Görüntüler nihayet propaganda sisini yarıyor. Açlıktan ölmek üzere olan çocuklar The Daily Express'ten The New York Times'a kadar artık manşetlere taşındı: “İncelen derinin altında belirginleşen kaburgalar…”
Yardım kuruluşları şimdi Filistinlilerin aylardır haykırdıklarını tekrarlıyorlar: “Bu bir insani kriz değil. Bu insan yapımı bir kıtlık. Bu bir soykırım ve gerçek zamanlı olarak yayınlanıyor.”
Sınır Tanımayan Doktorlara göre Gazze'de beş yaş altı çocuklar arasında ciddi yetersiz beslenme vakaları sadece iki hafta içinde üç kat arttı. Muayene edilen çocukların ve hamile kadınların dörtte biri yetersiz beslenmektedir.
Mayıs ayından bu yana açlıktan ölümler arttı, sadece geçtiğimiz hafta 50'den fazla ölüm gerçekleşti. Dünya Gıda Programı, Gazze'nin, ihtiyacı olan gıdanın sadece yüzde 12'sini alabildiğini doğruluyor. Nüfusun üçte biri günlerce yemek yemiyor. Bebekler açlıktan ölüyor, anneler bayılıyor ve yardım konvoylarına ateş açılıyor ya da yardımlar içeri alınmıyor.
Şimdi de BM destekli Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) acil bir uyarı yayınladı: “Gazze Şeridi'nde şu anda en kötü senaryo olan kıtlık yaşanıyor.”
Gıda tüketimi ve akut yetersiz beslenme için kıtlık eşikleri çoktan aşıldı. Açlık ve hastalıklar hızlanıyor. Acil müdahale edilmezse sonuç çok açık: ‘kitlesel ölümler’.
Peki, “özgür dünya”nın kendini lider ilan edenleri buna nasıl karşılık verdiler?
Üç dilde de “zalimlikle”.
Silah Zoruyla Sosyal Mühendislik
ABD Başkanı Donald Trump, kör kuvvet versiyonunu sundu: “Hırlayan, sırıtan ve para kazanılamayan ya da golf oynanamayan hiçbir şeyle ilgilenmeyen.”
İskelet halindeki çocuklar ekranlarda titreşirken Trump gözünü kırpmadan yalan söyledi ve Gazze'de kıtlık olduğunu inkâr etti. Ekibi Doha'daki ateşkes görüşmelerini sabote etti, Hamas'ı bencillikle suçladı ve çekip gitti, kulüp binasına geri döndü.
Hamas tam da uluslararası toplumun talep ettiği şeyi önermişti: BM öncülüğünde gıda dağıtımı, İsrail askerlerinin sivil bölgelerden çekilmesi ve rehineler karşılığında kalıcı bir ateşkes.
Ancak Washington ve Tel Aviv için bu fazla insancıldı. Yardımlarının silahlandırılmasını, yiyeceklerinin siyasileştirilmesini ve kurbanlarının tonlarca bombadan kurtuldukları için cezalandırılmasını tercih ettiler.
Başarısız bir İsrail-Amerikan “insani yardım” planı olan sözde Gazze İnsani Yardım Vakfı (GHF) Gazze'yi doyurmakla (!) görevlendirildi. Bunun yerine ölüm bölgelerinin belirlenmesine yardımcı oldu.
Sızdırılan belgeler, Filistinlileri “yeniden eğitmek” için 2 milyar dolarlık “transit kampları” detaylandırıyor. PowerPoint'te yeniden adlandırılan sömürgeleştirme; yardım değil, silah zoruyla sosyal mühendislik.
İsrail ordusu bile Hamas'ın yardım çaldığına dair bir kanıt olmadığını kabul ediyor. Yine de Gazze açlıktan ölüyor; kazara değil, bilerek ve tasarlanarak.
Bu bir politika ve hâlâ emin olmayan varsa Netanyahu bunu açıkladı: “Hangi yolu seçersek seçelim, asgari düzeyde insani yardımın girişine izin vermek zorunda kalacağız.”
Yeterli değil. Acil değil. Minimal.
O halde açlık bir teminat değil, bir stratejidir. Damla damla verilen yardım, yönetilen öfke. Bu karneye bağlanmış bir ıstırap. Acı, hassasiyetle karşılanır.
Trump'ın Kayıtsızlığı
Bu arada, Gazze çökerken İskoçya'da golf oynayan Trump sadece soykırımdan kaçmakla kalmıyor, Jeffrey Epstein'ın gölgesinden de kaçıyordu. Filistinliler -Epstein'ın fihristindeki karavan parkı gençleri gibi- Trump'ın kapalı evreninde yoklar. O sadece mülk değerlerini ve akşam yemeği rezervasyonlarını görüyor. Geri kalan her şey harcanabilir.
Trump'ın kayıtsızlığı tam. Gazze can çekişirken golf oynayarak dünya görüşünün tüm çürümüşlüğünü ortaya koyuyor: hak, zalimlik ve bir milyarderin kendisinden aşağıda olanları küçümsemesi.
Ama daha bitirmemişti. Turlar arasında Trump inledi: “60 milyon dolar gönderdik. Kimse bunu kabul etmedi. İnsan kendini biraz kötü hissediyor.”
Görünüşe göre Filistinliler; açlıktan ölenler, geceleri yakılan çadırlar ve ABD yapımı bombalarla parçalanan çocuklar için teşekkür kartları göndermeliler!
İşte Trump'ın empatisi: kırıntılar ve ardından gelen öfke nöbetleri. Bir mafya babasının mantığı. Ya alkışlarsın ya da hiçbir şey alamazsın.
Trump kıtlığı inkâr etmekle kalmıyor, alay ediyor ve “muhtemelen yetersiz beslenme” diye küçümsüyor. İsrailli yetkililer aksini kabul etse bile Hamas'ın yardımları çaldığı konusunda yine yalan söylüyor. Hiç gelmeyen gıda için övgü ve bunu engelleyen politikalar için cezasızlık istiyor.
Bir de yumuşak veto ustası İngiltere Başbakanı Keir Starmer var. Trump körüklerken, Starmer parmak ucunda yürüyor. On binlerce kişi ateşkes için slogan atarken o, yaralı birkaç Filistinli çocuğu İngiltere'de tedavi etmeyi teklif eden gösterişli bir video yayınladı. Bir jest mi? Yoksa bir sahne dekoru mu?
Ağırbaşlı tonun ardında şaşırtıcı bir suç ortaklığı yatıyor. Starmer, F-35 jet parçaları da dâhil olmak üzere İsrail'e silah ihracatını durdurmak için hiçbir şey yapmadı. Havadan yiyecek atmaktan, sanki 3 bin metreden yiyecek fırlatmak sadece bir fotoğraf çekiminden ibaretmiş gibi bahsediyor. Bu havadan atılan yiyecekler beslediği kadar öldürüyor da.
İngiltere'nin neden harekete geçmediği sorulduğunda yetkililer omuz silkiyor: Amerika'yı takip etmeliyiz. Yine de Trump Ukrayna'yı terk ettiğinde İngiltere tek başına liderlik etti.
Aradaki fark kabiliyet değil; irade ya da daha doğrusu iradenin yokluğu.
Starmer ne yapabilirdi? Çok şey: Silah ihracatını askıya alabilir, İsrail varlıklarını dondurabilir, GHF bağlantılı şirketlere yaptırım uygulayabilir, Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanındaki (UAD) soykırım davasına katılabilir ve hatta büyükelçiyi geri çağırabilir.
Şu kelimeyi söyleyebilirdi: “SOYKIRIM”.
Ama bunun yerine, sanki iyi ifade edilmiş bir açıklama Refah'tan yükselen çığlıkları bastırabilecekmiş gibi, hiç baskı yapmadan makul adamı oynuyor. Perdenin hemen arkasında cesetler birikirken o endişe rolü yapıyor.
Macron'un İllüzyonu
Ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ipek ve barış diline bürünerek illüzyonunu satmaya başladı. Fransa'nın bir Filistin devletini tanıyacağını açıkladı. Dramatik mi? Ta ki ince yazıları okuyana kadar: Sınır yok, başkent yok, işgale son yok, caydırıcı güç yok.
Bu, Kanada Başbakanı tarafından ortaya atılan vizyonun aynısı: “Siyonist Filistin devleti”. Tahrif edilmiş, askerden arındırılmış ve Arap devletleriyle normalleşme anlaşmalarını yağlamak için tasarlanmış. Bu bir devlet değil, bir hologram, bir boş söylem, bir serap.
İsrail ordusu işgal altındaki Batı Şeria'ya saldırırken, İsrail parlamentosu ilhakı zorlarken, Macron ‘kâğıt üzerinde tanıma’ öneriyor.
Onun “desteği” el çabukluğudur, etnik temizliğin asıl işi engellenmeden devam ederken dikkat dağıtmak için bir sihirbazın süslemesidir.
Macron ciddi olsaydı İsrail'e yaptırım uygular, Fransız bankalarındaki rezervleri dondurur, UAD davasını destekler ve soykırımı protesto eden Fransız vatandaşlarını tutuklamayı durdururdu. Ancak mesele hiçbir zaman ciddiyet olmadı; hep şov oldu.
Şimdi de Starmer aynı şeyi yapıyor ve bir Filistin devletini tanımayı teklif ediyor; işgal altındaki Filistin topraklarının tamamı üzerinde kayıtsız şartsız bir hak olarak değil, ancak ateşkes olmazsa İsrail'i kibarca gidişatını yeniden gözden geçirmeye teşvik etmek için ortaya atılacak bir pazarlık kozu olarak.
Macron'un bir serap sunduğu yerde, Starmer bir gölge sundu. Dayanışma değil, strateji değil, sadece ağır çekimde PR. Trump alay ediyor, Starmer sahneye koyuyor ve Macron kibarca kandırıyor.
Gazze açlıktan ölürken ve yardım görevlileri ateşkes için yalvarırken, bu adamlar kurtarma değil, prova edilmiş replikler sunuyorlar. Liderlik yerine tiyatro, adalet yerine jestler ve cesaret yerine örtmece sunuyorlar.
İsrailli bakanlar Gazze'nin silinmesi için açıkça çağrı yaparken, bu adamlar kadife perdelerin arkasına çekiliyor, kameralara poz veriyor ve ciddiyetle başlarını sallıyorlar.
Onlar devlet adamı değildir.
Onlar tiyatrocudur.
Takım elbiseleri özel dikimdir.
Korkaklıkları da öyledir.
Trump sadece tarz olarak farklı, içerik olarak değil.
Macron ve Starmer suç ortaklıklarını diplomasi ve örtmece ile cilalarken, Trump bir yıkım topu gibi gürlüyor; kılık değiştirmeden, sadece canlı yayında kibir.
Ancak öz aynı: “Filistinlilerin yaşamına yönelik ortak, kasıtlı bir umursamazlık, acılara karşı ortak bir kayıtsızlık ve insanlık dışı bir birliktelik.”
Middle East Eye / 30 Temmuz 2025 / Çeviren: Barış Hoyraz

