Bir ırmak geçiyor içimden seylap sanarak kendini
Yatağını bir hamal küfesi olarak sırtında saklayan
Kambur bir kimsesizliğin büyüttüğü marşlarla
Ağır ve yorgun kutsal bir sancak gibi yükselen
Ve alaca soğukların eteklerini tutuşturacak
Kabaran kabaran bir denize dönüşerek
İsyan çocuklarından gemiler taşıyacak zamana
Kan, münzevi bir derviş gibi yürürken toprağımıza
Damarlarımı tıkayan kör bir ur sokuluyor bedenime
Borsacıların dudaklarını okşayan kadife bir gülümseme ile
Neden yok yere ağlıyor gibi yapıyor söylevlerde adamlar
Yaban ve tuzlu bir karanlık oluyor günler üstümde
Hayata coşkunluk katan şarkılar söylüyorken çocuklar
Kimyasallar ve rahminde bir acıyı mayalayan analar
Etleri kokuşmuş, gözleri alaca karanlık bu dünyayı
Rüzgarlara savuruyor kan kalesi cenginde
Denizlere doğru çırpınan bir ırmak koşuyor göğsümde
Çocuk cesetlerine basarak yürüyor kelimelerim mısralarda
Arap ya da Kürt ya da Türkmen kızların saçlarında
Dağlara derdini anlatamayan o coşkun ırmak
Bir tan yerine sığınıyor göğsümden boşalarak
Gözlerim dağlanıyor dünyaya doğru acıklanarak
Şimdi o içli ırmak ölümlere akran oluyor kalbimde
İçleniyor içimde bu ırmak öfke çocukları çoğaltarak

