Burası
TEMMUZ Sayı: 10 - Mayıs 2017

Efendim canım efendim burası evim

Hantal denklemim ateşli hastalığım uyku durumum

Burası çatılı ve göklü

Toprağı emek ister

Bir gün üstümüze örtünmek için

Hür veya küskün olduğumuzdan değil

Sürgün veya suskun

Zalim veya kurtarıcı

Mahcup değil

Sadece olduğumuz için buralı

Süslendik kuşandık sindik tabiata

Gücümde onlar kızım ve oğlum

Zehre şafi süte katran bir maya

İle ruhlarını taşıyorlardı bahçalardan çatağa

Efendim ölüm ve dirim bizden yana

Çokça türeyişimizdeki kararlılığımız

Belki de devinimin baş döndürücülüğü

Yüzünden başladı bu iflah olunmaz kargaşa

Dur diyorum dur bakma

Oğlum tirek kesiğindeki hırıltı ile ekleniyor şarkıya

Kızım öykünüyor bir kuş ölüsüne, patlayan bir tohuma

Bu gürültü ile saçlarına geçiyor incisi

Aynanın çatlağının çatırtısıyla kanıyor bedenleri

Efendim can efendim

Herkes merak etti sizi

Onlara mandalina liflerini parçalatan kimdi

Ağaçları ince ince kanatarak kimin ismini heceleyeceklerdi

Tek rengi görmek değil miydi körlük

Yollar bitti içimden yürüdüm

Kapanarak üreyen bir dalgınlığa

Yalnız paletinizi sezmeyi bildim ibadet

Herkes merak etti sizi

Silah oligarkları ruhban ve iz sürücüleri

Değmek istiyorlardı merhametinize çünkü haklılar

İçyapılarıyla güneşin dünyasından haklılar

Islığa dil biçememeye ve

Geceye özgün serzenişlere mahkûmlar

Evet efendim burası evim burası insan

Secde tabii melekler titreyecek biliyorum

Adağını dolgun da çürük de veren benim oğlum

Ben ölünce nar çatlar bini dirilir

Pişmiş ve az pişmiş etin evveliyetine inersek

Burada herkes kendi tadını bilir

Emre Söylemez Arşivi