Melek Kayıtları
TEMMUZ Sayı: 6 - Ocak 2017

Cemal Şakar, editörlüğünü Duran Boz'un yaptığı Yazma Hikayeleri kitabında şöyle der:" Niçin yazdıklarına dair verdikleri cevaplar neredeyse her sanatçı için farklı olsa da, hatta cevaplar çelişik de olsa yazmayı sürekli ve zorunlu kılan: insanın kendi 'sınırlı' gerçekliğinden yola çıkıp Hakikatin 'sınırsız'lığını anlamaya çalışmasıdır". Abdullah Harmancı'nın son kitabı Melek Kayıtları'na baktığımızda sanki bütün bu sınırlı gerçekliğin içerisinde yaşanan bazı anları kaydeden meleklerin yazacaklarından, hikayelerin oluşturulduğunu düşünürüz. İnsan kusurlarıyla öykülerdedir, her haliyle kaydedilmiştir. Gizlediğini zihin açık etmiştir, hikaye somutlaştırmıştır.

Kitap üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümdeki kısa öykülerde genellikle baki olan ile fani olan arasında gidip gelir karakterler. Hep bir arayış vardır. Ulaşmayı arzuladığına uzanmak fakat yakalayamamak, ona dokunamadan kaybetmek vardır. Ve yeniden aradığının peşine düşer. Bazen neyi aradığını sorar. Karakter çoğunlukla kendisinden memnun değildir, buna rağmen kendi içine sığınmıştır. Aradığını kendine sormuş, kendinde bulmaya çalışmıştır.

İspirto Renkli Kağıtlar öyküsünde olağanüstülüğe, abartıya yer vermiştir. Tanımadığı bir genç kız adama, beraber yaşadığı teyzesini senelerdir rüyasında gördüğünü söyler. Adamın teyzesini tanımıyordur ama rüyamda gördüğüm sizin teyzeniz der. Olağan unsurlar ile olağandışı unsurları aynı öykü içinde kullanarak büyülü gerçeklik elde etmiştir yazar.

Melek Kayıtları öyküsü küçük başlıklar altında kısa anlatımlardan oluşur. Anlatımlar birbiriyle tema bakımında ilgilidir fakat her biri ayrı zamanlarda alınmış notlar gibidir. Parçalı halleriyle bir güncenin parçaları gibi dursalar da birleştiklerinde bir öykü oluştururlar. Ayrıca her biri için minimal öykü denebilir. Kişinin aynı olduğu hissi verir fakat her birinde mekan değişmektedir.

Öykülerin biri hariç hepsinde hangi dergide ve kaçıncı sayıda yayımlandığı bilgisi mevcuttur. Yazar bununla öyküyü, yayımlandığı zamana ait kılmak istemiş olabilir. Yayımlandığı zamanın okura bildirilmesi öykü ile yazıldığı zaman arasında bir bağ kurma imkanı sağlayacaktır.

Harmancı'nın öykülerinde şiirsellik de göze çarpar. Mısralar halinde yazdığı öykülerde daha çok belirginleşen şiirsellik, kısa cümlelerde de kendini gösterir. Bu şiirsellik akışkanlığı sağlar ve anlatıma sadelik yanında derinlik katar. Bu tür öykülerde yazarın, hikayeleşen şiiri veya şiirselleşecek kadar kısalan hikayeyi yakalamak istediğini düşünebiliriz.

"Kılınacak namazlar.

Verilecek sadakalar.

Yapılmaması gerekenler.

Yapılması gerekenler.

Hepsi hepsi için cetveller hazırladım."

Öykülerinde zıtlıklar bir aradadır. Genellikle ben anlatıcısı tercih edilmiştir. Bu da bilinç akışı tekniğini pürüzsüz kullanma imkanı sağlamıştır. Bütün anlatıcılarda açık veya örtük bir şekilde bulunan ideolojik veya felsefi tavır Harmancı'nın öykülerinde de göze çarpar. Karakterler genellikle dünya telaşı ile ahrete dönük eylemler arasında sıkışmıştır ve ikisini de tam teşekküllü gerçekleştiremediği düşüncesini içinde taşırlar. "O kadar çok yıkıldım ve o kadar çok yenildim ve o kadar çok doğruldum ve o kadar çok kıyam ettim ve o kadar çok yeniden yıkıldım ki..."

Öykülerde zıtlıklar bir aradadır. Sorgular, düğüm yapar, düğümü çözer, unutur, hatırlar... Bütün o neşeli anlatımın içinde bir burukluk yakalar okuru; gerilimle değil, yine neşeli dilini kaybetmeden. Öykülerde geriye kırılmalara da sık sık rastlıyoruz. Vurguyu bazen bir kelime üzerinde toplayarak gerilim oluşturur: "Annem hastalanacağını, annem doktora gideceğini, annem vücudunun her yerine kablolar takılacağını, annem birkaç ay içinde aramızdan ayrılacağını bilmiyor..." Okurun bütün ilgisini o kelime üzerinde toplar.

Yazar kitabı üç bölüme ayırıyor: Ressam Mavi, Alabora, Kanatsız Kapılar. Bunlar o bölümde bulunan öykülerden biri. İlk bölümdeki ilk öykünün ana teması öykü, ikinci bölümdeki ilk öykünün ana teması kelime, üçüncü bölümde ise temanın içeriğinde harf var.

İkinci bölümdeki öyküler de tema bakımından benzerlik gösterirler. Bu bölümde tema öykü yazmak ve kelime üzerinedir. Yazan; yazdığından, yazdıklarından tam bir memnunluk duymayan fakat yazıyı da bırakamayan karakterlerin öyküsüdür her biri. Öyküler genellikle karakterin seçimi ve bakış açısıyla yazılmış. Fakat nadiren öykü içerisinde hakim bakış açısının oluştuğunu görüyoruz. Bu, öykü boyunca sürmüyor, bir yerde başlayıp bitiyor ve yazar tekrar karakterin bakış açısına göre öyküsünü sürdürüyor. Mesaj genellikle ironin ardına gizleniyor, hakim bakış açısının olduğu yerlerde belirginleşiyor.

Üçüncü bölüm küçürek öykülerden oluşmaktadır. Küçürek öykünün ortaya çıkışı "hız" ile bağlantılanmaktadır. Ramazan Korkmaz küçürek öyküyü bir çığlığa benzetir. "Yersiz, yurtsuz ve zamansız"dır bu çığlık. Harmancı'nın küçürek öykülerinde şiirsellik daha da belirginleşiyor. Bir aforizmaya dönüşmediğini, çoğu zaman bir sembol etrafında döndüğünü görüyoruz.

Biçim olarak farklıyı denediği öykülerinden biri Eksi Bir adlı öyküsüdür. Bu öyküsünde büyük harf ve ekleri ayırmak dışında noktalama kullanmamıştır. İsmimin Baş Harfleri öyküsünde yazarın da adı öykü içerisinde geçer. Bu bir bakıma kısaca "hikaye anlatma oyunu" olarak tanımlayacağımız üstkurmaca metin sayılabilir.

Fani ile baki olan arasında kalan insanı birçok açıdan gelgitleriyle ele alır öykülerinde. Doğruluğundan emin olduğu her eyleminden dolayı insanı kuşkuya düşürür. Kitabın ismi de bu hakim düşünce sebebiyle verilmiş olabilir. Daima sorgulayan karakterlerin iyi ile kötü arasında gidip gelen düşünce ve eylemlerini kayıt altına alan meleklerin hatırlatmasıdır belki de. İnsanın egosunu, kibrini, şımarıklığını, ibadetleri ile düşünce ve eylemleri arasındaki dengesizliğini işaret eder.

Melek Kayıtları belki de meleklerin kayıtlarıdır.

Emine Batar Arşivi