Sureta
TEMMUZ Sayı: 3 - Ekim 2016

Bana gümüşten alımlı korkular bırak

Daha aydınlık olsun nelerden çekiniyorsam

Öleceğimden söz et meselâ susmayı beceremezsem

Tut ki sustum uzak tut ellerimden

Uzaklarda olsun seni anlayabilmek

Sana inat çağırdığımda bile karanlığı

Açık duran kapılarda yalnızca hatırlarken

Ateşten geçen yüzümü

İşte o zaman bağışlama beni

Ben gölgelerle avunurken

Nerede durur sözlerim kanatlarımdaki heves

Geri dönülmezi çekici kılan avuntu

Çağır ki tutunayım hayat boşlukta dal parçası

Yağmurdur boğar da yarı yolda bırakır

Kapanır iki göz odacığım yalnızlığın boşluğu

Tutup kollarımı iki yana alır götürür

Uzaktan uzağa kımıldanırken telaş

Korku adil değildir kendi yazgısına da

Çokça kalın çizgiler ekler ince bir zar tutuşla

Hatıranın çoğalan sayfalarına

Bilinir derin uykulardan çağırdığı sözlerden

Sahiden bir yoklukmuş bu dünya

Kapısı kimbilir kaç bilinmezliğe açılan kırkıncı durak

Şaşılacak kadar serindir yine de

Ateşle sınanan kalem… Kanla öğütülen mürekkep

Şarkılarla külçeleşen çağda

Yalnızca renkleri anlatan kelebek

Seni kim çağırdı ki koştun da geldin?

Kelimelerden ve evlerden uzak mesafeler çizdin

Aşktır diyerek yaslandığım cinnetlerden

Hayrettin Orhanoğlu Arşivi
3 Sayı: 3 - Ekim 2016 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler