1894 yılında, siyonizm için kan pompalayan hadiselerden birisi olan Dreyfus Davası’nın yankıları Avrupayı kasıp kavururken, Emile Zola Yüzbaşı Alfred Dreyfus için 13 Ocak 1898 tarihli L’Aurore gazetesindeki J’Acusse (Suçluyorum) başlığı ile Cumhurbaşkanı Félix Faure’a bir mektup yazmış iken, Edmond Rostand, Fransa’nın en meşhur adamı Cyrano de Bergerac’ın ilginç öyküsünü anlattığı tiyatro oyununu yazmıştı. Ve halk, edebiyatçılar, gazeteler Dreyfus Davası’nı değil de Rostand’ın bu hayranlık uyandıran oyununu konuşuyordu.
Marsilya’da varlıklı ve kültürlü bir ailede dünyaya gelen Edmond Rostand (1868-1918), Fransız edebiyatının en önemli şair ve oyun yazarlarından biridir. Kendisi de şair olan babasının yönlendirmesiyle hukuk öğrenimi görmüş, fakat şiir yazmayı hiç bırakmamıştır. Pek ilgi görmeyen ilk eseri Les Musardises’le bile muazzam, gür ve zengin bir kaynağa sahip bir şiiri müjdelemiştir. 1897'de sahnelenen Cyrano de Bergerac, Fransız tiyatrosu ve edebiyatı için yepyeni bir devrin başlangıcı olmuştur. Rostand’ın XVII. yüzyılda yaşamış, filozof, müzisyen, fizikçi ve silahşor da olan derbeder şair Cyrano de Bergerac’tan esinlenerek kaleme aldığı oyun pek çok dile çevrilmiş, pek çok ülkede başarıyla sahnelenmiştir.
1946 yılında Sabri Esat Siyavuşgil tarafından Türkçe’ye tercüme edilen Cyrano de Bergerac, ilk kez Remzi Yayınları tarafından yayınlanmıştır. Birkaç defa sahnelenen eserin etkileyici şiirsel dili, drama, komedi ve lirizmin birlikte işlendiği metni korkusuz bir kahramanlık portresi ortaya çıkarmıştır.
Remzi Kitabevi baskısında şu satırlarla anıldı Bergerac: “Don Kişot ve Hamlet kadar ünlü olan efsane bir kahramanı Cyrano de Bergerac. Cyrano de Bergerac 1897’de Fransız oyun yazarı Edmond Rostand tarafından kaleme alındı ve kısa sürede yazarının en ünlü eseri oldu. Gerçek bir kişilikten yola çıkılarak yaratılan ve ilk kez 28 Aralık 1897’de Paris’te sahnelenen oyun, yazarının ilgi çekici üslubu ve kendine özgü şiirsel diliyle dikkat çekti.
‘Cyrano de Bergerac’ karakterinin en belirgin yönü, güçlü kişilerle mücadele cesareti, ahlaki kaygıları ve hitabet gücüdür. Öte yandan zeki, cesur ve çirkinliğinden ötürü acı çeken karakteriyle bu tiyatro eseri, çeşitli nedenlerle toplumun dışladığı kişilere ve ezilenlere yakılmış bir ağıttır.”
Dünya edebiyatı için bir dönüm noktasıydı adeta. Romantizm hiç olmadığı kadar ilgi çekiyordu. Aşk, kahramanlık, cesaret, şiirsel anlatım, çelişkiler, reddediş, çirkinliğin zarafeti kutsal imgelere dönüşüyordu Cyrano de Bergerac’da. Şöhret ve saltanata karşı ‘istemem eksik olsun’ triadı bütün coğrafyaları bir rüzgar gibi dolaşmaya başladı.
Hayata hakiki bir uyandırıcı tokat atmak için Cyrano’nun güzel sözlerine kulak vermek gerekir. Ama Cyrano, meşhur uzun burnuyla bir çirkinlik abidesidir. Çirkinlik aşağılanmak için çok güçlü bir zemindir. Ama Cyrano bu kabul edilemez gerçekliği tersine çevirecek kadar zeki, cesur ve kahramandır. O sadece burnunu korumakla değil aynı zamanda onu bir savaş aracına dönüştürmek zorundaydı. Bu kabul edilemez çirkinliği şiiriyle aşar.
Burjuva zevklerinin, iğrenç ayak oyunlarının, yağ çekmelerin, fırsat kollamaların düşmanıdır. Şiirin muhteşem gücüyle barbar bir geleneğe karşı yüce erdemler dağına tırmanır. Gizlenemez burnunun çirkinliğinden kaynaklanan öfke onu korkusuz bir şövalyeye dönüştürür. Tanrı’ya isyan eder. Çünkü o değiştirilemez bir vücut azası vermiştir ona. Ancak o kendi burnuyla da dalga geçmeyi de ihmal etmez: ‘Ey burun, bütün cihanda / Seni nezle edecek güçte tek rüzgar bulunmaz!’
Aşk, sadakat, adanmak, vazgeçmemek, sevgisi uğrunda ölümü göze almak, kimsenin kınamasından korkmamak, ancak aşkın karşısında utanmak, zekayı cesaretle büyütmek Cyrano de Bergerac karakterinin erdemleridir.
Cyrano tüylü şapkasına ve özenti uyandıran cakasına rağmen sizin içinizden birisidir. Başınızı dimdik tutmak mı istiyorsunuz? Aşağılık otoritelerin karşısında eğilerek kambur, zavallı bir sürüngen gibi sürünmekten kötürüm olmaktan nefret mi ediyorsunuz? Hak bildiğiniz şeye aşık, batıl dediğiniz şeye düşman mısınız? O halde Cyrano tam size göre. Belki onun gibi ‘istemem eksik olsun’ demeyeceksiniz, fakat onun geçer akçe olmuş sefilliğe indirdiği tokatta, pespayeliğe karşı duyduğunuz hiddetin zaferini ve bu zaferin lezzetini duyacaksınız. Cyrano, size kendini feda etmenin ve bu feda eyleminde ölçü ve sınır tanımamanın esrarengiz sihrini hissettirecek.
Siyasetin bir kazanç kapısı, köşe kapma, yalakalık, gösterişçilik, yalancı tevazu, nezaket gösteri halini aldığı günümüzde, ahlakın ayakta kalmak için savaşması gerektiği, fedakarlığın ve adanmışlığın ahmaklık sayıldığı, erdemlilerin talihine sessizce bir kenara çekilmenin düştüğü bir toplumda Bergerac hatırlanması ve hatırda tutulması gereken ironik, küstah, biraz terbiyesiz ancak harbi, hasbi, hesapsız, cesur ve bir o kadar da tabii bir sesleniş. Kulak verenlere ne mutlu!
Cyrano De Bergerac'tan... Unutulmaz "İstemem eksik olsun" tiradı.
- Ne yapmak gerek peki?
Sağlam bir arka mı bulmalıyım?
Onu mu bellemeliyim?
Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi!
Önünde eğilerek efendimiz sanmak mı?
Bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı?
İstemem!
Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret?
Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım?
Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip,
Taklalar mı atmalıyım?
İstemem! Eksik olsun!
Her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli?
Sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
Onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli?
İstemem! Eksik olsun böyle bir şöhret!
Eksik olsun!
Ciğeri beş para etmezlere mi ‘yetenekli’ demeli?
Eleştiriden mi çekinmeli?
‘Adım Mercuré dergisinde geçse’ diye mi sayıklamalı?
İstemem!
İstemem! Eksik olsun!
Korkmak, tükenmek, bitmek...
Şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek.
Dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek?
İstemem! Eksik olsun!
İstemem! Eksik olsun!
Ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek...
Tek başına...
Özgür olmak...
Dünyaya kendi gözlerinle bakmak...
Sesini çınlatmak, aklına esince şapkanı yan yatırmak...
Bir hiç uğruna kılıcına ya da kalemine sarılmak...
Ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek,
İsteyince Ay'a bile gidebilmek.
Başarıyı alnının teriyle elde edebilmek!
Demek istediğim; asalak bir sarmaşık olma sakın!
Varsın boyun olmasın bir söğüdün ki kadar.
Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?
