Bütünsel İslam’a Yöneliş
Çok partili sisteme geçinceye kadar Batılılaşmayı hedefleyen Türkiye Cumhuriyeti diktatörlüğünün İslami kimliğin bütünsel olarak yaşatılmasına karşı ezici yasakları ve baskıları vardı.1 Bu dönemlerde gizli faaliyetlerle Müslüman kalmaya, neşriyat planında parça doğrularla da olsa İslam’ı savunmaya ya da Batılılaşma politikalarına büyük riskler üstlenerek karşı koymaya çalışan cesur direniş çabaları oldu. 1950’li yılların ortalarını takiben de asıllara dayanan imanî ve amelî bütünlüğü önceleyen çalışmalar görünür olmaya başladı.
Bütünsel İslam’a yönelişin neşriyat alanında ilk tezahürü Said Nursi’nin teşviki ve Salih Özcan’ın teşebbüsü ile 1956 yılında kurulan Hilal Yayınları ile kendini gösterdi. Hilal Yayınlarının neşretmeye başladığı bazı çeviri kitaplar ve 1958’de yayınlanmaya başlanan Hilal mecmuasında yer alan bazı çeviriler oldukça önemliydi. İslam dünyasındaki uyanış ve bilinçlenme çalışmalarına dair haber ve mesajlar aktaran bazı yazılar; Türkiye okuyucusunu, el-Manar, Sırat-ı Mustakim ve Tercüman-ı Kur’an mecmualarıyla yaşatılmaya çalışılan ıslah, ihya ve inşa çizgisinin ‘bütünsel İslam’ kavrayışıyla yeniden buluşturan ilk teşebbüslerden birisi oldu.
Hilal Yayınları 1957’de Hüseyin Atay’ın çevirisiyle Ebu’l Âla Mevdudi’nin “Kelime-i Şehadet” adlı risalesini yayınladı. Bu risale Rabbimizle tevhid üzere sözleşmemizi itikadi ve amelî boyutuyla işliyordu.2 1958’de Salih Özcan’ın çevirisiyle yine Mevdudi’nin “Hak Din (İslamiyet)” kitabını; 1959’da da İlhami Ağır’ın çevirisiyle “İslam İnkılâbı”nı yayınladı.
Rahmetli Salih Özcan 1958 yılı başında yayınlanan Mevdudi’nin “Hak Din” kitabının önsözünde şöyle diyordu:
“Müslümanların coğrafyalar arasında birbirleriyle tearufları ve yardımlaşmaları çok önemlidir. İslam âlemi yayın düzeyinde de olsa karşılıklı temasa geçmelidir; çünkü fikrî ve amelî alanda sorunları ortaktır. Bu bağlamda fikir cemiyetleri gibi araçlar oluşturmalıyız. Türkiye’de ‘el-Menar’, ‘ez-Zehra’, ‘eş-Şihab’ mecmualarının vazifelerini görecek ve aynı ruhu taşıyacak bir İslam mecmuası da çıkartabilmeliyiz.”3
Salih Özcan’ın bahsettiği mecmualar Sırat-ı Mustakim gibi, Tercüman-ı Kur’an gibi İslami direniş, ıslah, ihya ve inşa ekolünün 1884’te yayınlanan ilk dergisi Urvetu’l-Vuska’nın ilkelerini taşımaya ve işlevini yaygınlaştırmaya çalıştılar.
Özcan, 1958’den itibaren Hilal mecmuasını çıkartmaya başladı. Bize en başta Mısır ve Suriye kökenli İhvan-ı Müslimin’i, Hindistan-Pakistan kökenli Cemaat-i İslamiye’yi, Cezayir kökenli Ulema Hareketini tanıttı. Yayınevi de bütünsel İslam algımıza katkılar sağlayan kitapların neşrine hizmet etti. Nihat Armağan’dan sonra 1965-1968 yıllarında mecmuanın yayın yönetmenliğini yapan İsmail Kazdal, yayınlarının ayrıcalığını kendisiyle 1993 yılında yaptığımız bir röportajda şöyle anlatıyordu:
“Hilal dergisinin sağladığı değişiklik, önceki dönemde eksikliği hissedilen İslam'ın sosyal yönünün gündeme getirilmesi çabalarıydı. Bu çabalar İslam dünyasında yazılmış ve tevhidî şuur uyandıran kitap ve makalelerin tercümeleri yoluyla desteklenmesi girişimiydi.”4
Kazdal, o dönemde Nihat Armağan yönetimindeki Hilal Yayınlarının neşrettiği “Yoldaki işaretler”5 ve “İslam’da İhya Hareketleri”6 kitapları bağlamında Hilal dergisinde yer alan yazı ve değinilerin yoğunluğu hakkındaki sorumuzu şöyle cevaplandırmıştı:
“Yoldaki İşaretler ve İhya Hareketleri kitapları üzerinde hassasiyetle durmamızın sebebi, bu kitapların toplumumuzda oluşmuş olan birtakım tabuların sorgulanma sürecini başlatmış olması ve bir hayli ses getirmiş olmasıdır. Bu kitaplar üzerinde durmamızın temelinde, tabulara karşı oluşturulacak ıslahat çabalarında yeterli alt yapıya sahip olmamamız yatıyor. Çünkü bu denli sistematik alt yapıya sahip değildik.”7
1964’ten sonra derginin yönetimini Kazdal’a devredip Hilal Yayınları editörlüğü ile ilgilenen Nihat Armağan ise resmî ideolojinin engelleyici olumsuzluklarına rağmen dikkat ve gayretleri temel kaynaklara ve özellikle Kur’an’a yönlendirmek konusundaki sorumuza şu cevabı vermişti:
“Yer altındaki suların ne zaman, nerede ve ne kadar yeryüzüne çıkabileceğini kestirmek güçtür. Evet 1960'lı yıllarda bu çalışmalar olmasaydı bugün belki de sizler böyle bir düşünceden haberdar olmayacaktınız. Yani sizler o dönemdeki gayretlerin ürünlerisiniz. Örneğin bir Necip Fazıl, İslam'ı ana kaynaklarından öğrenseydi o günkü ve bugünkü durum daha bir farklı olacaktı.
Bu arada ‘Kur'an'ın sesine kulak veriniz.’ başlığını kapak yaptık. Bazı ayetleri sert bir biçimde başlıklar halinde sunduk. ‘Kim Allah'ın indirdikleriyle hükmetmezse onlar kafirlerin ta kendisidir.’ ayeti bizleri oldukça etkiledi. Okuduğumuz her ayet meali bizleri daha bir bilinçlendiriyor, daha bir sarsıyordu. Dergide ‘Nizam Serisi’ adı altında bir dizi kaleme aldık. Burada İslam'ın devlet nizamı, İslam'ın iktisat nizamı, aile nizamı, hukuk nizamı vs. başlıklar altındaki bu diziyle İslam'ın da kuşatıcı bir sistem, ideoloji olduğunu insanlara anlatmaya çabaladık. Bizler, insanların istifade etmesi için doğru bildiklerimizi ortaya koyduk. Ama gücümüz olsaydı dernekler, lokaller, okuma salonları açar, geniş bir kadro oluştururduk.”8
1960’lı Yıllarda Yitiğimizle Buluşma İmkânı
Hilal dergisinin 1960’lı yıllarını değerlendiren Mehmet Kuşçu özetle şöyle demektedir:9
60'lı yıllarda bütün dünyayı saran sosyalizm akımı iki yeni kavramla karşı karşıya bırakıyor bizi: sağ ve sol. Bu ana kadar kendilerini milliyetçi-mukaddesatçı kanat olarak tanımlayan Müslümanlar, bu noktadan sonra ısrarla sağcı ve anti-komünist kavramlarıyla kendilerini tanımlar oldular. Artık her fırsatta komünizm tehlikesinden bahsedilir. Hatta komünizmle mücadele servisleri kurulur. Bu noktadan sonra derginin gündeminde sağ ve sol cenahın tanımlanması yönünde kaleme alınan yazılar hayli yekûn tutar. Böyle bir ortamda ehven-i şer mantığının daha da yaygınlaştığı ve Amerikancılığın kraldan çok kralcı bir düzeye ulaştığı rahatça görülebilmektedir. Milliyetçi-mukaddesatçı kimliğin ağır bastığı yazılar daha çok sosyal ve güncel içerikli yazılardır.
Bunun dışında kalan ve İslam'ın anlaşılmasına yönelik çeşitli konularda kaleme alınan yazılar kavram olarak sadece İslam'ı öncelemeleri açısından dikkat çekmektedir. M. Hamidullah, Z. Konrapa, M. Tanci, H. Basri Çantay gibi kendi alanlarında uzman olan şahısların makaleleri buna örnek olarak verilebilir.
Yine dergide dış dünya ile ilgili kısa haberlerin yer alması ve Mısır, Cezayir, Filistin'le yakından ilgilenilmesi hem okuyucuları dünyadan haberdar etme hem de düşünce ufuklarını geliştirme açısından önemli hususiyetlerdir. Bu hususiyetlere 20. yüzyılın başında Balkanlar ve Kafkasya’dan Uzak Doğu Asya diyarlarına kadar seyahat eden Sibiryalı, Özbek ve Sırat-ı Mustakim yazarı Abdurreşid İbrahim gibi,10 2004-2005’ten itibaren Türkiye’de yardım kuruluşları vasıtasıyla veya imkânların gelişmesiyle bizatihi ümmet coğrafyasında vicahi olarak ulaşanlarımız oldukça arttı.
Ayrıca M. İkbal, Mevdudi, Hasan el-Benna gibi şahsiyetlerin tanıtıldığı "İslam Büyükleri" ya da "Portre" köşesinin de özellikle altı çizilmelidir. Çünkü bu köşede çıkan yazılar 1965'ten sonra kendini hissettirecek olan evrensel İslami anlayışa doğru atılacak adımların ilk habercisidir.
1958'de yayına başlayan dergi, aralıklarla 1993 yılına kadar yayınını sürdürür. Bu yayın süresi içerisinde tevhidî anlayışın yaygınlaştırılmasında önemli bir fonksiyon icra ettiği dönem 1961-70 yılları arasıdır. Zira dergide asıl kaynağa/kaynaklara ve tevhidî uyanışa yönelen hava, 1970 sonrası büyük ölçüde muhafazakâr ve gelenekçi bir çizgiye kaydı ve dergiyi Müslümanların gündeminden düşürdü.
1965'ten 1968'e kadar Kazdal'ın yönetiminde olan derginin bu süre içerisinde işlediği konular ve Salih Özcan’ın gayretleriyle yer verdiği çeviriler, 1970’lerde tomurcuklanan İslami düşüncenin oluşmasında önemli katkılar sağlamıştır. Bu yıllar arasında çıkan sayılar ve işlenilen konular, genellikle içeriği açısından diğer yıllarla karşılaştırılamayacak kadar niteliklidir. Söz konusu niteliğin yanında zikredilmesi gereken çok önemli bir husus da derginin bu yıllarda Mısır başta olmak üzere dünya Müslümanlarının gündemiyle bütünleşmiş olması ve Ebu’l Âla Mevdudi, Seyyid Kutub gibi evrensel İslami harekete birçok katkıda bulunmuş olan şahsiyetleri Türkiye'de ilk defa gündem yapıp tanıtmış olmasıdır.
Mevdudi, ilk olarak 1961 yılına ait 18. sayıda "Ebu'l Âla el-Mevdudi Kimdir?" başlıklı makale ile tanıtılır. Bu makalede Mevdudi için "Umumi efkârda İslam nizamı ve İslam devleti fikrini yarattı." ifadesi kullanılmaktadır. O güne kadar İslam'ın devlet düzeyinde ele alınmamış olması göz önünde bulundurulursa bu ifade küçümsenmemesi gereken bir yargı taşımaktadır. Yine bir başka yazıda Mevdudi için şöyle denmektedir: "İslam sadece babadan kalma bir örf ve âdet dini değildi; o bir ideoloji, o bir fikir, o bir nizam, o bir esastı. O, insanlığın medeniyetin zirvesine çıkarken ukbasını da garanti etmişti. O ahlak, fazilet, insanlık kurtarıcısı idi. İşte Mevdudi bunlarla doluydu ve ancak bunları konuşabilirdi."
Mevdudi'nin yanında en çok zikredilen bir diğer şahsiyet Seyyid Kutub'dur. Müslümanların sıcak anlar yaşadığı Mısır, dergide sık sık gündem yapılarak Kutub başta olmak üzere Müslümanlara yönelik işkence ve zulümler en ince ayrıntılarına kadar anlatılır.
Seyyid Kutub ilk olarak 49. sayıda "Hakiki Müslüman: Prof. Seyyid Kutub" başlığı altında tanıtılır. "Yazdığı her eseri, İslam hakikatinin örtbas edildiği sözde İslam memleketlerinde büyük hadiselere yol açmış ve geniş Müslüman kitlelerin kalbine İslam hakikatlerini yerleştirmiştir."11 Yine 54. sayıda "Seyyid Kutub Kimdir?" başlığı altında onun tanıtıldığını görüyoruz. Kutub'un tutuklanması üzerine 56. sayının ön ve arka kapağı ona ayrılır. Ön kapakta zindanda çekilmiş bir fotoğrafı ve altında "20. Asırda Müslümanın Kaderi: Seyyid Kutub Nasır'ın Zindanında" yazısı yer alır. Arka kapakta ise Kutub'un savunması esnasında çekilmiş bir fotoğrafın altında şu ifadeler yer almaktadır:
"Nil vadisinden gelen sesler bize modern çağlarda yeni bir Fir'avn olayının gözümüz önünde bütün şiddet ve dehşetiyle cereyan etmekte olduğunu haber veriyor; en az beş bin aydın Müslüman, Nasır'ın zindanında işkence görüyor. Evler basılıyor, insanlar apar topar toplanıyor hapishanelere dolduruluyor."12
Bunların dışında 64. sayının ön kapağında Seyyid Kutub'un şu sözlerine yer verilir: "İslam şeriatı ve onun kanunu olmadıkça, kendilerine Müslüman ismi veren insanları cemeden cemiyet, İslami bir cemiyet değildir. Hatta namaz da kılsa, oruç da tutsa, hacca da gitse! Allah'ın ve Resul’ün takriri dışında giden, kendilerine İslam adını takan ve ona da mesela ‘ilerici İslam’ diyen cemiyet, İslami cemiyet değildir.”
1966'da Seyyid Kutub'un şehit edilmesi üzerine 65. ve 66. sayılarda ona geniş olarak yer ayrılır, yazılarından alıntılar yapılır. Ayrıca onun eserlerinin tam listesi ve şehadeti üzerine dünya basınında çıkan yazılardan alıntılar aktarılır. Derginin 66. sayısının portre köşesinde “Ölümü Zaferi Oldu” alt başlığı ile Kutub'un hayatı anlatılır. Mısır'da yaşanan sıcak olaylar ise “Mısır'da zalimlerin hedefi muhayyer bir grubu yok etmek değildir. Açılmış olan harbin hedefi doğrudan doğruya İslam dinini yok etmektir.” sözleriyle özetlenir. 1967'de yaşanan ‘Altı Gün Savaşı’ sonrasında Mısır'ın aldığı yenilgi üzerine Seyyid Kutub tekrar kapak yapılır. Onun şehadete giderken çekilen resminin altında şu ifadeler yer almaktadır: “Gülerek ölüme gidenin kan bedeli, Yahudi önünde düşülen aşağılık durumdur.”13
İsmail Kazdal, Hilal’in çeviri yazılarıyla ilgili yayın politikasını şu ifadelerle savunmuştu:
“Türkiye dışındaki Müslümanların neler düşündüğünü ve neler yapmak istediğini sizlere nakletmeye çalıştık. Kanaatimizce bu işi bizden başka kimse yapmadı. Ve yine kanaatimizce Türkiye için yapılması elzem olan hareket de buydu. Çünkü; Anadolu Müslümanlarının fikirleri, içinden çıkılmayacak kadar karışık bir hale gelmişti. Evet, bu durumda icap edeni yaptık! Bu karışıklıktan kurtulmanın yolu ancak devrimizin bize gizli kalmış olan otoritelerini konuşturmaktı.”14
Kur’an’a Yönelten ve Tevhidî Bilinçlenmeye Katkı Sağlayan Kitaplar
Osmanlı’dan devralınan İslam’la ilgili parça doğruların ve beşerî yorumların tahlili; ayrıca içinde bulunulan şartların değerlendirmesi İslami asıllara göre yapılmalıydı. Cezayir’den Mısır’a, Bilâdüşşam’dan Hint kıtasına kadar çalışmaları olan İslami direniş, ıslah, ihya ve inşa süreci öncülerinin bu istikâmette Kur’an’ı, Resulullah’ın (s) uygulamalarını ve tarihî-sosyal vakıamızı da temel alarak yazdıkları kitapların Türkçeye aktarılması Salih Özcan’ın da İsmail Kazdal’ın da dikkat çektiği üzere oldukça önemliydi.15 İslami bütünü, tevhidî ölçüleri fikrî ve siyasi boyutuyla özgün olarak anlatmaya çalışan kitap ve risalelerin Türkçeye çevrilmesi, yasaklar döneminin kuraklığını ve bilgi sığlığını yaşayan Türkiye Müslümanları için büyük bir nimetti. Tabiî ki kısa bir süreçten sonra Türkiye Müslümanlarından çeviri eserler aracılığıyla okuyup tahkik ve araştırma faaliyetlerine yönelen insanların veya sosyal çevrelerin belirmeye başlaması kendini la-dinilikle tanımlayan mevcut yönetimi de sığ ufuklu ve İslami bilgi kuraklığını aşamayan bazı kesimleri de rahatsız etmeye başladı. Ancak 19. yüzyılın sonlarında belirginleşip etkinliğini yaymaya çalışan ve ıslah projesi kapsamında yazılan teliflerin Türkçeye çevrilmesi, Türkiyeli müminlerin örgün ve yaygın eğitim-öğretim süreçleriyle beraber akademik/ilmî tahkik çabaları için de kılavuz oldu. Bu, hem yeni “ulus devlet ideolojisi”nin telkin ettiği milli/ulusal asabiyeden hem tarihî birikimin tetkiksiz kabulü ve vahyî doğruların yerine şahsi görüşlerin öncelenip kutsanmasıyla oluşan mukaddesatçı, mistik ve gelenekçi kimlikten yeniden fıtrata ve vahyî esaslara hicretin kapısını araladı.
1957’de Mevdudi’nin “Kelime-i Şehadet” risalesinin Türkçeleştirilmesiyle başlayan bu süreçte ifade ettiğimiz tarzda dikkat çeken ve 1960 İhtilali’ne kadar yayınlanan şu kitapları hatırlatabiliriz:
Mevdudi, Hak Din (İslamiyet), Hilal Yayınları, 1958.
Mevdudi, İslam İnkılâbı, Hilal Yayınları, 1959.
En-Nedvi, Büyük İslam Şairi Dr. Muhammed İkbal, Hilal Yayınları, 1957.
En-Nedvi, Zulmeti Yıkan Nur, Hilal Yayınları, 1958.
Muhammed Hamidullah, Hukuk İlmine İslam’ın Yardımları, Milliyetçiler Derneği Neşriyatı, 1958.
1960 İhtilali’ni gerçekleştiren asker-sivil bürokrat ve aydın takımının “daha fazla özgürlük” hevesine (!) kapılarak yazdıkları yeni anayasa ile kendileri için dizayn ettikleri ortamdan16 sosyalist çevreler kadar olmasa da İslami kesim de neşriyat alanında yararlandı. İttihad-ı İslam ve ıslah-ihya anlayışı içinde yakalamaya çalıştığımız bütünlüğün ucunu amelî planda olmasa da fikrî planda yeniden yakalama imkânına yaklaştık. İslami duyarlılığımızı, tevhidî bilinç seviyesine yükseltecek olan bu yakınlaşmayı 1960-1970’li yıllarda sağlama imkânına ulaştığımız çalışmalar ise şunlardı:
Ebu’l Âla Mevdudi’nin kitapları:
İslam’da Hayat Nizamı - 1965 / Hilal Yayınları
İslam’da İktisat Nizamı - 1966 / Hilal Yayınları
İslam’da İhya Hareketleri - 1966 / Hilal Yayınları
İslam’ın İnceliği - 1967 / Hilal Yayınları
Modern Devrin Hasta Milletleri - 1967 / Yükseliş Yayınları
İslami Hareketin Ahlaki Temelleri - 1967 / Hilal Yayınları
İslam Nazarında Doğum Kontrolü - 1967 / Sebil Yayınları
İslam Anayasası - 1969 / Nida Yayınları
İslam Davetçilerine - 1969 / Hilal Yayınları
İslam’da Hükümet - 1971 / Hilal Yayınları
İslam’da Siyaset Nizamı - 1972 / Hilal Yayınları
Hilafet ve Saltanat - 1972/ Hilal Yayınları
İslam’da Cihat - 1973 / Çığır Yayınları
Ebu’l Hasan en-Nedvi’nin kitapları:
İslam Dünyasını Kaplayan Tehlike: Dinsizlik Dini - 1965 / Bahar Yayınları
Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti - 1966 / Tevhid Yayınları
Medine Yolunda - 1968 / Özdemir Matbaası
Peygamber Yolu - 1971 / Yağmur Yayınları
Muhammed Hamidullah’ın kitapları:
Hz. Peygamber’in Savaşları - 1962 / Yağmur Yayınları
Modern İktisat ve İslam - 1963 / Yağmur Yayınları
İmam-ı Azam ve Eseri - 1963 / Cağaloğlu Yayınları
İslam’da Devlet İdaresi - 1963 / Ahmet Sait Matbaası
İslam Fıkhı ve Roma Hukuku - 1964 / Yağmur Yayınları
Kur’an-ı Kerim Tarihi ve Türkçe Tercümesi - 1965 / Yağmur Yayınları
İslam Peygamberi I-II - 1966 / İrfan Yayınları
Muhtasar Hadis Tarihi ve Sahife-i Hamman - 1967 / Fatih Matbaası
İslami İlimler Akademisi (Röportaj) - 1969 / Fatih Matbaası
İslam’a Giriş - 1973 / İrfan Yayınları
Resulullah Muhammed - 1973 / İrfan Yayınları
Seyyid Kutub’un kitapları:
İslam’da Sosyal Adalet I-II - 1962 / Yağmur Yayınları
Resullerin Kıssaları - 1964-1966 / Kader Yayınları
Yoldaki İşaretler - 1966 / Hilal Yayınları
Yegâne İslam Nizamı İslam - 1966 / Fatih Yayınları
İslami Etüdler - 1967 / Hilal Yayınları
İslam ve Kapitalizm Çatışması - 1967 / Ülkü Basımevi
İslam ve Medeniyet Problemleri - 1967 / Hilal Yayınları
İstiklal İslam’ındır - 1967 / Hilal ve Arslan Yayınları
Fi Zilali’l-Kur’an I - 1970 / Hikmet Yayınları
Fi Zilali’l-Kur’an II-III - 1971 / Hikmet Yayınları
Fi Zilali’l-Kur’an IV - 1972 / Hikmet Yayınları
Fi Zilali’l-Kur’an V-VI vd. - 1973 / Hikmet Yayınları
İslam Düşüncesi - 1973 / Çığır Yayınları
Muhammed İkbal’in kitapları:
İslam’da Dinî Tefekkürün Yeniden Teşekkülü - 1964 / Çev: Sofi Huri
Cavid’e Hitap (Manzum) - 1965 / Yeni Matbaa
Muhammed Kutub’un kitapları:
İslam’ın Etrafındaki Şüpheler - 1965 / Cağaloğlu Yayınları
Taklitlerin Çarpışması - 1967 / İrfan Yayınları
20. Asrın Cahiliyesi - 1967 / Cağaloğlu Yayınları
Muhammed Esed’in kitabı:
Yolların Ayrılış Noktasında İslam - 1965 / Ahmet Sait M.
Afif Abdülfettah Tabbara’nın kitabı:
İslam’ın Ruhu - 1965 / Hilal Yayınları
Malik Bin Nebi’nin kitapları:
İslam Davası - 1967 / Yağmur Yayınları
Cezayir’de İslam’ın Yeniden Doğuşu - 1973 / Yağmur Yayınları
Abdulkadir Udeh’in kitabı:
İslam Şeriatı - 1969 / Dava Yayınları
Mustafa Sibai’nin kitapları:
İslam’a ve Garplılara Göre Kadın - 1969 / Nida Yayınları
Müsteşrikler ve Hedefleri - 1971 / Sinan Yayınevi
M. A. Mannan’ın kitapları:
Faizsiz Banka - 1969 / Ufuk Yayınları
İslam Ekonomisi Teori - Pratik - 1973 / Fikir Yayınları
Muhammed Ebu Zehra’nın kitabı:
İslam’da Siyasî ve İtikadî Mezhepler Tarihi - 1970 / Yağmur Yayınları
Abdulaziz el-Bedri’nin kitapları:
Sosyalizm ve İslam - 1970 / Şamil Yayınları
İslam’a Göre Devlet Adamı ve Âlim - 1970 / Şamil Yayınları
Muhammed Süleyman Temimi’nin kitabı:
Yalnız Allah ve Tevhid - 1971 / Fatih Yayınevi
Bu eserleri, 19. yüzyılın son döneminde tüm İslam coğrafyasında yaygınlaşan ıslah hareketlerinin Urvetu’l-Vuska, el-Manar, Tercüman-ı Kur'an, eş-Şihap, Mecelletu’z-Zeytuniye, İstanbul'da da Sırat-ı Mustakim ve Sebilürreşad hatta Beyanu’l-Hak havzalarının birikiminin taşıyıcısı ve geliştiricisi olarak görmek lazım.
Türkiye Cumhuriyeti’nin 50. yılında yayınlanan “İslami Eserler Bibliyografyası”na baktığımızda 1950-1960’lı yıllara kadar İslami neşriyat faaliyetlerinin vahyî bütünlüğü saptırıcı veya İslam’ın aynı zamanda bir dünya görüşü ve uygulamalı esaslar bütünü olduğunu gösteren asılları ve görüşleri örtücü bir seyir izlediği görülecektir. Hatta Türkiye’de resmen yayınlandığı halde, resmî ve geleneksel asabiyeden çekinildiğinden olsa gerek Mevdudi’nin Halil Zafir tarafından çevrilen “İslam’da İhya Hareketleri” ve İstanbul Merkez Vaizi İhsan Toksarı tarafından çevrilen “İslam Anayasası” kitaplarına; Muhammed Hamidullah’ın M. Said Mutlu ve Salih Tuğ tarafından çevrilen kitabı “İslam Peygamberi”ne; Seyyid Kutub’un idamından iki ay sonra Abdülkadir Şener’in çevirdiği “Yoldaki İşaretler” kitabına ve Abdulaziz el-Bedri’nin “Devlet Adamı ve Âlim” adlı eserine bu bibliyografyada yer verilmemiştir.17
Ayrıca bu bibliyografyada İslami camiadan ilgililere dağıtılan Hizb-ut Tahrir’in Türkçeye çevrilen matbu risalelerine; Ercüment Özkan’ın öncülük yaptığı “örtülü” İslam Partisinin 1970’li yılların başında Ubeydullah Dalar ve Şeyho Duman’a çevirttiği Takiyyuddin Nebhani’nin “Tefkir” adlı vahyî esaslara göre insan fıtratı ve düşünme metodu ile ilgili eserine ve benzeri çalışmalara da yer verilmemiştir.
Şekip Arslan’ın katkılarıyla da güçlenen Bosna'daki ıslah ekolünün mümeyyiz temsilcilerinden M. Tayyib Okiç, 1951 yılında Ankara İlahiyat Fakültesine öğretim görevlisi olarak alındığında fakültenin hemen hemen bütün hocaları Mehmet Sait Hatipoğlu'nun ifadesiyle Kemalist idi. Fakültenin kız öğrencileri de tesettürsüzdür. Okiç, mescitte devamlı namaz kılan beş İlahiyat öğrencini seçer: Mehmet Sait Hatipoğlu, İsmail Cerrahoğlu, Abdülkadir Şener, Talat Koçyiğit, Hüseyin Atay. Bunların her birine doktora yapmaları için ön ayak olur ve onlara baskı, ağır tezyif ve yasaklara rağmen bir gelecek stratejisi önerir:
Akademik çalışma yapanlardan birinci nesil, ilk dönemlerde yazılan İslami eserlerin tahkikli çalışmasını yapacak. İkinci nesil tahkik edilen bu eserlerden hareketle sahih mezhepleri de gözeterek bütünsel usul çalışmaları yapacak: tefsir usulü, hadis usulü, fıkıh usulü… Üçüncü nesil ise bunlardan kalkarak bir yol haritası çizecek, metot ve stratejide içtihadi çözümler yapacak ve İslami hareket başlayacak.18 Onun çalışmalarından birisi A. Ü. İlahiyat Fakültesi Yayınları tarafından neşredilmiştir.19
Benzer eğilimler içinde olan İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü hocası Faslı Muhammed Tanci de Hayreddin Karaman ve Bekir Topaloğlu gibi öğrencilerin doktora çalışmalarına yardım eder.20 Tanci’nin tahkikli çalışmalarından birisi Ankara Üniversitesi DTCF Yayınlarından çıkar.21 Muhammed Hamidullah da hem 1933’te Darülfünun İlahiyat Fakültesinin lağvedilmesinden sonra İstanbul Üniversitesi bünyesinde açılan İslam Tetkikleri Enstitüsünde 1952 yılından itibaren misafir profesör olarak 23 yıl ve hem de bu yıllar içine denk gelen zamanlarda da 1972 yılında açılan Erzurum İslami İlimler Fakültesinde dersler verdi. Onun da yetiştirdiği ilim adamları arasında Fuat Sezgin ve Salih Tuğ vardır. Ayrıca derslerini ve konferanslarını takip eden, daha sonra İslami ilimler alanında akademik çalışma ve incelemeler yapıp eserler verenler arasında Hayreddin Karaman, Bekir Topaloğlu, Said Çekmegil, Suat Yıldırım, Yusuf Ziya Kavakçı, İhsan Süreyya Sırma gibi isimler vardır.22
Said Çekmegil, ailevi bir tutum olarak Kemalist eğitim veren okullardan uzak duran ama Ezher’de ıslah ekolü projesi doğrultusunda talimden geçen amcaoğlu Kafkas Cephesi gazisi Bekir Keşşafoğlu Hoca’dan, Atatürk inkılâpları karşıtı babası Sanih Hoca’dan, özellikle ıslah ekolünün perspektifini çevresine taşımaya çalışan ve Malatya’ya müftü olarak atanan İsmail Hatip Erzen’den23 ve dahi akademyada temayüz eden Tayyib Okiç ve Muhammed Hamidullah’tan dersler ve öğütler alır. Çekmegil’in24 Malatya Fikir Kulübü müzakerelerinden sonra kaleme aldığı kitaplar “ilmilik” yönünden milliyetçi-muhafazakâr havzalarda algılanan kriterden farklılaşır. Zira 1976 yılında çıkmaya başlayan Kriter dergisinde Metin Önal Mengüşoğlu, ilmilik hakkında Malatya Fikir Kulübünde işlenen şu bilgileri açıklar:
“Kur’an’daki kullanımıyla ‘ilim ehli’ ve ‘ilim sahipleri’ ifadesinin gayrimüslim bir fizikçiyi ya da astronomu ifade etmediğini, teknik bilginin ‘ilim’ olmadığını; ilim adamı olmanın bazı teknik bilgilere sahip olmakla değil, insanın bizzat kendini ve giderek yaratanını tanımasıyla ilintili olduğunu belirtmiştir. Bu yazıda Hakka suresindeki ‘Hiç şüphesiz o (Kur’an) kat’i bilginin tam gerçeğidir.’ ayet meali verildikten sonra, Müslümanın ölçüsünün, kriterinin vahiy olduğu vurgulanmıştır.” 25
Muhammed Hamidullah’ın, Muhammed Tanci’nin faaliyet merhaleleri bağlamında Tayyib Okiç ile yaklaşımlarının örtüştüğünü biyografik süreçlerinde görebiliyoruz. Okiç’in ıslah süreci niyetiyle ilk iki aşamalı stratejisine tekabül eden tarzda çalışmalar yapan ve eserler ortaya koyan talebeleri oldu. Cerrahoğlu’nun “İbn Hişâm ve Sîre’sindeki Garîbu’l-Kur’ân” veya “Kur’an-ı Kerim ve Hanifler” gibi makaleleri;26 Sezgin’in “Buhari’nin Kaynakları”;27 Karaman’ın imam hatip okulları için kaleme aldığı “Hadis Usulü”, sadeleştirip yayına hazırladığı Reşid Rıza’nın “Fıkıh Mezhepleri ve Mezahibin Telfiki” eseri ve “İslam Hukukunda İçtihat” kitabı;28 ayrıca Okiç’in önsöz yazdığı Çekmegil’in “Sünneti Seniye (Yüce Yol)”29 kitabı ister üniversite bünyesinde ister bağımsız olsun akademik çalışma örnekleriydi.
Aslında yaygın eğitim sürecinden gelip metodolojik yanını güçlendiren M. Said Çekmegil, 1970 sonrası kitaplarıyla ve 1976 yılında çıkmaya başlayan Kriter dergisindeki telifleriyle; örgün eğitimden gelen Hayreddin Karaman 1965’ten itibaren yayınlamaya başladığı kitapları ve 1967’de çıkan İslam Medeniyeti, 1976 yılında çıkan Nesil dergisindeki yazılarıyla ıslah ve ihya çabalarına yönelen, halka ve taliplilere hitap etme açısından birbirlerini tamamlayan eserler ortaya koydular.
Türkiye’deki resmî ideolojinin yasakçı ve Batıcı politikaları karşısında tevhidî bütünlük içinde de mukaddesatçı ve muhafazakâr zaaflar içinde de var kalma mücadelesi veren insanlarımız hem Osmanlı birikiminden gelen mevcut bilgileriyle hem ilmî deliller bağlamında, Hilal dergisi gibi ıslah öncülerimizin yazı ve konuşmalarından da çeviriler yaptılar. 1960 sonrası İstanbul’da imam hatip okulu mezunlarının çıkarttığı Tohum ve Konya İmam Hatip Okulu mezunlarının çıkarttığı Oku ve Ümit; 1965’ten sonra milliyetçi-mukaddesatçı üniversite öğrencilerinin eline geçen MTTB’de çıkartılmaya başlanan Milli Gençlik dergileri bunlardandı. Yine bu süreçte Nurettin Topçu rehberliğinde çıkan Hareket ve değişik periyotlarla çıkan Büyük Doğu, Yeni İstiklal, Diriliş, Edebiyat, Yeniden Milli Mücadele ve Pınar dergileri fikirde ve sanatta İslami direniş ruhu taşısalar da evrensel ıslah, ihya ve inşa çizgisiyle bağları zayıf, milli ve mistik kutsamalardan kopamayan neşriyatlardı.
Ulusal Şemsiye Altında Dinî Asabiye
Nur talebelerinin Said Nursi’nin vefatından sonra Ankara’da 1962 yılında çıkarttıkları İrşat ve 1963’te çıkarttıkları İhlas, 1964’te İzmir’de çıkartılan Zülfikar ve bunlardan sonra haftalık 186 sayı çıkabilen İttihad dergileri ve nihayet 21 Şubat 1970’te günlük çıkmaya başlayan Yeni Asya gazetesi30 fraksiyonel bölünmeleri besledi. Bu neşriyatlar Said Nursi’nin çıkmasını teşvik edip yazı verdiği Hilal dergisinin özellikle 1960’lı yıllarda taşıdığı misyonun altına düşmüşlerdi; bâtıni, sağcı, devletçi, ulusalcı bir dindarlık eğilimi içindeydiler.
1960’lı yılların ikinci yarısında Nakşi İskenderpaşa cemaatine yakın Mehmet Şevket Eygi öncülüğünde çıkan Bugün; Nakşi Sami Efendi cemaatine yakın ve Sabahattin Topbaş ailesinin desteği ile çıkan -daha sonra Süleymancı camiaya devredilecektir- Babıalide Sabah; devletin sağcı-antikomünist cenahı ile içli dışlı Mehmet Emin Alpkan öncülüğünde çıkan Bizim Anadolu gazeteleri; ve Abdülhakim Arvâsî müntesibi Hüseyin Hilmi Işık’ın Hakikat mecmuası ile 1972’de çıkmaya başlayan Türkiye gazetesi cemaat veya sosyal rol aidiyetlerinin dışında Yeni Asya gazetesinin fikrî-siyasi yayın stratejisinden veya Hareket ve Büyük Doğu dergilerinin müfredat ölçülerinden pek farklılık göstermezler. Batılılaşmaya ve la-diniliğe karşı şeriata saygılı; sağcı, milliyetçi-mukaddesatçı, milli devletçi eklektik bir kimlik taşırlar.
Oysa İslami direniş, ıslah, ihya ve inşa çizgisi yeniden İslamlaşma emri31 doğrultusunda eklektik kimlik kirliliklerinden kaçınıp tevhidî/İslami bütünselliğe hicret ettikçe, yayın alanında sözünü ettiğimiz milli dindar muhafazakâr çevreler bu arınma çizgisini bir imkân olarak değerlendireceklerine; maalesef millilik/ulusalcılık şemsiyesi altında mezhepçi ve bâtıni bir içe kapanmayla İslami uyanış ve ıslah çabalarını ve öncülerini karalama girişimi içinde oldular.32
Bağımsız ve Özgün İslami Kimliğe Doğru
Âkif’in “Asımın Nesli”, Karaman’ın “Hizmet Nesli”, Karakoç’un “Diriliş Nesli” özlemini en iyi ifade eden çerçeve Seyyid Kutub’un idamına sebep olan Yoldaki İşaretler’in ilk başlığında işlenen “Yeniden Kur’an Nesli” vurgusuydu.33 Bunun için cahiliyeden ve tüm asabiye biçimlerinden arınmak veya hicret etmek, Resulullah’ın (s) Kur’an ile eğittiği sahabe niteliğine yönelmek ve hakikatin şahidi olacak bir yol izlemek gerekiyordu.
1950’li yıllardan itibaren var olan İslami birikimimizi İslam’ın bütünsel kavrayışına yönelten çeviri ve telif eserlerin yayını bütün karalama kampanyalarına rağmen gittikçe arttı. Bu doğrultuda 1960’lı yılların son çeyreğinde Suudi Arabistan’daki Rabıtatü’l-Âlemi’l-İslami teşkilatının Kuveyt’teki uluslararası öğrenci birimi IİFSO’nun İslami uyanışa ve ıslah çalışmalarına katkı sağlayan eserlerini -diğer dillere çevirdiği gibi- Türkçeye çevirtip yayınlaması ve talep edenlere 1980’lere kadar karşılıksız ulaştırması Türkiye’deki bilinçlenme sürecine ayrıca bir katkı sağlamıştır.
Ama en büyük katkı İslami uyanış ve ıslah çizgisini besleyen eserlerden yararlanan, imkân buldukça müellifleriyle fikrî diyaloglar gerçekleştirebilen ve bu istikamette çalışmalar yapan Türkiye Müslümanlarının ve özellikle gençlerin 1970’li yılların ortalarında su yüzüne çıkan gayretleri oldu. Bu insanlar tarafından Türkiye’de oluşan ilmî ve tevhidî birikimi talepkâr insanlara taşımak, yaşadığımız modern sorunları tahlil etmek ve cevaplamak kaygısıyla 1976’dan itibaren özgün aylık dergiler yayınlandı. Bunların en önemlileri “Düşünce”, “Kriter” ve “Yeni Ölçü” dergileridir. Bu dergilerin katkı sağladığı tevhidî birikimimizin perspektifiyle ve kitlesel söylemiyle hem 1977’de “Şura”, yine 1977’de “Tevhid”, 1978’de “İslami Hareket” ve 1979’da “Hicret” dergileri yayınlandı. 1976’da “Akın” başlıklı dergi MSP’nin gayri resmi gençlik kolları gibi çalışan Akıncılar Derneği adına çıkarıldı ama uzun ömürlü olmadı. Yine bu camia, tevhidî uyanış sürecine ayak uydurmaya çalışan Akıncılar dergisini 1979’da yayınlayabildi.
Nisan 1976’da İstanbul’da yayınlanmaya başlayan Düşünce dergisi, daha çok mevcut dünya ve Türkiye cahilî sisteminin çözümlenmesi, İslami kurumların ve kavramların hatırlatılması bağlamında yayın yaptı.34
Mayıs 1976’da Ankara’da yayınlanmaya başlayan Kriter dergisi, daha çok İslam adına delilli düşünme ve metodolojik konular ağırlıklı yayın yaptı.35
Ağustos 1977’de Ankara’da yayın hayatına adım atan Yeni Ölçü dergisi, daha çok cahilî sistemle ilişkilerde Müslüman kalmanın ve İslami hareketin metodu konularına yoğunlaştı.36
Genç dimağlarımızdan yükselen bu sesler, 1925’te Takrir-i Sükûn Kanunu ile kapatılan Sırat-ı Mustakim / Sebilürreşad’ın taşıdığı misyonu geliştirmeye çalışan çabalardı. Gelişen tevhidî bütünlük istikametinde katkı sağlayan yayınlar 1990’lardan itibaren fikrî ve amelî gelişmelerimizin en önemli beslenme kaynaklarımızdan biri oldu.
Minnettarlık ve Ödev
1970’li yıllardan bu yana ulu’l-elbab müminler benzer kaygılarla farklı dergiler çıkarttı, yayınevleri kurdu, camialar oluşturdu, sonra da dernek ve vakıflarımız oluşmaya başladı.
Rabbimize hamdolsun ki hepimiz 1923 Atatürk inkılâpları ile başlayan Batılılaşma dayatmasına karşı Osmanlı’dan devraldıkları kimlikle de olsa Müslüman olarak yaşamak için “var kalma” mücadelesi veren büyüklerimize minnettarız. Ayrıca Türkiye’de tevhidî uyanışın ilk adımlarını oluşturan 1950’li, 1960’lı, 1970’li yıllardaki öncülerimizin takipçileriyiz. İnşallah kendimizi ıslah ederek, içtihatlarımızı yenileyerek tevhid ve vahye şahitlik davasının geleceğe taşınmasında hep birlikte bir zincir oluşturabiliriz.
Tarihî sürecimizde cahilî sisteme müdâhane etmeden, haram ilişkilere bulaşmadan kendi öz gücümüze dayanarak oluşturduğumuz yayınevi, dergi, dernek gibi sistem içi araçları kullanan Müslümanlarda samimiyet, fedâkarlık ve ciddi bir dayanışma ruhu vardı. Direniş ve ıslah kaygısıyla kullanılan bu kurumların mirasını bugün kitleleşemese de halkın değil hakkın rızasını gözeterek zenginleştiren çabalar var. Bundan sonra da bu tür araçlar benzer bir tutumla Müslümanlar olarak var kalış ve varoluş mücadelemizin imkânları olarak yaşamalı ve yaşatılmalıdır.
Bu tür imkânlarla hem bir şüheda neslinin nüvelerini fikrî ve amelî gayretlerle yetiştirebilmeli ve disiplinize edebilmeli hem ümmet coğrafyasında bu imkânları bulamayan diğer kardeşlerimizin sesi ve her türlü yardım eli olabilmeli ve hem de bu tür araçların yardımıyla yaşadığımız toplumda yeniden İslamlaşma mücadelesini göğertecek imkânlarımızın gücünü birleştirme yolları aramalıyız.
Rabbimiz aramızda vahdet imkânlarını çoğaltsın; tebliğ, direniş, ıslah ve inşa azmimizi yükseltsin; basiret ve ferasetimizi artırsın.
1- Eşref Edip’in bu yasak ve baskılarla ilgili yazdığı “Kara Kitap”ı M. Şevket Eygi’nin yönetimindeki haftalık Yeni İstiklal gazetesinde yayınlanmaya başlanınca ülke çapında büyük akisler husule gelir. Gazete ve Eşref Edip yargılanır; 1969 Mayıs’ında Ağır Ceza Mahkemesinden beraat kararı çıkınca bu çalışma yine Eygi’nin takdimiyle Abdullah Işıklar Kitabevi tarafından basılır. M. Şevket Eygi’nin takdiminden sadece birkaç cümle:
“Bu Kara Kitap, yakın tarihimizin kara ve kızıl sahifelerinin hikayesidir. / Bu Kara Kitap, milletin öz varlığına mâneviyât ve mukaddesatına karşı bozguncu zihniyetin, sapık ideolojinin irtikâb ettiği cinâyetleri şenaatle anlatır. / Bu Kara Kitap kırk bin din talebesini sokağa döken bütün din müesseselerinin kapılarına zincir vuran, bütün mekteplerden din derslerini kaldıran, Kur’an-ı Kerim surelerini ihtiva ettiği için din kitaplarını kamyonlarla toplayıp mezbeleliklerde yakanların hıyanet ve şenaatlerini tasvir eder.” (Bkz. Eşref Edip, Kara Kitap, Beyan Yayınları, İstanbul, 2000)
2- Eb’ul Âla El-Mevdudi, Kelime-i Şehadet, Hilal Yayınları, Ankara, 1957.
3- Salih Özcan, “Mukaddeme”, Ebu’l A’la el-Mevdudi, Hak Din (İslamiyet), Hilal Yayınları, Ankara, 1958, s. 6-7.
4- İsmail Kazdal, “Hilal Dergisi İslam’ın Sosyal Yönünü Gündeme Getirdi”, Haksöz Dergisi, Eylül 1993, Sayı: 30.
5- Seyyid Kutub, Yoldaki İşaretler, Çev. Abdulkadir Şener, Hilal Yayınları, Ankara, 1966.
6- Ebu’l Âla el-Mevdudî, İslam’da İhya Hareketleri (Tarihçe), Çev. Halil Zafir, Ankara, 1967.
7- İsmail Kazdal, aynı röportaj.
8- Nihat Armağan, “Hilal Dergisi Üzerine…”, Haksöz, Ekim 1993, Sayı: 31.
9- Mehmet Kuşçu, “Hilal Dergisi 1, 2”, Haksöz Dergisi, Eylül 1993, Ekim 1993, Sayı: 31, 32.
10- Mustafa İsmet Uzun, “Abdurreşid İbrahim”, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul, 1988, C. 1, s. 295-297; Prof. Dr. Caner Arabacı, “Abdurreşid İbrahim”, http://www.canerarabaci.com/makaleler_abdurresid_ibrahim-sayfa_id-333-id-52006
11- İsmail Kazdal. "Hakiki Müslüman: Prof. Seyyid Kutub", Mart 1966, C. 5, Sayı: 49.
12- Hilal, Ekim 1966, C. 5, Sayı: 56.
13- Hilal, Şubat 1977, C. 6, Sayı: 72, ön kapak.
14- Hilal, "Hilal'den Mektup", Mart 1967, C. 7, Sayı: 73.
15- Özcan, “Hak Din” Mukaddeme, a.g.y.; Kazdal, "Hilal'den Mektup", a.g.y.
16- Ahmet Ertürk, “Türkiye'de İslami Hareketin Gelişim Süreci”, Dünya ve İslam Dergisi, Yaz 1990, Sayı: 3.
17- Osman Öztürk & Bekir Topaloğlu, Cumhuriyet Devrinde Yayınlanan İslami Eserler Bibliyografyası 1923-1973, DİB Yayınları, Ankara, 1975.
18- Haksöz Haber Sitesi, “M. Said Çekmegil’in mücadelesi vefatının 21. yıldönümünde Başakşehir’de değerlendirildi”, 28 Temmuz 2025.
19- M. Tayyib Okiç, Bazı Hadis Meseleleri Üzerine Tetkikler, A. Ü. İlahiyat Fakültesi Yayınları, Ankara, 1959.
20- Hayreddin Karaman, Bir Varmış Bir Yokmuş / Hayatım ve Hatıralar, İz Yayıncılık, İstanbul, 2008, C. 2, s. 78.
21- Muhammed Tanci, Matla’ü’t-İ’tikad fi Na'rifeti'l-Mebdei ve'l-Mead, DTCF Yayınları, Ankara, 1962.
22- Salih Tuğ, M. Kâmil Yaşaroğlu, “Muhammed Hamidullah”, TDV İslam Ansiklopedisi, Ankara, 2020, C. 30; Asım Öz, “Perdeyi Aralamak Mümkün mü?”, Bilge Terzi Mehmed Said Çekmegil, Malatya B. B. Yayınları, Malatya, 2016, s. 15.
23- Mehmet Ali Sönmez, “İsmail Hatip Erzen (1882-1968)”, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul, 1995, C. 11, s. 318; Hamza Türkmen, Şeyho Hoca ile İslami Uyanışın Dünü Bugünü, Ekin Yayınları, İstanbul, 2029, s. 41-63.
24- Metin Önal Mengüşoğlu, Bilge Terzi Mehmet Said Çekmegil, Okur Kitaplığı, İstanbul, 2014, s. 25-31.
25- Metin Önal Mengüşoğlu, “Dillerin Karışması”, Kriter Dergisi, Ağustos 1977, Sayı. 4, s. 4-5. (Hamza Türkmen, “Kriter Dergisi ve İnanç Amel Bütünlüğü Sorunu”, Haksöz Dergisi, Şubat 2000, Sayı: 107)
26- İsmail Cerrahoğlu, “İbn Hişâm ve Sîre’sindeki Garîbu’l-Kur’ân”, AÜİF İslâm İlimleri Enstitüsü Dergisi, Ankara, 1977, Sayı: 3, s. 1-28; “Kur'an-ı Kerim ve Hanifler”, AÜİF Dergisi, Haziran 1963, 11, s. 81-92.
27- Fuat Sezgin, Buhari’nin Kaynakları, İbrahim Horoz Basımevi, İstanbul, 1956.
28- Hayreddin Karaman, Hadis Usulü, Ahmet Sait Matbaası, İstanbul, 1965; M. Reşid Rıza, “İslam’da Birlik ve Fıkıh Mezhepleri, Mezahibin Telfiki ve İslam’ın Bir Noktaya Cem'i”, DİB Yayınları, Ankara, 1974; Hayreddin Karaman, İslam Hukukunda İçtihat, DİB Yayınları, Ankara, 1975.
29- M. Said Çekmegil, Sünneti Seniye (Yüce Yol), Sanih Yayınları, Ankara, 1974.
30- Alev Erkilet, “Zülfikar Mecmuası / 1960’lardaki Nur Hareketine Dair Bir Okuma Denemesi”, 1960-1980 Arası İslamcı Dergiler, İlem Kitaplığı, İstanbul, 2016, s. 329-341.
31- “Ey iman edenler! Allah'a, elçisine, elçisine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba (vahiylere) iman edip güvenin!” (Nisa, 4/136)
32- Ahmed Davutoğlu, Dini Tamir Davasında Din Tahripçileri, İstanbul, 1972. (Önsöz: Necip Fazıl Kısakürek) On binlerce basılıp İslami muhitlerde dağıtılan ve İbn Teymiye’den Mevdudi’ye, Hamidullah’tan Kutub’a kadar ıslah öncülerimize iftiralar dizayn eden bu çalışmanın mükerrer baskıları yapılmış, en son olarak da Mehmet Şevket Eygi’nin Bedir Yayınevinde 1997 yılında neşredilmiştir. Ayrıca bkz. Hüseyin Hilmi Işık, Dinde Reformcular, Işık Kitabevi, İstanbul, 1967; Aldanmayalım, İstanbul, 1969; Vehhabiye Nasihat, Işık Kitabevi, İstanbul, 1970 (Işık’ın bu kitaplardaki küfürname babından sayılacak ithamlarına Hilal Dergisi Yayın Yönetmeni İsmail Kazdal, “Bir İhtar” adlı risalesiyle cevap vermiştir. Kazdal Yayınevi, 1969); Enver Baytan, Yeni İctihad Fikri ve Müctehid Taslakları, Baytan Kitabevi, İstanbul, 1975; Abdulkerim Polat, Teymiyecilik Vahhabilik ve Tevhidi Koruma Adına İşlenen Cinayetler, Fazilet Neşriyat, İstanbul, 1975; M. Ali Demirtaş, Başlangıcından Bugüne Mezhepsizler, Milli Fikir Yayınları, Çorum, 1978, Seyyid Kutup Mezhepsiz mi? Milli Fikir Yayınları, İstanbul, 1978 vd.
33- Kutub, a.g.e., s. 16-23; Hamza Türkmen, Türkiye’de İslamcılık ve Özeleştiri, Ekin Yayınları, İstanbul, 2008, s. 219-240.
34- Hamza Türkmen, “Türkiye’deki Tevhidî Uyanışa Verilen Hizmet: Düşünce Dergisi”, Haksöz Dergisi, Ocak 2000, Sayı: 106.
35- Hamza Türkmen, “Kriter Dergisi ve İnanç Amel Bütünlüğü Sorunu”, Haksöz Dergisi, Şubat 2000, Sayı: 107.
36- Hamza Türkmen, “Pratik Mücadelede Kimlik Oluşturucu Bir Araç: YENİ ÖLÇÜ Dergisi”, Haksöz Dergisi, Mart 2000, Sayı: 108; Hüsnü Aktaş (Röportaj): “Türkiye'de İslami Bilinçlenme Süreci ve ‘Yeni Ölçü’ Dergisi Üzerine”, Şubat 2023 - Ocak 2023, Sayı: 381-382.

