Mevsim sancıları
TEMMUZ Sayı: 4 - Kasım 2016

mısralar akar damarlarıma sesli ırmaklardan

boşanır çiçekler içli sesiyle yalnızlığıma

aralık kalan genç günlerimin penceresinde

göz göze gelirdim yalınayak anılarımla

uzamış sakallarıma dokunan sözleri

göbeğinde tutup ruhuma değdirmez aşk

gökyüzünü sıvazlayan gözlerime bir ürperti

kürek kürek toprak atmazdı ruhuma

acıyan mürekkep sinerdi soluğuma

alaturka türküler çalar radyoda

korsan sloganları dilimde devşiren

kimin acısıydı gövdeme kırbac kırbaç biriken

balçıkta var olurdu nasırlanan ellerim

dokunur rüzgar taranmamış saçlarıma

evet ve hayır arasında bir sarkaç gibi

lekesiz acıları taşırdım omuzuma biriken ışıklarıyla

o günler gençtim hatırlarım üşüdüğümü

yorganıma girip yırtık çoraplarımla

ateşten gömlek giyer buzullaşan gövdeme

gözaltı akşamları sarılırdım toprak anaya köklerimle

yontulmazdı dilimden çıkan kelimeler

sallarken körpe ruhumu işaret parmağım

beklerdim gezgin süvarileri

çiçekleri topladığım çimenlere yayıldığım zaman

kim haklıydı?

bilmezdim

kırgın ikindiyi beklerdi yeryüzü

seyrelen bulutlar ve donuk kalırdı gökkuşağı

buğulu gözlerle karartılı resimler

kıskanç bir düş bırakırdı hayatımın içine

iskeleti değişen mahmur bezginliğimle

aşkı kuşanır zamanı sırlarıma saklayıp

çarpıntıyı göğsümde taşır ıslığı bıyıklarımın ucunda

ömrüm ırmaklara karışır haylaz bir benlikle

avucumda geçer dalgalı bir deniz

güneş ikircikli doğardı gözlerime gölge olur

gece göçebeyi taşıyan sürgün

suların saygısına yakışır kimliğim

savrulurdum büyülenmiş şehrin bulvarlarına

takvimlerde çırpınan kelebek kanadıyla

gölgesinde beklerdim uçarı bir tebessümün

gençtim dedim ya konuştuklarımın arasına

çözük değildi gömleğimin düğmeleri

bahara yürürdüm her sabah adım adım

Mushaf’ın sayfalarına sinmiş dindarlığım

kırlangıç sesleriyle rahlelere yapışan parmaklarım

gazellenirdi kitapların altı çizilmiş satırlarında

yakasız hayallerime yapışan susuzluk

ıslıklanır kavlamış dudaklarıyla yeryüzüne

saçlarıma tutunur bir çekimserlik

sararırdı güz yaprakları hüzünlü bir türküyle

elverişli zamanın içinde pas kokan isyanın kıyısında

savrulurdu bağrıma emzirilmiş metanet

dövünürken yüreğime biriken sancılarımla

kökleşen ısırıklar belirirdi yanaklarımda

dalaşırdım sırtımda kapitalizmin kamburuyla

kıyısına yaklaştığım rutubetli limanlar

gemileri uğurlardı kangren olmuş dünyaya

ruhum istemsiz ebruli bir rengin gizemiyle

bitişirdi güneş yanığı bezenmiş tenime

uykularıma kanardı hırçın bir gece gibi

soluklanan bedenim kan ter içinde

büyülenirdi rüyalarıma karışan çığlıklarım

M. Akif Şahin Arşivi