Zaferin Anahtarı: Kararlılık, Sebat ve Sabır
Haksöz Dergisi Sayı: 415 Ekim 2025

7 Ekim Aksa Tufanı ile bozguna uğrayan Siyonist çetenin Gazze’de başlattığı soykırım 3. yılına girmiş bulunuyor. Tüm dünyayı dehşete düşüren bu akıl almaz zalimlik karşısında Filistin halkının, direniş iradesini muhafaza etmeyi başarmış olmasından ötürü Allah Teâlâ’ya hamd ediyor, Aksa Tufanı’nın Filistin’in ve tüm ümmetin kurtuluşunun habercisi olmasını temenni ediyoruz.

Gazze tam iki yıldır, kesintisiz bir şekilde büyük insanlık dramlarına sahne oluyor. İsrail isimli haydutlar çetesinin işlediği insanlık suçları karşısında Filistin halkı tarihte benzerine az rastlanan bir vahşetle yüz yüze geliyor.

Elbette kardeşlerimizin yaşadıkları dehşetle, acıyla, zulümle kıyaslanması mümkün değil ancak Siyonistlerin bu zalimlikleri, dizginsiz bir mahiyet arz eden saldırıları bizleri de sarsıyor. İki yıllık Gazze sürecinde tüm ümmetle, hatta tüm vicdan sahipleriyle birlikte bizler de çok acı çektik, ağır kayıplara uğradık. Bundan ötürü çok canımız sıkıldı, moralimiz bozuldu.

Bazen ağzımızı açıp tek kelime edemeyecek ölçüde hüzne, yeise, karamsarlığa kapıldık. Bunlar doğaldır, insani hallerdir ama dikkatli olmalıyız, savaşın mahiyetini kavramaktan uzak tutumlara, düşmanı güçlendirecek, direnci zayıflatacak hallere asla prim vermemeliyiz. Ödenen bedel ne kadar ağır olursa olsun, düşmanın gücü, kapasitesi, azgınlığı hangi boyutlara ulaşırsa ulaşsın sabit durmakla, direnmekle, yardımı ve zaferi Aziz ve Celil olan Allah’tan beklemekle mükellefiz.

Zaman zaman bazı kardeşlerimizi görüyoruz. Bitkin, yılgın bir ruh hali içinde karamsarlık mesajları veriyor, adeta yılgınlık yayıyorlar. Üzülmemiz, kardeşlerimizin maruz kaldığı büyük vahşet karşısında yaşadığımız acziyet duygularıyla çaresizlik hisleriyle kederlenmemiz doğaldır. Bunca vahşet, bunca zulüm ve kuşatıldığımız çaresizlik karşısında acı duymamak zaten iman ile çelişir, insanlıkla bağdaşmaz. Elbette kardeşlerimizin maruz kaldığı acılar, sıkıntılar bizleri düşündürmeli, sarsmalıdır.

Ne var ki duygularımızın bizi ne yöne sevk ettiğinin de hesabını iyi yapmak durumundayız. Hatta sadece kendimizi değil, bu tutumumuzun, yaklaşımımızın başka insanlara, çevremize, yakınlarımıza ne tür etkiler yaptığını da gözetmek durumundayız. Eğer kederlenmek, dertlenmek bizi daha ileri adımlara, mazlumlarla daha fazla dayanışmaya, davaya daha sıkı sarılmaya itiyorsa bu iyi bir şeydir ama karamsarlık ve yılgınlık ortamını çoğaltıyorsa bu faydasızdır, yanlıştır.

Bu, uzun soluklu bir mücadeledir. İman etmek, Allah’ın dinine sahip çıkmak hiçbir dönemde kolay ve ucuz bir iş olmamıştır. Allah Teâlâ’ya hamd olsun ki çaresiz değiliz, evet belki harekete geçirebileceğimiz güçlü ordulara, etkili silahlara sahip değiliz ama Allah’ın kelimesini yüceltmek için bedel ödemekten çekinmeyen, kınayıcıların kınamalarından korkmayan mücahidler var Gazze’de. Ve bu kardeşlerimiz Siyonist işgalcilere Gazze’yi dar ediyorlar.

Bu noktada başka arayışlara, zorlamalara girmeden elimizdeki her imkânla Hamas’ı desteklemeli, kardeşlerimizin direncini artıracak şekilde yanlarında olduğumuzu hissettirmeliyiz. Kimse mevcut kuşatılmışlığı bir şey yapmamak için mazeret olarak ileri sürme hakkına sahip değildir. Herkes elindeki her imkânla bu mücadeleye katkı sunabilir.

İman ağır bir sorumluluktur, cennet de bedeli ağır bir mükâfattır. Bu yüzden öncekiler ağır imtihanlardan geçmiş, sarsılmış, zorlanmışlardır. Bugün de coğrafyamızın pek çok bölgesinde pek çok Müslüman ağır imtihanlardan geçmektedir. Allah Teâlâ kardeşlerimizin imtihanlarını hafifletsin, bizleri de bu tür zorluklar, güçlükler karşısında çözülmeye meyyal, zayıf karakterli, aciz kullarından değil, direnme bilincine sahip sâlihlerden eylesin.

haksoz-415

Haksöz Arşivi