Kırmızı Şapkalı Adam
TEMMUZ Sayı: 22 - Mayıs 2018

Bekçiler köyü
Bahçede ahşap traverslerden yapma taht
Trenle gelen buzlar ve gazete
Askeriyeden alıp diktiğimiz,
Telis kumaş ile örttüğümüz bidon
Termosumuz olurdu böylece
Trenle gelen ekmek kokusu
Günde iki kez köye uğrayan
Hayatın gözleriydi

Ramazan yazın en sıcak günleri

Eski radyomuz
Müezzinimiz olurdu
Elektrik ve suyun olmadığı
Beş haneli nahiyede

Yaşarken birçoğumuzu üzerdi
Sakız çiğnemeyi ar sayıp yasaklayan babalar
Çok güzeldi

Komodini hatırlıyorum
Üzerinde kitapların

Tepinip dururdu yüreğimde
Nereden kuvvet bulduysalar
Bir cuma vakti
Firar ettiler
Gözlerimden

Ve ben
Söyleyemiyorum
Hırçın yanımın sende oluşunu
Bu hasreti
Bana hiç sarılmadığın için

Hafızamı kanatmak
Ve senli anı var etmek

Kız çocukları bir tarla gibi topluca
Saçlarında beyaz kurdele
Kendimi arıyorum içlerinde
Ve kocaman kollar yapıp kendime
Tarlaya koşmak babaaa

İyi bir şey değil baba
Hiç iyi bir şey değil
Bir cuma vakti
Apansız düşmen gönlüme

Çok korkuyorum
Ölüm ve seni aynı cümlede kullanmaktan
Derdin ya hep
“Senden başka
Bana Kur'an okuyan olmaz” arkamdan
Aynı gökyüzü altında şimdi de ağlıyorum
Ve ateşi yazıyorum
Hiç iyi bir şey değil baba


Ne çok kıskanırdım seni
Kız kardeşime Nusaybin`den bebek getirdiğin gün
Ne çok ölmüştüm
Ne çok ölmüştü,
İçimdeki binlerce kız çocuğu

Hiç unutmuyorum
Bezden bebeğin saç rengini
Kardeşimin sevincini
Yüreğimdeki feryat ile

Gözlerim nerede mi
Çocukluğuma hapsetti babam

Hiç iyi bir şey değil baba
Hiç iyi bir şey değil
Gündüz vakti ağlatmak
Geceyi bekleyen yaramı kanatmak

Canım konuşmak istiyor
“Kırmızı şapkalı adam” diyorum
“Kim?” deyip gülenlere
Susuyorum

Ama bu yaptığın iyi bir şey değil baba
Gündüz gözü ağlatman iyi bir şey değil

Ve ben seni bir şiir yaptım yine
Koydum cebime
Birlikte yürürüz diye

Ayşe Yıldız Arşivi
22 Sayı: 22 - Mayıs 2018 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler