Filistin’le dayanışma amaçlı gerçekleştirilen kampüs protestoları artık uluslararası bir olaydır ve giderek büyümeye devam ediyor. 1960’larda gerçekleştirilen protestolarda öğrenciler izole edilmişken, 2024’e bakıldığında toplum nezdinde bir desteğe sahip bulunmaktadırlar.
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki öğrencilerin savaşa karşı kitlesel hareketi, küresel bir dizi öğrenci protestosunun kıvılcımı oldu. Protestolar daha geniş bir hareketin içinden çıktı ve kendini besleyerek radikalleştirdi.
Üniversitelerin iş merkezli yönetimleri öğrencilerin talepleriyle karşı karşıya kaldı. Yetkililerin protestolarla başa çıkma çabaları protestoların daha da büyümesine yol açtı. Bunlar Filistin’le dayanışma için halen devam etmekte olan öğrenci hareketine dair gözlemler ancak Vietnam Savaşı’na ilişkin gerçekleştirilen öğrenci protestolarının tarihsel bir tekerrürü de olabilir.
Benzerlikler çarpıcıdır. 1960’larda savaş karşıtı öğrenci hareketi en geniş haliyle ABD’deydi ama daha sonra küreselleşti. Bugün de aynı modelin ortaya çıktığını görüyoruz. Bugün ABD, 45 eyalette 140 kampüste gerçekleşen öğrenci yürüyüşleri ve oturma eylemleriyle sarsıldı. Öğrenci eylemleri şu anda dünya çapında 30’dan fazla ülkeye yayılmış durumda. Bunlar ABD’deki hareket kadar güçlü olmamakla birlikte Avustralya, Kanada, İngiltere ve Hollanda en etkili olan ülkeler arasındadır.
1968 yılında Vietnam Tet taarruzunun ateşlediği hareket, tıpkı bugün İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısına konan tepkiler gibi ortaya çıkmıştı. Her iki durumda da askerî başarı sömürgeci güçlerin ve destekçilerinin lehineydi fakat siyasi zafer direnişçiler tarafından kazanıldı.
Gazze’ye yönelik saldırının İsrail’in küresel sahnede siyasi olarak yalnızlaşmasına yol açması gibi Tet saldırısında da küresel kamuoyu Vietnam’daki savaşında ABD’nin karşısında yer aldı.
Değiştirilebilir ve Alakasız
ABD ve İngiltere’de öğrenci protesto hareketi en güçlü şekilde seçkin üniversitelerde başlamış olup İngiltere’de Warwick, UCL, Soas, Oxford, Cambridge, Bristol ve Londra Queen Mary Üniversitesi ilk harekete geçenler arasındadır.
Hem 1960’larda hem de günümüzde, öğrenci hareketinin ilham aldığı daha geniş bir hareket vardır. 1960’ların hareketleri eğitimin özelleşmesine, standartlaşmasına ve fabrika üretim hattı modeline karşı çıkıyordu. 1960’larda Berkeley öğrencilerinin lideri olan Mario Savio, “uslu çocuklar olarak yetişmemizi” isteyen “krom kaplı tüketici cennetine” karşı tepki gösterdiklerini söylemişti. “Ancak önemli bir azınlık standartlaştırılmak, değiştirilebilir ve anlamsız yaşamaktansa ölmeyi tercih edeceklerini gösterdi.” dedi.
Yüksek öğretim sektöründe bir nesilden fazla süren kesintiler ve özelleştirmenin ardından, bugünün öğrencileri bir tüketici cennetine karşı tepki göstermiyorlar ancak tamamen piyasalaşmış, şirket modeli bir üniversite sisteminin neye benzediğini 1960’ların neslinden bile daha iyi gördüler. “Standartlaştırılmış, değiştirilebilir ve anlamsızlık” muamelesi görmenin nasıl bir his olduğunu çok iyi biliyorlar.
Önemli Farklılıklar
Ancak önemli farklılıklar da var. ABD’de 1960’larda hareket kısmen “askere alınmaya karşıtlık” üzerinden yönlendiriliyordu. Bugünkü hareketin böyle bir itici gücü yok.
Birleşik Krallık’ta Vietnam Savaşı karşıtı harekete öğrenciler hâkimdi ve büyük savaş karşıtı yürüyüşlerin yarısından fazlasını onlar oluşturuyordu. Bugün durum böyle değil. Birleşik Krallık’ta kitle hareketi sekiz ay boyunca eşi benzeri görülmemiş bir oranda öğrenciler harekete geçmeden önce örgütlenmiştir.
Birleşik Krallık’ta 1968’de Vietnam Savaşı karşıtı gösterilerin en büyüğünde katılım sayısı 100 bin idi; bu sayı, tekrarlanan Filistin yürüyüşlerinin en küçüğü olan 150 bin kişiden daha azdı ve 800 bin kişilik en büyük yürüyüşün yanında çok cılız kalıyor.
1967 ve 1968 yıllarında Birleşik Krallık’ta sadece iki büyük çaplı ulusal yürüyüş düzenlendi. Son sekiz ayda Filistin için ise 14 ulusal gösteri düzenlendi. Birleşik Krallık’taki 2024 öğrenci hareketi muhtemelen 1968’dekinden daha yaygındır, ancak eylem biçimi henüz 1968’deki kadar radikal değildir. O yıllarda öğrenciler üniversite binalarını işgal etmiş, üniversitelerin işleyişini doğrudan sekteye uğratmışlardı. Şu andaki kamplar bu hedefe ulaşamıyorlar.
1968 yılında, Vietnam Savaşı karşıtı kampanyaların en önde gelen isimlerinden Tarık Ali tarafından desteklenen devrimci gazete Black Dwarf, Essex Üniversitesinin şubat ayından haziran ayına kadar “ya kısmi ya da tam bir işlevsizlik/görevini yerine getirememe hali içinde” olduğunu haber yapmıştı. Bugün herhangi bir üniversite için böyle bir iddiada bulunulabilmesi için öğrenci eylemlerinin önemli ölçüde tırmanması gerekir.
Yaygın Öfke
Bir başka farklılık daha var ancak daha yakından bakıldığında bunun bir benzerlik olduğu ortaya çıkıyor. 1968 yılında Birleşik Krallık’ta İşçi Partisi hükümetteydi ve Harold Wilson başbakandı. Wilson Ocak 1968’de Sheffield belediye binasında konuşma yaptığında, yaklaşık 3000 kişi “Wilson dışarı!” sloganları atarak binayı kuşattı ve başbakanı koruyan polisleri yumurta ve domates yağmuruna tuttu.
Aynı yılın mart ayında, Manchester Üniversitesinde İşçi Partili bir bakana tepki gösterildi ve bir hafta sonra Savunma Bakanı Denis Healey’nin arabası Cambridge’de öğrenciler tarafından kuşatıldı.
Bugün elbette muhafazakârlar iktidarda. Ancak Keir Starmer’in İşçi Partisi, Filistin ve diğer pek çok konuda Başbakan Rishi Sunak’ın hükümetini o kadar yakından yansıtıyor ki partisine karşı yaygın bir öfke var; genel olarak yaklaşan genel seçimleri kazanması halinde şu anda iktidarda olanlardan farklı olmayacağını varsayan bir öfke hâkim.
1960’ların ve bugünün öğrenci hareketleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar her ne olursa olsun, her ikisi de kesinlikle tarihsel olarak önemli bir ölçektir. Öğrenci hareketi henüz 1960’lardaki kadar belirgin ya da radikal değilse de bugün çok daha az izole olmuş durumdadır.
1960’larda Siyahi Güç hareketi ABD’de toplum genelindeki radikalleşmenin önemli bir bileşeniydi. Ancak o dönemde Birleşik Krallık’ta benzer bir kitle yoktu. Bugün ise Müslüman toplum Filistin hareketine çok daha güçlü bir destek vermektedir.
Bunun yanında kamuoyu araştırmalarının da gösterdiği üzere, Filistinlilere olan destek, toplumun geneline yayılmış durumdadır. Birleşik Krallık’ta her üç kişiden ikisi Gazze’de ateşkes istiyor; Filistin yanlısı göstericilerin pankartlarında da bu talep yer alıyor.
Bugün sadece öğrenciler öncü değildir. Toplumun çok geniş kesimi Filistin’in mücadelesi konusunda öğrencilerle aynı görüşe sahip. Kitlesel ölçekte aylardır tutarlı ve düzenli bir şekilde harekete geçme konusunda dikkate değer bir çaba göstermektedirler.
Bu protestoların büyüklüğü/genişliği bizler için yeni bir şeydir.
-------
* John Rees, Londra Üniversitesi, Goldsmiths’te misafir araştırma görevlisi ve Savaşı Durdurun Koalisyonunun kurucularından biridir.
Middle East Eye / 18 Mayıs 2024 Çeviren: Barış Hoyraz

