‘kişi uzaklaşmadan nasıl
gerçekten yakın olabilir?’
Halil Cibran
çamura düşmüş beyaz zambak
gibi bir kalple geldim sana
yağmurunu istiyorum Tanrım
toprağın aynasında
kalbimin dallarını
inciten zeytin tanesidir bakışların
boynumu büktüren
madde mi ağır yoksa mana mı
diye soruyorum kendime
acının imecesi yok bu şehirde
hayat ağacını kendim soydum
soydum da kemiğe
değdi bıçağın ucu
uzaklaşmalıyım biraz
seni göremiyorum çünkü
ve öyle bilirim ki
bütün ölçülerin
boyunun ölçüsünü alan sensin
mesafeleri katlayıp
defterlerini düren
sana bir girdap borçluyum
bir şelaleye dönüşen
o büyük düşüşte
umudun ışığıyla ıslanmıştı ruhum
beni aramanı arıyorum
yağmurunu istiyorum Tanrım

