Efendim canım efendim burası evim
Hantal denklemim ateşli hastalığım uyku durumum
Burası çatılı ve göklü
Toprağı emek ister
Bir gün üstümüze örtünmek için
Hür veya küskün olduğumuzdan değil
Sürgün veya suskun
Zalim veya kurtarıcı
Mahcup değil
Sadece olduğumuz için buralı
Süslendik kuşandık sindik tabiata
Gücümde onlar kızım ve oğlum
Zehre şafi süte katran bir maya
İle ruhlarını taşıyorlardı bahçalardan çatağa
Efendim ölüm ve dirim bizden yana
Çokça türeyişimizdeki kararlılığımız
Belki de devinimin baş döndürücülüğü
Yüzünden başladı bu iflah olunmaz kargaşa
Dur diyorum dur bakma
Oğlum tirek kesiğindeki hırıltı ile ekleniyor şarkıya
Kızım öykünüyor bir kuş ölüsüne, patlayan bir tohuma
Bu gürültü ile saçlarına geçiyor incisi
Aynanın çatlağının çatırtısıyla kanıyor bedenleri
Efendim can efendim
Herkes merak etti sizi
Onlara mandalina liflerini parçalatan kimdi
Ağaçları ince ince kanatarak kimin ismini heceleyeceklerdi
Tek rengi görmek değil miydi körlük
Yollar bitti içimden yürüdüm
Kapanarak üreyen bir dalgınlığa
Yalnız paletinizi sezmeyi bildim ibadet
Herkes merak etti sizi
Silah oligarkları ruhban ve iz sürücüleri
Değmek istiyorlardı merhametinize çünkü haklılar
İçyapılarıyla güneşin dünyasından haklılar
Islığa dil biçememeye ve
Geceye özgün serzenişlere mahkûmlar
Evet efendim burası evim burası insan
Secde tabii melekler titreyecek biliyorum
Adağını dolgun da çürük de veren benim oğlum
Ben ölünce nar çatlar bini dirilir
Pişmiş ve az pişmiş etin evveliyetine inersek
Burada herkes kendi tadını bilir

