-Şehit Esma Biltaci’ye-
Her dakika bir zulüm doğan kıtalarda
Ebeler elinde günah taşıyor Esma
Kahire’nin öksüz Şehnaz’ı
Bir sen varsın içimizde
Musa kadar haklı ve buruk
Kan meydanlarında gülümseyen yüzün
Tüm sevinçlerin ortasında bir tabut
Ne Asya Venüsü, ne Mahzun Prenses
Hüzünlerin en güzeli son gülüşünde
Kızlar adından taç kuşanır oldu Esma
Bu gidiş, bu neşe, nedir bu düğün
Sen ölümün ilk kızı mısın
Tevekküle sığmıyor annelerin yası
Seninle her eşikte bir gözyaşı
Ve mümin yürekleri kemiriyor
Koltuklarda yer etmiş bin korku.
Nil gölgemize şahlanıyor
Sessiz
Dünya dönüyor
Gamsız
Asanın yuttuğu yılanlarız biz
Utanma evinde dövünen hadımlar adına
Büyülü bir panayır kurmuş soytarılarız
Dargın ve yürekli kızlara yakışmaz aşkımız!
Çağlar mı unuttu, biz mi Musa’yı
Söze uzun bir ara vermişiz
Ahdimiz kısır
Her ölüm bir devrim Esma
Devril ve kalk, yeniden ol
Bir daha dön ve yine öl
Ki şehrin duvarlarını devirsin
Ölü sandığımız gözlerin.
