Bir masal yazma isteği belirdi
Enkaz altından çıkan bir filiz gibi
Doğdu yüreğine...
Bombalardan odaklanamadı,
Veremedi kendini sayfalara.
"Bir varmış" deyip masalını okuyamadan
Minik naaşlar düştü eline,
Taze, körpe, masum...
Kuşların cıvıldamasından bahsedemeden
Mermilerin cıvlamasını duydu çocuklar.
"Bir yokmuş" deyip yazamadı masalını,
Çünkü, çünkü
Berrak gökyüzünün yerini aldı
Uçaklar, füzeler, bombalar...
"Evvel zaman içinde" değildi olanlar oysa
"Kaf dağının ardına" da varmıyordu uzaklığı...
Güzel çocukların masalıydı,
Filizlenirken toprağa düşen
Boylu boyunca beyazlara bürünerek
Dünyanın tüm kirliliğini gözler önüne seren
Tabiattaki en masum masaldı belki de
Ama yarım kaldı,
Kırıldı kalemler çocukların hatırına
Kalemler ağladı simsiyah gözyaşlarıyla
Karartmıştı çünkü bombalar yüzleri,
Yakmış, yıkmıştı...
Aslında gerek yoktu tellal olmasına develerin,
Yeryüzü hep bir ağızdan söylüyordu olanları.
Ne bir dükkânı kalmıştı pirelerin, ne makasları
Ne de saçlarını kesebilecekleri çocuklar, insanlar...
Yıkılan evler değil, onuruydu insanlığın,
Ölen masumlar değil, insanoğlunun kalbiydi, kalplerimiz...
Evrensellikle övünen yeni dünyanın hiçbir hakkı kalmamıştı savunacağı,
Çökmüştü sahte insan hakları...
Ve masala dönme çabasıyla tutuşurken gönlü yazarın,
Fark etmişti o acı gerçeği tekrardan:
Ne bir beşik kalmıştı sallayacağı o yavrunun ne dedesi ne ailesi...
Şehit olmuştu hepsi birer birer
O ise bir hastanede bulmuştu kendini
Bitkin ve yorgundu,
Kısık sesiyle yazmıştı cümleleri,
Kırgındı...
"Ben...
Ben Filistinli çocuk
Anlayamadım sahte masallarınızı
İdrak edemedim cümlelerinizi
Hakiki bir masal olsun istedim
Söylediklerim büyüklere okunsun her gece
Girsin rüyalarına bir bir
Çekip alsın onları hülyalarından
Arzuladıkları tatlı rüyalardan...
Bilsinler
Şırıl şırıl akan dereler yerine
Susuzluktan hasta olan insanları...
Mışıl mışıl uyuyan bebekler yerine
Bir daha uyanamayacak yavruları..."
Daha devam edemedi yavrucak,
Devam edemedi yazar
Kısık sesli masal kahramanının
Titreyen sesini kâğıda dökmeye...
Kırık kalemini bıraktı
Kucakladı minik gönlünü içten,
Ve ağladı...
Bir minik el okşadı sırtını
"Üzülme amca" dedi.
Hayrete düştü yazar,
Ne diyordu bu küçük kalp,
Sarıp destek olmaya gelenleri
Nasıl da avutuyordu?
Anladı sebebini sekinetin,
Teslimiyetin ve direnişin...
Bir masal bunu anlatamazdı
Devam etti küçük kahraman sözüne:
"Üzülme, Allah bizimle!"

