Günlerin İzi
TEMMUZ Sayı: 14 - Eylül 2017

22 Kasım 2016. Salı. FATİH

‘Şiir Durakları’ programında Mustafa Özçelik’le birlikteyiz. Her ay Fatih Ali Emiri Kültür Merkezi’nde düzenlediğimiz programa bir şairi konuk ediyor, onun şiiri ve şiir serüvenini konuşuyoruz. Bu ayki konuğumuz Özçelik’ti. Şairlerin yol boyunca duraklarına biz de uğrayıp, nerelerde kimlerle tanış olduklarına bakıyoruz. Kimlerle yol arkadaşlığı yaptıklarına, kimlerle şiir arkadaşı olduklarına bakıyoruz. Şair ve yazarların, kültür adamlarının yola çıkarken kendilerine yol veren, önünü açan, onların önünü aydınlatması için bir mum yakan öncüleri, büyükleri olmuştur. Yol arkadaşlarıdır onlar. Bu kimilerinde bir öğretmen, kimilerinde ağabey, kimilerinde başka bir şair ya da yazar, kimilerinde bir arkadaş, bir dost, kimilerinde ise bir şiir ya da bir kitap olagelmiştir. Pek çok şairin serüveninde böyle bir ilgiye rastlamak mümkündür.

Bizim şiir serüvenimizde de önümüze şiir kitaplarının ışığını tutan, şiir mumu yakan bir ağabeyimizdi Mustafa Özçelik. Eskişehir İmam-Hatip Lisesi’nde öğrenciyken onlar bizden iki dönem önceydiler. Edebiyat öğretmenimiz Mehmet Kiremit, Özçelik’e benim adımı vererek, ‘onunla tanışın, yardımcı olun, elinden tutun’ demiş; böyle başladı tanışıklığımız. 40 yılı aşan bu beraberlik; hala sürüyor. Edebiyat dergilerinde yer alma hikâyemiz de birlikte başladı. Mavera dergisinde aynı dönemde yayınlanmaya başladı şiirlerimiz. İlk şiir kitaplarımız da yine Mavera’nın kurduğu yayınevi olan Akabe’de yayınlandı.

24 Kasım 2016. Perşembe. DİYARBAKIR

Diyarbakır’a ilk kez geldim. Gençlik ve Spor Bakanlığı, KYK bünyesinde sürdürülen ‘Şairler Gençlerle Buluşuyor’ projesi çerçevesindeki bir etkinlik için buradayız. Diyarbakır’a gelirken daha İstanbul’da uçağa binmeden kafamda bir sürü soru ile yürüyordum. Nasıl bir yerdi? Bizim İstanbul’dan bakınca gördüğümüz gibi miydi? Hemen her yerde silahlar, bombalar mı vardı? Bu soruların cevabını İstanbul’dayken vermek mümkün değildi ama daha havalimanında inip Diyarbakır’a doğru yol almaya başladığımızda gelirken kafamızda biriken soruların cevabını bulmaya başlamıştık bile. İstanbul’dan bakınca adı terörle anılan, sürekli her yerde bombaların patladığı, insanların sokak ve caddelerde tedirgin, insanların kendi içlerinde adeta bir yalnızlığa mahkûm edildiği bir kent olarak düşündüğüm Diyarbakır’ın hiç de böyle olmadığını gördük.

Şehrin ana caddelerinde çok canlı bir hayat var. Halk hızla akan bir hayatı yaşıyor. Şehir içinde ana caddeler, dükkânlar dolu dolu. İnsanların yüzünde terörle bağlantılı korku dolu görüntüleri göremiyorsunuz. Şehirde çok modern yerleşim alanları kurulmuş. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde gördüğünüz AVM’leri, modern yapıları görmeniz mümkün. Dahası gece geç saatlerde bile dükkânların dolu olmasına şaşırdığımızı söylemeliyim. Gece geç saatlere kadar dükkânlar, oturma, yeme mekânları açık ve dolu.

Dicle Üniversitesi’nde KYK’nın düzenlediği ‘Şairler Gençlerle Buluşuyor’ programı da oldukça iyi geçti. Tam sınav dönemi olmasına rağmen, öğrencilerin büyük çoğunluğu gelemediği halde salonu yine doldurmuşlardı. Mehmet Akif İnan hatırasına Mehmet Aycı ile güzel bir söyleşi gerçekleştirdik. Aycı sabah Ankara’da bir toplantıya katılmak durumunda olduğu için uçağına yetişecek şekilde programı sonlandırmaya çalıştık. Mehmet Aycı’yı yolcu ettikten sonra salondaki gençlerle sohbetimiz bir süre daha devam etti, öğrenciler programla ilgili görüşlerini dile getirdiler. Şimdiye kadar KYK bünyesinde yaptığımız ‘Şairler Gençlerle Buluşuyor’ etkinliklerinin hemen hepsinde gördüğümüz şey şu oldu. Öğrencilerin bu tür programlara ilgisi oldukça yoğun. Dinlemeye gelen öğrencilerin bakışları programa nasıl bir sorumluluk yükledikleri noktasında fikir veriyor. Şairleri tanımaları açısından oldukça yararlı oluyor. Okunan şiirler, öğrencilerin soruları, katılımın ne kadar yoğun ilgi ile gerçekleştiğini gösteriyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı, KYK yetkililerinin üniversite öğrencilerine yönelik bu tür etkinlikleri artırarak sürdürmesinin yararları ortadadır. Gençler çok açlar. Edebiyata, düşünceye, sanata, şiire çok açlar. Okul eğitimi esnasında bu tür eğilimlerden, ilgilerden çok uzakta oluşlarını dikkate alırsak, üniversite öğrencilerine yönelik bu tür etkinliklerin acilen artırılması ve tekrarlanması gerektiği açıktır.

Akif İnan’ın ismini hiç duymamış öğrenciler gelip teşekkür ettiler, kitaplarını istediler. Bir öğrenci Akif İnan’ın kitaplarını aradığını fakat bulamadığını söyledi. Bu isteği Eğitim-Bir-Sen başkanına ilettim. Sendika bu konuda biraz daha çaba gösterip kitapların dağıtımı, daha çok öğrenciye ulaşması noktasında gayretini artırmalıdır.

01 Aralık 2016. Perşembe. ATATÜRK HAVALİMANI

Karaman’a gitmek için Ankara uçağındayım. Ankara’dan Karaman’a Rahmi Malik ve Hayati İnanç hocamızla birlikte araçla gideceğiz.

Gökyüzüne böyle yakın bir yerden baktığınızda sadece maviyi ve beyazı görüyorsunuz. Gökyüzü mavisi ile bulutların beyazla kesiştiği noktada sadeliği yaşamak güzel. Aynı zamanda beyaza bakarken, beyazın giderek nasıl siyaha dönüştüğünü de görüyorsunuz. Bu beyazlığın üzerini kötülükleriyle kirletiyor insanoğlu. Siyahlarla iç içe yaşayan insanı nasıl uyarmalı; nasıl silkelemeli?

Yerden ayakları kesildiğinde insanın daha çok belirginleşiyor renkler. Daha çok netleşiyor.

mavi daha çok mavi..

beyaz daha çok beyaz..

Gecenin karanlık yüzü siyah daha çok siyah. Sanki beyazı daha çok, apaçık ortaya çıkarmakla yükümlü…

Şakir Kurtulmuş Arşivi
14 Sayı: 14 - Eylül 2017 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler