Bu Yazı
TEMMUZ Sayı: 26 - Kasım 2018

Hitit kabartmalarına

Benzeyen bu yazı

Nereye koyalım

Ellerimizi, ayaklarımızı

Nereye koyalım

Ak giysileri olan

Küçük bir şehirde

Dönüp dönüp

Karla kaplı dağlara mı bakalım

Sen

Bir sanatoryumda

Yatarken

O yıl leylekler çok erken gelmişlerdi

Hatta birkaç serçeyi

Baharın bir kenarında

Yorgun bulmuştuk

İnsanlar

Hep bu akşam diye söylenmişlerdi

Senin tabutunu

Alaca karanlık diye

Gömmemişlerdi

Nasıl olduysa

Oldu, sen

Birden ölü bir kasabalı oluverdin

Bir gaz lambasının aydınlığıydı

Sararmış ağaçların yapraklarıydı

Biz nedense hep korkuyorduk

Biz korkuyorduk, sonra eski çamaşırlar

Savruk eski damlar

O kederler o gamlar

Yaz mutlaka bir yazdır ve bu yazdır

Yüzümüzde hep bir başkaları

Firavun’un ülkesini

Bir silindir şeklinde yayalım

Sonra parçaları birleştirelim

Yağmurlar, ambarlar, buğdaylar

Hiçbir şey kıtlık değil

Hiç bir şey Nil kadar eski değil

Yusuf’un hükümdarlığı

Hiç de uzak değil

Davut Güner Arşivi