hafif gülümseyerek geçiştirmek isterdim kendimi
böylece karnıma inen yumruk, ertelenebilir
yıkık bir şehrin ahalisiyim
burada, bütün isyanlar geri çevrilir
hepimiz bir gölgeydik o yangında
sen ve ben, birazdan yıkılacak duvarda iki gölge
ama bir gölgeyi yangından
kim kurtarabilir
bu kadar sıradan olmamalıydı, bir kavgada tanışmalıydık mesela
senin kol saatinin camı kırılmış, kanım kaldırıma sıçramış benim
ve her dayaktan sonra gelen
hafif gülümseme dudaklarımızda
ellerimizi garipsemeliydik sonra, çünkü ancak kavgada
ya da ürkütülmüş bir çocuklukta garipsenir eller
o zaman konacağı son balkonu da unutur
yıkık bir şehre varan güvercinler
belki bir aşk bütün zamirlerini kusar o zaman
ne sen ne ben, ne de kusarken iki büklüm olmanın bizi
kavgada ve aşkta hatırlanmaz zamirler
yumarız, o büyük boşluğa bakmaktan kuruyan gözlerimizi
bir bıçağın karşısında olmak, işte benim yerim yurdum
neden baktın ve bıçak neden parladı
yanılıyorum, bir aşk değil bu, yalnızca tanrı
en içimde, müziğin sesini arttırdı


