mısralar akar damarlarıma sesli ırmaklardan
boşanır çiçekler içli sesiyle yalnızlığıma
aralık kalan genç günlerimin penceresinde
göz göze gelirdim yalınayak anılarımla
uzamış sakallarıma dokunan sözleri
göbeğinde tutup ruhuma değdirmez aşk
gökyüzünü sıvazlayan gözlerime bir ürperti
kürek kürek toprak atmazdı ruhuma
acıyan mürekkep sinerdi soluğuma
alaturka türküler çalar radyoda
korsan sloganları dilimde devşiren
kimin acısıydı gövdeme kırbac kırbaç biriken
balçıkta var olurdu nasırlanan ellerim
dokunur rüzgar taranmamış saçlarıma
evet ve hayır arasında bir sarkaç gibi
lekesiz acıları taşırdım omuzuma biriken ışıklarıyla
o günler gençtim hatırlarım üşüdüğümü
yorganıma girip yırtık çoraplarımla
ateşten gömlek giyer buzullaşan gövdeme
gözaltı akşamları sarılırdım toprak anaya köklerimle
yontulmazdı dilimden çıkan kelimeler
sallarken körpe ruhumu işaret parmağım
beklerdim gezgin süvarileri
çiçekleri topladığım çimenlere yayıldığım zaman
kim haklıydı?
bilmezdim
kırgın ikindiyi beklerdi yeryüzü
seyrelen bulutlar ve donuk kalırdı gökkuşağı
buğulu gözlerle karartılı resimler
kıskanç bir düş bırakırdı hayatımın içine
iskeleti değişen mahmur bezginliğimle
aşkı kuşanır zamanı sırlarıma saklayıp
çarpıntıyı göğsümde taşır ıslığı bıyıklarımın ucunda
ömrüm ırmaklara karışır haylaz bir benlikle
avucumda geçer dalgalı bir deniz
güneş ikircikli doğardı gözlerime gölge olur
gece göçebeyi taşıyan sürgün
suların saygısına yakışır kimliğim
savrulurdum büyülenmiş şehrin bulvarlarına
takvimlerde çırpınan kelebek kanadıyla
gölgesinde beklerdim uçarı bir tebessümün
gençtim dedim ya konuştuklarımın arasına
çözük değildi gömleğimin düğmeleri
bahara yürürdüm her sabah adım adım
Mushaf’ın sayfalarına sinmiş dindarlığım
kırlangıç sesleriyle rahlelere yapışan parmaklarım
gazellenirdi kitapların altı çizilmiş satırlarında
yakasız hayallerime yapışan susuzluk
ıslıklanır kavlamış dudaklarıyla yeryüzüne
saçlarıma tutunur bir çekimserlik
sararırdı güz yaprakları hüzünlü bir türküyle
elverişli zamanın içinde pas kokan isyanın kıyısında
savrulurdu bağrıma emzirilmiş metanet
dövünürken yüreğime biriken sancılarımla
kökleşen ısırıklar belirirdi yanaklarımda
dalaşırdım sırtımda kapitalizmin kamburuyla
kıyısına yaklaştığım rutubetli limanlar
gemileri uğurlardı kangren olmuş dünyaya
ruhum istemsiz ebruli bir rengin gizemiyle
bitişirdi güneş yanığı bezenmiş tenime
uykularıma kanardı hırçın bir gece gibi
soluklanan bedenim kan ter içinde
büyülenirdi rüyalarıma karışan çığlıklarım


