Şiir ve Ahlak Bahsinde “Çifte Açmaz”
TEMMUZ Sayı: 6 - Ocak 2017

Şiirde “ben” deyince biraz duraksarız. Zira öykü ve roman deyince ucundan kıyısından da olsa ayırdığımız “anlatıcı ben” ile “yazan ben”i söz şiirden açılınca zihnimiz karışmaya başlar. Şiirdeki ben sadece okurların değil şairlerin de zihnini karıştırır çoğu zaman. Ben ile başlayan ben ile biten birer ego günlüğüne dönüşür bu yüzden şiir. Şiirin dünyadan münezzeh kılınması şiiri dünyanın çirkinliklerinden kurtarmıyor tam tersine ego kuyusunda boğulan bir şiir başka bir hastalığın alameti oluyor. Şair kendini ifade etmekten çevresine olan dikkatini köreltir ve bu da hem şiirine hem de bir çeşit kötülük katar. Şiirin bir kemal arayışı olmaktan çıkıp bir ego teşhirine dönmesi sözü habisleştirir. Şiirin amoral hale gelmesi tam da bu noktada başlar. Bu ahlaksızlıktan farklı olarak ahlakdışılıktır. İnsan nefsini terbiye ederek ahlaksızlığından kurtulabilir. Zira ahlaksız neden mahrum ve uzak kaldığının farkında olan kişidir. Amoral ise ahlakı yok sayar ve onun habaseti metastaz olmanın eşiğindedir. Bu açmazı fark eden bazı şairler de şiirlerini dış dünyaya alabildiğine açarak kendilerini dünyaya “tersinden” münezzeh kılıyorlar. Şair kendi iç dünyasına dâhil etmediği şiirinde önce samimiyetini kaybeder sonra da başta ahlak olmak üzere her şeyini. Bütün sözlere eşit mesafede kalır çünkü. Bu da şiiri sıradanlığın, öznesizliğin habasetine sürükler.

Dilek Kartal ise şiirini kendi beninden ibaret olmayan, başka benleri hesaba katarak kuruyor şiirini. Zalimleri ve mazlumları kendi beni olan şiirine buyur etmiyor, onların sesi olmuyor, nabzını tutmuyor. Ya ne yapıyor? Onların da yaşadığı; kendisinin de her an zalim veya mazlum olabileceği bir dünya olduğunun farkına vararak şiir yazıyor. Şiirini ne kendinden ne de dünyadan münezzeh bir sahte steril ortamda yazmıyor Dilek Kartal. İşte benim anladığım ve kitaba ismini veren “Çifte Açmaz” bu. Zira Dilek Kartal şiirini ne kendi egosuna ne de dış dünyaya angaje etmediği için “Çifte Açmaz”ı aşıyor.

Tepelerine kurşun dökülen çocukların nazarından bakıyor Dilek Kartal dünyaya. Sessizlikle geçiştirilen gürültüleri hiç olmamış gibi geride bırakmıyor. Dağ ağırlığında bulutlardan bahsediyor çünkü dağların endişe ettiği emanete cahilliği yüzünden talip olan insandan bahsediyor. Siyasetten değil siyasetin sebep olduğu ağıtlardan söz açıyor. Burada siyaset derken haber bültenlerinde gördüğümüzden ibaret olmayan siyasetçilerin mesleği olarak tabir edemeyeceğimiz, iki kişinin bir araya geldiğinde kurulan iktidar ilişkisine dair siyasetten de bahsediyoruz elbette. “Eksik Kalsın” diyor ve saymaya başlıyor Dilek Kartal. Entelektüelimsi raconu kesip biçiyor. Sosyal medyada çok RT alan ama samimiyeti olmayan sözler değil bunlar ancak. Kendini favlamak isteyenleri tavlamak gibi derdi yok bu şiirin şairinin. “Sözüm odun gibi olsun, doğru olsun tek” diyen Mehmet Akif Ersoy ile Dilek Kartal’ı akraba telakki ediyorum kendi adıma. Şiir ve ahlak bahsinde “Çifte Açmaz” böyle böyle aşılıyor.

Günlük hayattan detaylar üzerine “derinlikli” bir sorgulama yaparak kuruyor Dilek Kartal şiirini. Onda dolmuşta gördüğü enucuzpirlanta.com reklamının da kafede yaşanan sıradan bir hayat kesitinin de… Neyi ele alırsa alsın alabildiğine duyarlı bir kalemle yazıyor ve kendini bir seyirci, gözlemleyici konumuna getirmeden yazıyor şiirlerini. Mazlumların sesi olurken kendini “müstağni” tutmuyor bütün olan bitenlerden. Kendini de “sorgulamaya” dâhil ediyor ve hatta kendine karşı daha sert soruyor sorularını.

Bir akımın, bir ekolün sözcüsü olmak; başka şairlerin biat etmesini beklediği bir manifestoya imza atmak gibi derdi yok Dilek Kartal’ın. O, şiirinde güçlü bir bütünlük yakalıyor. Farklı denemelere kapatmıyor şiirini. Ancak bütün bunları “şiir” olsun diye yapmıyor. Şiirden ibaret olmayan derdi için biçemi de içeriğini taşıyacak şekilde inşa ediyor. Şiir onun için dikkat çekme aracı, egosunu ispatlama biçimi değil. Şiire şiir yapan kaliteleri göz ardı etmeden meramını ifade etmekten de bir adım geride kalmıyor.

Ali Emre’nin Dilek Kartal’ın ilk şiir kitabı “Taşı Kim Atacak” için yaptığı tespitler bu kitap için de geçerli: “Geneli itibariyle bütünlüklü, organik, anlam ve çağrışım haritası kuşatılıp kavranabilir şiirler yazıyor Dilek Kartal. Yer yer aksamalar olsa da parçadan bütüne doğru işlemiyor şiirin iç mantığı. Neyi, nasıl yazacağına dair aranışlar, yoklamalar, alıştırmalar yapıldıktan sonra şiirin ortaya çıktığına dair bir kanaat oluşuyor okuyucuda ilk elde. Toplumsal, siyasal, güncel olana yönelik ilgi daima baskın, daima önde. Duygu açıklamaları yer yer ağırlıklı bir yer tutsa da şair özne toplumsal / siyasal bir mevziye, duruşa, tercihe bağlı kalarak söz alıyor şiirlerde. Bilinçten, değerler dizgesinden, eleştirellikten kopuk olmayan bir kara duygululuk öne çıkıyor.”

Dilek Kartal, ilk kitabında “Taşı Kim Atacak” diye sormuştu bu kitabında ise “şimdi o taşı usulca yere bırak/ve ellerine bak” diyor.

İşte “Çifte Açmaz”ın bende bıraktıkları…

Suavi Kemal Yazgıç Arşivi