Erdem Bayazıt Şiirinde Peygamberler “Derviş Burcundan Şiiri Örneği”
TEMMUZ Sayı: 23 - Haziran 2018

1939 Maraş doğumlu olan Erdem Bayazıt’ın ilk şiiri 1956 yılında Kahramanmaraş’ta çıkan “Gençlik” gazetesinin sanat ekinde yayımlanmıştır. Hamle, Hilal, Çıkış, Yeni İstiklal, Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat Dergisi, Deneme, Kaşgar, Yedi İklim, Hece ve Mavera gibi dergilerde şiirler yayımlatmaya devam etmiştir. Şairin ilk kitabı olan “Sebep Ey” 1973 yılında, ikinci şiir kitabı “Risaleler” 1987 yılında, son şiir kitabı olan “Gelecek Zaman Risalesi” ise 1998 yılında yayımlanmıştır.

Erdem Bayazıt, şiirinin iki temel kaynağı olan tabiat ve manevi unsurları ilk olarak doğup büyüdüğü çevreden almıştır. Babası dini bütün bir insandır ve evde İslami bir yaşayış hâkimdir. Şiirlerinin geneline yayılan manevi atmosfer özellikle bu çocukluk yıllarının ürünüdür. Lise yıllarındaki arkadaş çevresi onun edebiyata, özellikle de şiire olan ilgilisini daha da tetiklemiştir. Alâeddin Özdenören, Rasim Özdenören, Akif İnan, Cahit Zarifoğlu ve kendisinden yaşça büyük olan Nuri Pakdil ile arkadaşlıkları edebi hayatının önemli merhalelerindendir.

Erdem Bayazıt, liseyi bitirdikten sonra üniversite eğitimi için İstanbul’a gitmiştir. O yıllarda kendisini ve şiirini etkileyen isim olan Necip Fazıl Kısakürek ile tanışmış, onun yaşamının küçük bölümlerine tanıklık etmiştir. Necip Fazıl ile birlikte Abdülhakim Arvasi ziyaretleri Erdem Bayazıt şiirinin tasavvuf kaynaklarının temeli olmuştur. Daha sonra Nuri Pakdil’in vesilesiyle Sezai Karakoç ile tanışır ve şiir serüveni daima gelişerek devam eder. Şiirlerindeki tasavvuf atmosferi onun Abdurrahim Reyhani ile tanışmasından sonra daha da yoğunlaşır. O dönemlerde yönetiminde bulunduğu Mavera dergisinden bir ekiple işgal altında bulunan Afganistan’a gider. Orada şahit olduğu manzara da şiirlerinde derin izler bırakmıştır.

Yaşamış olduğu edebi çevre ve tanıdığı insanların yanında şiirinin kaynakları arasında halk kültürüne dair unsurlar, gelenek ve görenekler, halk şiirleri ve hikâyeleri yer alır. Tasavvufla ilgili temel bilgiler ve menkıbeler de Erdem Bayazıt şiirlerinde hissedilen kaynaklardandır. Bunların yanında divan şiiri, divan şiirinin gelenekleri, kullanılan mazmunlar, telmihler, tasavvufi şahsiyetler ve peygamberler şiirlerinin kaynağını beslediği pınarlar olarak yerini alır.

Türk edebiyatında peygamber kıssaları (kısas-ı enbiya) İslamiyet’in kabulünden itibaren şiirlerde çokça işlenmiştir. Özellikle divan şiirinde bir telmih unsuru olarak çeşitli sembollerle kullanılmıştır. Modern şiirde de hem telmih hem de çeşitli benzetme öğeleriyle birlikte kullanılagelen peygamber kıssaları Erdem Bayazıt şiirlerinde de yerini almıştır. Şairin son şiir kitabında yer alan “Derviş Burcundan” adlı şiir peygamber isimleri ve kıssalardan yapılan çağrışımlarla yüklü bir şiirdir.

Rüzgârlar niçin eser?

Getirmek için eser

Kenan illerine

Kokusunu Yusuf’un.

Şiirde yer alan ilk Peygamber Hz. Yusuf’tur. Hz. Yusuf şiirde güzelliğin ve iffetin sembolüdür. Bunun yanında kardeşlerinin kıskançlık sonucu kuyuya atılması, güzelliğini gören kadınların parmaklarını kesmesi, Züleyha’nın aşkına karşılık iffetini koruması, bir iftira ile zindana atılması ve rüya yorumu konusundaki yeteneği ile şiirlerde anılmıştır. Erdem Bayazıt, bu şiirinde Hz. Yusuf’tan bahsederken babası Hz. Yakup’u da hatırlatmıştır. Dörtlükte Hz. Yusuf’u bekleyen Hz. Yakup anlatılmıştır.

Yakub’la bekleyenim

Yusuf’la gözleyenim

Musa’yla Tur Dağında,

İsa’yla gökyüzünde!

Yunus Emre’nin ilahilerini hatırlatan bu dörtlüğün her mısrasında bir peygamber kıssasına telmih vardır. İlk mısrada şiirlerde rüya yorumlamasındaki yeteneği, oğlu Hz. Yusuf’tan ayrılınca üzüntüden kör olması, onun gömleğini gözlerine sürünce gözlerinin açılması gibi yönleriyle ele alınan Hz. Yakup anlatılmıştır. Hz. Yakup şiirde hüznün ve sabrın sembolüdür. Üçüncü mısrada Tur Dağı’nda Allah’ın ona seslenmesi, Allah’ın Tur Dağı’nda bir ağaca tecelli edişi, Firavun ile mücadelesi, Firavun büyücülerini alt etmesi, asasının yılana dönüşmesi, asası ile Nil’i ikiye bölmesi, koynuna soktuğu elini bembeyaz ışıklar saçarak çıkarması gibi mucizeleri ile şiirlere konu olan Hz. Musa kıssasına telmih vardır. Dördüncü dizede ise Cebrail’in Hz. Meryem’e üflemesi sonucu babasız olarak dünyaya gelişi, bebekken konuşması, körleri ve hastaları iyileştirmesi, ölüleri diriltmesi, göğe yükselmesi ancak üzerinde bir iğne bulunduğu için göğün dördüncü kat feleğinden daha ileri çıkamaması gibi motiflerle şiirlerde işlenen Hz. İsa yer almıştır.

İsmail’le kurbanım;

İbrahim’le Hac’tayım.

Süleyman’a tercüman;

Yunus’la ummandayım.

Şiirin devamındaki bu dörtlükte de her mısrada bir peygamber kıssasına telmih vardır. İlk mısrada teslimiyetin sembolü olan babası Hz. İbrahim tarafından kurban edilmek istenmesi ve bu duruma tam bir teslimiyet göstermesi yönleriyle şiirlerde işlenen Hz. İsmail ele alınmıştır. İkinci mısrada Halilullah olarak anılan, Nemrut ile mücadelesi, inancından vazgeçmediği için Nemrut tarafından ateşe atılan ama ateşin onu yakmayıp bir gül bahçesine dönüşmesi, putları yıkması, Kâbe’yi inşa etmesi gibi yönleriyle şiirlerde bahsedilen Hz. İbrahim’e telmih vardır. Üçüncü mısrada dünyadaki saltanatıyla meşhur, rüzgâra, insanlara ve cinlere hükmetmesi, rüzgârın onun tahtını taşıyıp yedi iklimi gezdirmesi, hayvanlarla konuşabilmesi, karınca ile olan konuşması, üzerinde Allah’ın ismi yazılı olan ve ona bu güçleri veren yüzüğü, yüzüğün çalınması, Saba melikesi Belkıs ile haberleşmesini sağlayan Hüdhüd kuşu gibi özellikleriyle şiirlerde yer bulan Hz. Süleyman’dır. Hz. Süleyman şiirde iktidar ve güç sembolü olarak kullanılmıştır. Son mısrada ise kendisine iman etmeyen, sapkın bir şekilde yaşayan ve putlara tapan kavminden Allah’tan izin almadan bir gemiye binip kaçmasıyla, daha sonra denize atılması ve bir yunusun onu yutmasıyla, balığın karnındayken sürekli af dileyip kurtulması gibi hadiselerle şiirlerde işlenen Hz. Yunus anlatılmıştır.

Muhammed’le Miraçta

Işık atımdır benim!

Şiirin son bölümü ikilik halinde tasarlanmış ve bu bölüm mahlûkatın var olduğu yüzü suyu hürmetine Evrenin Efendisine ayrılmıştır. Efendimiz şiirlerde son peygamber olması, âlemlerin onun için yaratılması, yetim olması, derin ilmi, hicreti, şefaati, Miraç ve İsra olayları, Miraç’ta Allah’a yayın iki ucu kadar yakınlaşması, âlemlere rahmet olarak gönderilmesi, yürürken bulutların onun üzerinde gölge olması, gölgesinin yere düşmemesi gibi motiflerle ele alınmıştır. Erdem Bayazıt da Miraç hadisesini şiirine işlemiştir.

Kuran-ı Kerim’de ismi geçen 28 peygamber bulunmaktadır. Özellikle divan şiirinde naat, mevlit veya hilye gibi müstakil eserlerde nübüvvet nurunun Hz. Âdem’den başlayarak nasıl devam ettiğini anlatan bölümlerde peygamberler sıkça zikredilmiştir. Bu tarz müstakil eserlerin dışında çeşitli mazmunlar olarak zikredilen peygamberler divan şiirinin yanında hem halk şiirinde hem de günümüz modern şiirinde de kullanılagelmiştir. Modern şiirimizde de peygamberler ya kıssalarıyla ya sembollerle ya da belli mucizeleriyle sıkça kullanılmıştır. Erdem Bayazıt da şiirlerinde peygamber kıssalarından yararlanmıştır. Netice itibariyle tek bir şiirde dahi Kuran-ı Kerim’de kıssalarına yer verilen 8 peygamberi işlemiştir. Bu derinlik Erdem Bayazıt’ın peygamberler tarihine vakıf ve bu kültürü şiirine işleyecek yetkinlikte olduğunu göstermektedir.

Mustafa Bostan Arşivi