Hitit kabartmalarına
Benzeyen bu yazı
Nereye koyalım
Ellerimizi, ayaklarımızı
Nereye koyalım
Ak giysileri olan
Küçük bir şehirde
Dönüp dönüp
Karla kaplı dağlara mı bakalım
Sen
Bir sanatoryumda
Yatarken
O yıl leylekler çok erken gelmişlerdi
Hatta birkaç serçeyi
Baharın bir kenarında
Yorgun bulmuştuk
İnsanlar
Hep bu akşam diye söylenmişlerdi
Senin tabutunu
Alaca karanlık diye
Gömmemişlerdi
Nasıl olduysa
Oldu, sen
Birden ölü bir kasabalı oluverdin
Bir gaz lambasının aydınlığıydı
Sararmış ağaçların yapraklarıydı
Biz nedense hep korkuyorduk
Biz korkuyorduk, sonra eski çamaşırlar
Savruk eski damlar
O kederler o gamlar
Yaz mutlaka bir yazdır ve bu yazdır
Yüzümüzde hep bir başkaları
Firavun’un ülkesini
Bir silindir şeklinde yayalım
Sonra parçaları birleştirelim
Yağmurlar, ambarlar, buğdaylar
Hiçbir şey kıtlık değil
Hiç bir şey Nil kadar eski değil
Yusuf’un hükümdarlığı
Hiç de uzak değil
