lafızlara yüklenmiş olan ilahi mesaj, uygulamalı öğretimin adresi olarak bizi Resulullah Muhammed’e (s) götürmektedir.

Resulullah’a aidiyetinden kuşku duyamayacağımız yakin ifade eden uygulamalarına tâbi olmak ilahi bir emirdir. Hatta günahlarımızın bağışlanması, Resulullah’ın şahitliğine tâbi olmaya bağlıdır. Dinin anlaşılması ve yaşanmasında Resulullah’ın şahitliğine uygun hareket etmeyenin sevgi ve bağlılık iddiası da havada kalmaktadır:

De ki: Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve sizin için günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.” (Âl-i İmran, 3/31)

Allah’ı sevenlere, Resulullah’ın şahitliğine tâbi olanlara selam olsun.


1- Bakara, 185, 198, 203; İsra, 17/111; Hacc, 22/37.

2- “Kendilerine ait birtakım yararları görmeleri, (Allah’ın) onlara rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belirli günlerde Allah’ın ismini anmaları için (insanları hacca çağır)! Artık ondan (hayvanların etinden) hem kendiniz yiyin hem de yoksula, fakire yedirin!” (Hacc, 22/28)

3- “Biz büyükbaş hayvanları da sizin için Allah’ın sembollerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Onlar sıra sıra (dururken) üzerlerine Allah’ın ismini hatırlayın (ve kurban edin)! Yan üstü yere düştüklerinde (öldüklerinde) onlardan hem kendiniz yiyin hem de kanaatkâr olana ve fakirlere yedirin! İşte şükredesiniz diye bunları sizin hizmetinize verdik.” (Hacc, 22/36)

4- Kurban bayramının arifesinde (9 Zilhicce) sabah namazından başlayarak bayramın 4. günü ikindi namazına kadar (13 Zilhicce) farz namazlardan sonra toplam 23 defa “Allâhü ekber Allâhü ekber lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber Allâhü ekber ve lillâhi'l-hamd” cümlesini söylemek cemaat halinde birlikte yapıldığı için 'teşrîk tekbiri' olarak adlandırılmıştır.

5- Buhari, ‘lydeyn’, 15, 20, ‘Hayz’, 23, ‘Salât’, 2, ‘Hacc’, 81; Müslim, ‘Iydeyn’, 10.

Fevzi Zülaloğlu Arşivi