objektifliğe ilişkin güven verici kanıların anlamsızlaştığı an
oyun bitti
ve bütün park sonbahara dağıldı
şimdi sade bir salıncak
ve ay ışığında dans eden gölgeler
çocukluğumu avutuyor
dünyanın geleceğine
beni geçerken inandırmak için
sorunları kökünden çözemiyorsanız
en azından dallarını budayın
diyenlere inat
ağacın kırılgan kollarından
güneşin huzurlu aydınlığı sızıyor
ve duvarların üstünden
biçimsiz çocuk çığlıkları düşüyor yere
benim gözümde insanlar
hiç kimseye benzemez
ve birer optik yanılsamayken
yine yeni iklimlere yabancı bahçeler hazırlıyor
insanlar kendilerini kaybetmiş olabilir
ben ise onlara acıyorum
umarsız bir karanlık
öncesinde hiç görülmemiş bir derinlikle açılır ya dağılımlara
avlusunu sırtlayan kaplumbağalar gibi
düşer düşlerimden düşüncelerimin kara ku(y)tularına
sonra ben kalkar
güneşini dahi yitirmiş günebakan çiçeklerine sarılırım
öğleden sonraları
yanlış yere park edilmiş ruhumuz
insanlığımızı çürütüyor
daralıyor her yer
ve biz bir boşluğun altından geçiyoruz
hep beraber
köhnemiş fabrikalarda tutsak edilmiş makinelerin
yozlaşmış ürünleriyiz
içi tamamen boşaltılmış bir sosyalizm gibi
biliyorum gerçek değil
belleğin azminde eriyen yumuşak saatler
fakat insanın gördüklerine inanmaması çok zor
sonra diyalektik engeller
kötü anımsanan anılara benzer
can sıkıntısı bol ülkemde
gereksiz telaş ve endişelerle başlayan sabahlarımız
ve hepimiz boyuna çiçeksiz boşluklar doğuruyoruz
ölümsüz yaşamın kıyılarına
uyumsuz içlikler gibi
giydiğimiz gömleklere yakışmıyoruz

