Kan Kalesi Cenginde İçli Bir Irmak
TEMMUZ Sayı: 10 - Mayıs 2017

Bir ırmak geçiyor içimden seylap sanarak kendini

Yatağını bir hamal küfesi olarak sırtında saklayan

Kambur bir kimsesizliğin büyüttüğü marşlarla

Ağır ve yorgun kutsal bir sancak gibi yükselen

Ve alaca soğukların eteklerini tutuşturacak

Kabaran kabaran bir denize dönüşerek

İsyan çocuklarından gemiler taşıyacak zamana

Kan, münzevi bir derviş gibi yürürken toprağımıza

Damarlarımı tıkayan kör bir ur sokuluyor bedenime

Borsacıların dudaklarını okşayan kadife bir gülümseme ile

Neden yok yere ağlıyor gibi yapıyor söylevlerde adamlar

Yaban ve tuzlu bir karanlık oluyor günler üstümde

Hayata coşkunluk katan şarkılar söylüyorken çocuklar

Kimyasallar ve rahminde bir acıyı mayalayan analar

Etleri kokuşmuş, gözleri alaca karanlık bu dünyayı

Rüzgarlara savuruyor kan kalesi cenginde

Denizlere doğru çırpınan bir ırmak koşuyor göğsümde

Çocuk cesetlerine basarak yürüyor kelimelerim mısralarda

Arap ya da Kürt ya da Türkmen kızların saçlarında

Dağlara derdini anlatamayan o coşkun ırmak

Bir tan yerine sığınıyor göğsümden boşalarak

Gözlerim dağlanıyor dünyaya doğru acıklanarak

Şimdi o içli ırmak ölümlere akran oluyor kalbimde

İçleniyor içimde bu ırmak öfke çocukları çoğaltarak

Mustafa Yılmaz Arşivi